24 Kasım Öğretmenler Günü
Yine Gününüz kutlu olsun sevgili öğretmenim,
Atatürk'e “Başöğretmen” ünvanı verilişinin 96’ıncı ve bu günün öğretmenler günü olarak kutlanmaya başlanmasının 43’, üçüncü yılı… 24 Kasım Öğretmenler günü… Sizin gününüz… Çok özel, çok yüce bir mesleğin sahibisiniz. Bedeli hiçbir maddi karşılıkla ölçülemeyecek kadar saygın. Sevgi ve fedakârlık mesleği. Sınırları okul ve sınıf duvarlarıyla çizilemeyecek, zil ile başlayıp bitmeyecek kadar ağır bir sorumluluk gerektiren kutsal bir görev. Bu mesleğin tarih boyunca da böyle görüldüğünü, “bilgelik mesleği” olarak kabul edildiğini, değerinin ve öneminin her dönemde vurgulandığını biliyoruz. Atatürk diyor ki “Dünyanın her yerinde öğretmenler toplumun en özverili ve en saygıdeğer öğeleridir.” Yüzyılar öncesinde Diyojen, “Yeryüzünde öğretmenlikten daha şerefli bir meslek tanımıyorum.” demiştir. Socrates ise öğretmenin ve öğretmenliğin önemini, “Dünyada her şeye değer biçilebilir, ama öğretmenin eserine değer biçilemez. Çünkü onun eseri hem her şeydir hem de hiçbir şeydir.” diye belirtmektedir. Hz. Ali, öğretmenliğin paha biçilmez değerini en kısa ve etkili biçimde, “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” diyerek ifade etmektedir. Bu şekilde ünlüleri ve sözlerini çoğaltarak pekçok örnek sıralamak mümkün. Bilim ve aklın ışığında, sevgi dolu yolun açık olsun fedakâr öğretmenim…
Ervin İbraim
Mustafa Kemal Atatürk comemorat la Bucureşti şi Constanţa
Fondatorul Republicii Turcia, Mustafa Kemal Atatürk, a fost comemorat duminică, 10 noiembrie, atât la Bucureşti, cât şi la Constanţa în cadrul unor ceremonii de depunere de coroane de flori. La împlinirea a 86 de ani de la decesul marelui lider, Consulatul General al Republicii Turcia la Constanţa a organizat o ceremonie de depunere de coroane la bustul lui Mustafa Kemal Atatürk situat în Parcul Arheologic. Evernimentul a reunit personal al Consulatului General al Republicii Turcia la Constanţa, membri ai comunităţilor turcă şi tătară precum şi reprezentanţi ai oamenilor de afaceri turci.
Uniunea Democrată Turcă din România a fost reprezentată la eveniment de preşedintele UDTR, Fedbi Osman, şi de secretarul general Ervin Ibraim care au depus o coroană de flori şi au păstrat un moment de reculegere la bustul fondatorului Republicii Turcia. O jerbă de flori a fost depusă şi din partea Radio T de către directorul Radio T, dl. Ervin Ibraim, şi redactorul şef Selmin Abaz.
În aceeaţi zi, o ceremonie de comemorare a lui Mustafa K. Atatürk a fost organizată şi de Ambasada Republicii Turcia la Bucureşti, la bustul din faţa Teatrului Odeon. Ambasadorul Ozgür Kvanç Altan a depus o coroană de flori şi a păstrat un moment de reculegere în semn de omagiu adus primului preşedinte al Republcii Turcia. Au mai fost depuse coroane de flori din partea Asociaţiei Oamenilor de Afaceri Turci (TIAD) Bucureşti, Institutul Cultural „Yunus Emre”, International MAARIF School of Bucharest etc.
Născut la Salonic în 1881, Mustafa K. Atatürk a fost un lider vizionar care a adus schimbări fundamentale în societatea turcă reuşind să transforme Turcia într-un stat modern, bazat pe valori democratice. Formarea sa intelectuală a început încă din primii ani de viaţă la Salonic la o şcoala islamică şi a continuat la una laică, unde a aprofundat limba franceză. O dată cu absolvirea Liceului Militar din Bitolia personaliatatea sa era deja conturată fiind în acord cu tendinţele politice de inspiraţie occidentală. O dată cu fondarea Republicii Turcia Mustafa K. Atatürk a impus un ritm rapid de modernizare a statului, modernizare care a urmărit diminuarea decalajului faţă de continentul european, din punct de vedere economic, social şi educaţional. În timpul mandatului său de Preşedinte, în 1933, a fost semnat Tratatul de Amiciţie şi de Neagresiune, de Arbitraj şi Conciliaţiune între România şi Turcia, ca o mărturie peste vremuri a legăturilor strânse dintre popoarele noastre.
Etnicii turci din România îl vor respecta mereu pe Mustafa Kemal Atatürk şi îl vor păstra în inimile lor ca pe un important lider militar şi politic, vizionar.
Sorina Asan
Mustafa Kemal Atatürk Bükreş ve Köstence’de anıldı
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım Pazar günü hem Bükreş’te hem de Köstence’de düzenlenen çelenk koyma törenleriyle anıldı. Ulu Önder’in 86. ölüm yıldönümünde Türkiye Cumhuriyeti Köstence Başkonsolosluğu, Arkeoloji Parkı’nda bulunan Mustafa Kemal Atatürk’ün büstüne çelenk koyma töreni düzenledi. Etkinlik, Türkiye Cumhuriyeti Köstence Başkonsolosluğu çalışanlarının yanı sıra Türk ve Tatar toplumu üyeleri ile Türk işadamlarını bir araya getirdi.
Romanya Demokrat Türk Birliği’nin R.D.T.B. Genel Başkanı Fedbi Osman ve Genel Sekreter Ervin İbraim tarafından temsil edildiği etkinlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusunun büstüne çelenk konuldu ve saygı duruşunda bulunuldu. Radyo T adına da Radyo T Müdürü Ervin Ibraim ve redaktör Selmin Abaz tarafından çelenk konuldu.
Mustafa K. Atatürk’ü anma töreni Türkiye Cumhuriyeti Bükreş Büyükelçiliği tarafından da 10 Kasım’da Odeon Tiyatrosu önündeki büstte Atatürk’ü anma töreni düzenlendi. Büyükelçi Özgür Kıvanç Altan, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı’nın anısına çelenk koydu ve saygı duruşunda bulundu. Bükreş Türk İşadamları Derneği (TİAD), “Yunus Emre” Kültür Enstitüsü, Bükreş Uluslararası MAARİF Okulu adına da çelenkler konuldu. 1881’de Selanik’te doğan Mustafa K. Atatürk, Türk toplumunda köklü değişiklikler meydana getiren ve Türkiye’yi demokratik değerlere dayalı modern bir devlete dönüştürmeyi başaran vizyoner bir liderdi. Entelektüel eğitimi Selanik’teki ilk yıllarında bir İslam okulunda başladı ve Fransızca öğrendiği laik bir okulda devam etti. Bitolia’daki Askeri Lise’den mezun olduğunda, kişiliği Batı’dan esinlenen siyasi eğilimler doğrultusunda şekillenmişti. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla birlikte Mustafa K. Atatürk, ekonomik, sosyal ve eğitim açısından Avrupa kıtası ile aradaki farkı azaltmayı amaçlayan hızlı bir devlet modernleşmesini dayattı. Cumhurbaşkanı olduğu dönemde, 1933 yılında, halklarımız arasındaki yakın bağların bir kanıtı olarak Romanya ile Türkiye arasında Dostluk ve Saldırmazlık, Tahkim ve Uzlaşma Antlaşması imzalanmıştır.
Romanya’daki etnik Türkler Mustafa Kemal Atatürk’e her zaman saygı duyacak ve onu önemli bir vizyoner askeri ve siyasi lider olarak kalplerinde yaşatacaklardır.
Nurcan İbraim
10 Kasım – Atatürk’ü Anma Günü
10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü ve Atatürk Haftası’nda her yıl anma etkinlikleri düzenleniyor. 10 Kasım 1938’de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk, çok sevdiği ülkesine ve hayata veda etti. Eğitime verdiği önem, kadına verdiği değer, hayvanlara karşı sevgisi ile herkese örnek olması gereken Atatürk’ün ölümü halkı da derin yasa boğdu. Sadece Türk halkını değil farklı milletlerin de sık sık örnek aldığı ve sevdiği bir liderdi. 1938 yılı 10 Kasım günü saat 9’u 5 geçe aramızdan ayrılan Atatürk o gün çeşitli etkinliklerle anılıyor.
10 kasim 1953’te neler oldu?
Mehmet Arif Demirer, Ankara Koleji’nde öğrenim gördüğü yıllarda okulun izci grubunda olduğunu ve arkadaşlarıyla birlikte 10 Kasım 1953’te Anıtkabir’de gerçekleştirilecek tören için seçildiğini söyledi.
Atatürk’ün naaşının Anıtkabir’e getirilmesi töreninin provasını önceden yaptıklarını belirten Demirer, “7 Kasım’da Anıtkabir’e geldik ve o gün herkesin nerede duracağı santim santim hesaplandı. 10 Kasım’ın provası yaklaşık 3 saat sürdü ve bizden başka kimse yoktu.” diye konuştu.
Defin töreninin yapılacağı gün ise çok erken saatlerde Anıtkabir’e geldiklerini ifade eden Demirer, Atatürk’ün naaşının öğle saatlerinde askerlerin omzunda Aslanlı Yol’dan geçirilerek alana getirildiğini belirtti.
Demirer, dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar, 2’nci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Başbakan Adnan Menderes ve Meclis Başkanı Refik Koraltan’ın Etnoğrafya Müzesi’nden yürüyerek Anıtkabir’e geldiğini belirterek, “Cumhurbaşkanı Celal Bayar benden yaklaşık 8 metre uzaktaydı. Çok iyi hatırlıyorum ki Bayar ağlayarak çok güzel bir konuşma yaptı. 70 yaşındaydı, Etnoğrafya Müzesi’nden Anıtkabir’e kadar 3,5 saat yürümüştü ve burada yarım saat ayakta kalmıştı.” dedi.
3’üncü Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın, 1 Kasım 1952’de Selanik’e gittiğini anlatan Demirer, “Celal Bayar Selanik’te Atatürk’ün doğduğu evin boş ve bakımsız olduğunu görmüştü. Oranın da 10 Kasım 1953 gününe müze olarak yetiştirilmesi talimatını vermişti. O gün iki açılış birden yapıldı. Ankara’da Atatürk’ü vatan toprağına kavuşturduk, Selanik’te de bir törenle Atatürk Müzesi açıldı. Bunlar Türk siyasi tarihindeki çok önemli olaylardır ve Celal Bayar’ın her ikisinde de çok büyük hizmetleri olmuştur.” diye konuştu.
“O GÜN ANKARA’DA ATATÜRK VARDI”
Atatürk’ün naaşının Anıtkabir’e defnedilmesine şahit olmak isteyen binlerce kişinin başkente geldiğini söyleyen Demirer, yaklaşık 70 bin kişinin törene katıldığını ve o günün şartlarına göre bunun ciddi bir rakam olduğunu belirtti. Demirer, soğuk olmayan güneşli bir kasım gününde törenin gerçekleştiğini ifade ederek, “O gün Ankara’da Atatürk vardı. 7’den 70’e kadar herkes Atatürk’ü teneffüs ediyordu. İnsanlar o gün Ankara’da olabilmek için uzak yollardan, çok geri ulaşım imkanlarıyla gelmişti. Ankara’nın otelleri yeterli olmadığı için kaldırımlarda yattılar. Sadece o anı yaşayabilmek için buraya gelmişlerdi.” diye konuştu.
Nilgün Panaitescu
10 noiembrie - Ziua comemorativă Atatürk
La 10 noiembrie au loc în fiecare an evenimente de comemorare a Zilei Atatürk şi a Săptămânii Atatürk. La 10 noiembrie 1938, fondatorul Republicii Turcia, marele lider Mustafa Kemal Atatürk, şi-a luat rămas bun de la ţara şi viaţa sa iubită. Moartea lui Atatürk, care ar trebui să fie un exemplu pentru toată lumea prin prisma importanţei pe care a acordat-o educaţiei, a preţuirii pe care a oferit-o femeilor şi a dragostei sale pentru animale, a provocat o durere profundă în rândul poporului. A fost un lider pe care nu numai poporul turc, ci şi diferite naţiuni l-au luat adesea drept exemplu şi l-au iubit. Atatürk, care a decedat la 10 noiembrie 1938, la ora 9 şi 5 minute, este comemorat în această zi prin diverse evenimente.
Ce s-a întâmplat pe 10 noiembrie 1953?
Mehmet Arif Demirer a declarat că a fost membru al grupului de cercetaşi al şcolii pe vremea când studia la Ankara College şi că el şi prietenii săi au fost selectaţi pentru ceremonia care urma să aibă loc la Anıtkabir la 10 noiembrie 1953.
Precizând că au repetat în avans ceremonia de depunere a trupului lui Atatürk la Anıtkabir, Demirer a spus: „Am ajuns la Anıtkabir pe 7 noiembrie şi locul în care urma să stea fiecare în acea zi a fost calculat centimetru cu centimetru. Repetiţia pentru 10 noiembrie a durat aproximativ 3 ore şi nu era nimeni în afară de noi”.
Afirmând că au ajuns la Anıtkabir foarte devreme în ziua ceremoniei de înmormântare, Demirer a spus că trupul lui Atatürk a fost adus la faţa locului pe umerii soldaţilor la prânz, trecând prin Calea Leului.
Demirer a declarat că preşedintele de atunci Celal Bayar, al doilea preşedinte İsmet İnönü, prim-ministrul Adnan Menderes şi preşedintele Parlamentului Refik Koraltan au mers pe jos la Anıtkabir de la Muzeul de Etnografie şi a spus: „Preşedintele Celal Bayar era la aproximativ 8 metri de mine. Îmi amintesc foarte bine că Bayar a ţinut un discurs foarte frumos în timp ce plângea. Avea 70 de ani, mersese pe jos timp de 3,5 ore de la Muzeul de Etnografie până la Anıtkabir, unde a stat o jumătate de oră”.
Explicând că cel de-al treilea preşedinte Celal Bayar a mers la Salonic la 1 noiembrie 1952, Demirer a spus: „Celal Bayar a văzut că casa în care s-a născut Atatürk în Salonic era goală şi neglijată. El a dispus ca aceasta să fie deschisă ca muzeu pe 10 noiembrie 1953. În acea zi au avut loc două inaugurări. La Ankara, Atatürk s-a reunit cu patria sa, iar Muzeul Atatürk a fost deschis printr-o ceremonie la Salonic. Acestea sunt evenimente foarte importante în istoria politică a Turciei, iar Celal Bayar a avut un rol important în ambele.”
„ÎN ACEA ZI A FOST ATATÜRK ÎN ANKARA”
Afirmând că mii de oameni au venit în capitală pentru a asista la înmormântarea trupului lui Atatürk în Anıtkabir, Demirer a spus că aproximativ 70 de mii de oameni au participat la ceremonie şi că acesta a fost un număr foarte însemnat conform condiţiilor din acea zi. Demirer a declarat că ceremonia a avut loc într-o zi însorită de noiembrie, a spus: „A fost Atatürk în Ankara în acea zi. Toată lumea de la 7 la 70 de ani îl respira pe Atatürk. Oamenii au călătorit de departe cu mijloace de transport foarte vechi pentru a fi în Ankara în acea zi. Au dormit pe trotuare pentru că hotelurile din Ankara nu erau suficiente. Au venit aici doar pentru a trăi acel moment.”
Nilgun Panaitescu
Öğretmenler Günü ve Atatürk
Bu gün hem Ata’mızın Başöğretmen oluşu yönünden gurur duyduğumuz gündür hem de bizi yetiştiren öğretmenlerimizi hatırlayıp onlara bizim için ne kadar kıymetli olduklarını göstermemizi sağlayan gündür.
Arkadaşlar, öğretmenlik ve öğretmen öyle önemlidir ki! Ata’mızın da dediği gibi: “Bir millet için iki ordu vardır: Biri savaş ordusu, diğeri eğitim ordusu”
Bir ülkenin geleceğinin şekillenmesinde ve yeni kuşağın kişiliğinden bilgisine, her şeyde, öğretmenin imzası vardır. Öğretmeni çağdaş, demokrat, cumhuriyetçi ve laik olan her medeniyet gelişmişlik yolunda Ata’mızın bize gösterdiği yola doğru hızla gider. Bunun aksini yapanlar ise çağın gerisinde kurumaya yüz tutar.
İşte öğretmen de öğretmenlik de bu yüzden önemlidir. Bir doktorun hastasının ameliyatında ne kadar etkisi varsa öğretmenliğin de bir ülkenin geleceğinde o derece etkisi vardır. Zaten Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk de “Öğretmenler yeni nesil sizlerin eseri olacaktır!” sözüyle durumun önemini açıkça vurgulamıştır.
Öğretmenler gününüz kutlu olsun öğretmenlerimiz…
anonim
24 noiembrie Ziua profesorului
Uniunea Democrată Turcă din România marchează anual „Ziua profesorului” sărbătorită în Turcia la data de 24 noiembrie. Anul acesta activitatea dedicată acestei zile deosebit de importantă a avut loc în perioada 14-17 noiembrie, în Sinaia. La evenimentul organizat de comisia centrală de învăţământ UDTR au fost invitaţi peste cincizeci de profesori, dintre aceştia treizeci au putut participa şi sărbători aşa cum se cuvine această zi dedicată lor. În deschiderea evenimentului domnul Osman Fedbi, preşedinte UDTR s-a adresat invitaţilor spunând: „În timp ce ne pregătim pentru această zi specială, 24 noiembrie, Ziua Profesorului doresc să-mi exprim recunoştinţa faţă de toţi cei care şi - au ales profesia de dascăl şi sper că vor înţelege toţi ceilalţi, elevi sau părinţi, locul şi importanţa profesorilor în societate. Astăzi este o zi frumoasă în care toţi profesorii noştri sunt amintiţi cu respect şi dragoste pentru serviciile lor. De la începuturile fiinţelor umane, educaţia lor a fost considerată la fel de importantă şi valoroasă ca şi existenţa lor fizică. După ce a primit cunoştinţe de bază în mediul familial în care s-a născut şi a crescut, o persoană are nevoie de un formator, instructor, tutore sau profesor pentru a deveni mai complet echipat. O persoană poate învăţa moralitatea, spiritualitatea, ştiinţele, creativitatea, abilităţile, istoria şi civilizaţia doar datorită unui profesor. Educaţia şi instruirea formează baza culturii şi civilizaţiei, iar creatorul acesteia este profesorul.”
În cadrul acestui eveniment, doamna Bormambet Vildan, organizatoare a acestei activităţi a pregătit şi un curs de formare pentru profesori tocmai pentru că un viitor mai luminos şi viteza cu care ne putem ridica deasupra civilizaţiei contemporane vor depinde de valoarea pe care o acordăm educaţiei profesorilor. Profesorul are misiunea de a-şi conduce elevii şi întreaga societate în iluminare. Din acest motiv, trebuie să se perfecţioneze în mod constant, să urmeze îndeaproape inovaţiile şi să protejeze întotdeauna onoarea şi demnitatea profesiei sale.
„Ziua Profesorului” este declarată sărbătoare naţională în Turcia din 1981 în semn de apreciere pentru toţi dascălii. Mustafa Kemal Atatürk este considerat primul profesor datorită adoptării alfabetului latin în 1923, la înfiinţarea Turciei moderne.
Mustafa Kemal a mers din sat în sat şi cu creta pe tabla neagră i-a învăţat alfabetul latin pe turci şi le-a explicat cum trebuie pronunţate literele. Educaţia a avut de profitat de pe urma reformei Kemaliste, deoarece tineretul din Turcia a fost încurajat să folosească noile oportunităţi educaţionale care le dădeau acces la tradiţiile umaniste şi ştiinţifice ale Occidentului.
După 1989 aici în România reluarea predării limbii materne turce în şcoli a fost cel mai mare câştig obţinut de comunităţile etnice turce şi turco-tătare. Studierea limbii turce materne şi a religiei islamice în limba turcă au un rol definitoriu în păstrarea identităţii etnice iar un rol fundamental le revine profesorilor şi familiei. Legislaţia română în domeniu permite începerea studiului limbii materne în orice an de studiu, inclusiv la nivelul grupei de începători.
Uniunea Democrată Turcă din România sprijină si promoveaza studierea limbii materne în şcolile din România. Aşa cum în judeţul Constanţa populaţia turcă şi turco-tătară ocupă numeric un loc important şi studierea limbii materne are un rol esenţial în păstrarea identităţii etnice. Ziua Profesorului este o zi specială printre activităţile UDTR. Sărbătorită cu mare entuziasm în fiecare an pe 24 noiembrie are o valoare de neuitat în comunitatea educaţională. Această zi semnificativă este o oportunitate pentru elevi şi părinţi de a-şi exprima recunoştinţa faţă de profesorii care joacă un rol major în creşterea tinerelor generaţii. Toate mesajele şi felicitările de Ziua Profesorului sunt una dintre cele mai elegante moduri de a exprima respectul şi dragostea faţă de profesori. Câteva propoziţii alese cu grijă se remarcă ca o modalitate impresionantă de a le mulţumi profesorilor pentru eforturile şi dragostea lor. Cuvintele frumoase de Ziua Profesorului care sunt incluse în diferite compoziţii şi eseuri pot fi incluse sau pot fi scrise pe o felicitare frumoasă pe care vrei să o oferi celor dragi sau educatorilor oferind una dintre cele mai eficiente modalităţi de a-i onora, în acelaşi timp, întărind legăturile emoţionale. Fie că eşti elev sau părinte, există multe moduri de a descrie urmele unui profesor din viaţa noastră. Cuvintele pregătite cu grijă pentru ziua profesorului este important să fie pline de expresii care descriu valoarea pe care profesorii o adaugă lumii educaţiei şi moştenirea pe care o lasă viitorului. Cuvintele speciale pentru Ziua Profesorului sunt adesea împodobite cu expresii eficiente care subliniază sfinţenia profesiei lor şi eforturile pe care le depun în îndrumarea elevilor. Contribuţia profesorilor la studenţi nu se limitează la realizările academice. Ei joacă un rol important în modelarea caracterului lor.
La mulţi ani, actuali, viitori şi foşti profesori !
Melek Osman
Ziua Profesorului
Ziua Profesorului, celebrată pe 24 Noiembrie in Turcia, este o zi specială în care se onorează şi apreciează munca neobosită, dedicarea şi devotamentul celor care călăuzesc paşi pe drumul cunoaşterii. Profesorii nu sunt doar dascăli, ci şi mentori care modelează caractere, inspiră generaţii şi lasă o amprentă profundă în suflete. Profesorii sunt adevăraţi arhitecţi ai societăţii, ghidând paşi, insuflând valori şi deschizând orizonturi.
Această zi reprezintă un prilej deosebit de a reflecta asupra importanţei inegalabile a educaţiei şi a celor care modelează generaţiile viitoare.
Mă simt profund onorată că am avut privilegiul de a participa la evenimentul organizat de Uniunea Democrată Turcă din România cu ocazia acestei zile speciale. A fost o experienţă deosebită care mi-a adus în suflet emoţie şi recunoştinţă. Vreau să le mulţumesc din toată inima organizatorilor pentru această iniţiativă remarcabilă, pentru ospitalitatea şi atenţia la detalii, dar mai ales pentru respectul şi consideraţia arătată celor care luminează căi.
Am avut şansa de a întâlni oameni minunaţi, de a împărtăşi poveşti şi de a simţi încă o dată cât de valoroasă este această profesie. Fiecare interacţiune din cadrul acestui eveniment mi-a amintit cât de importantă este educaţia, nu doar ca un instrument al cunoaşterii, ci ca un fundament al formării noastre umane.
La mulţi ani tuturor profesorilor! Fie ca lumina cunoaşterii pe care o răspândesc să continue să inspire! Fie ca eforturile să fie mereu recunoscute, iar pasiunea cu care modelează căi să nu se stingă niciodată!
Cu profundă recunoştinţă şi admiraţie!
Dilber Salim
Öğretmenler Günü
24 Kasım Türkiye’de kutlanılan özel bir gün - Öğretmenler Günü! Bilgi yolculuğunda rehberlik edenlerin yorulmak bilmeyen emeklerini, özverilerini ve adanmışlıklarını onurlandırmak ve takdir etmek için özel bir gündür. Öğretmenler sadece eğitimci değil, aynı zamanda karakterleri şekillendiren, nesillere ilham veren ve ruhlarda derin izler bırakan mentörlerdir.
Bu gün, eğitimin ve geleceğin nesillerini şekillendiren öğretmenlerin eşsiz önemini düşünmek için özel bir fırsattır. Öğretmenler, toplumun gerçek mimarlarıdır; değerler aşılayarak, ufukları genişleterek ve adımları yönlendirerek yol gösterirler.
Bu özel gün vesilesiyle Romanya Türk Demokrat Birliği tarafından düzenlenen etkinliğe katılma ayrıcalığını yaşadığım için derin bir onur duyuyorum. Bu, kalbe derin duygular ve minnettarlık getiren benzersiz bir deneyim oldu. Böyle anlamlı bir girişim, gösterilen misafirperverlik ve detaylara verilen önem için organizatörlere en içten teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Özellikle de yolları aydınlatan öğretmenlere gösterilen saygı ve takdir beni çok etkiledi.
Bu etkinlik sayesinde harika insanlarla tanışma, hikayeler paylaşma ve bu mesleğin ne kadar değerli olduğunu bir kez daha hissetme şansım oldu. Etkinlikteki her etkileşim, eğitimin yalnızca bir bilgi aracı değil, aynı zamanda insanlığımızın temeli olduğunu hatırlattı.
Tüm öğretmenlerin Öğretmenler Günü kutlu olsun! Yaydıkları bilgelik ışığı, gelecekte de ilham vermeye devam etsin! Emeklerinin her zaman takdir edilmesini ve tutkularının hiç sönmemesini dilerim.
Derin minnettarlık ve hayranlıklarımla,
Dilber Salim
Ziua Dobrogei
Ziua Dobrogei, sărbătorită anual la data de 14 noiembrie din anul 2015, a fost marcată la Constanţa printr-o serie de manifestări culturale menite să reînvie momentul istoric de la 1878 când autorităţile române au preluat administraţia Dobrogei. Legea privind instituirea Zilei Dobrogei a fost adoptată la 19 noiembrie 2013 de Senat, iar la data de 9 septembrie 2015 a fost votată de plenul Camerei Deputaţilor, în calitate de for decizional. Aceasta a fost publicată în Monitorul Oficial la data de 6 octombrie 2015. Astfel, Ziua Dobrogei a fost marcată pentru prima dată la Constanţa, sâmbătă 14 noiembrie, în Sala „Remus Opreanu” a Palatului Administrativ, printr-o şedinţă solemnă în care au fost oferite plachete comemorative.
În acest an, Muzeul de Artă Populară din Constanţa a organizat, în perioada 12-17 noiembrie, manifestări culturale cu caracter educativ pentru publicul larg: ateliere de pedagogie muzeale, activităţi interactive pentru copii, un atelier de fotografie pentru pasionaţii de portul popular dobrogean, o expoziţie şi o lansare de carte, precum şi un târg la care au participat meşteri populari locali. Tot de Ziua Dobrogei, Muzeul de Artă Populară din Constanţa a oferit publicului larg accesul gratuit în muzeu în data de 14 noiembrie.
Cu prilejul aniversării a 146 de ani de la alipirea Dobrogei la România, în data de 23 noiembrie a fost lansat volumul „Patrimoniul uman al Dobrogei. Contribuţii şi destine remarcabile”, autor Aurelia Lăpuşan. Evenimentul a fost găzduit de Teatrul de Copii şi Tineret „Căluţul de Mare”. „În editarea cărţii m-am folosit de fondul documentar. În carte sunt prezentate 40 de personalităţi pe care nu ar trebui să le uităm”, a declarat autoarea, dna Aurelia Lăpuşan, care a înmânat fiecărui invitat câte un exemplar.
Tot în data de 23 noiembrie, a fost organizată o slujbă de „Te Deum” la Biserica Schimbarea la faţă „Metamorphosis” din Constanţa urmată de o fotografie de grup care a rememorat momentul istoric de la 1878. La fotografia de grup au participat reprezentanţi ai administraţiei publice locale, ai instituţiilor deconcentrate şi de învăţământ, dar şi ai comunităţilor etnice din Constanţa. Uniunea Democrată Turcă din România a fost reprezentată la eveniment de preşedintele comisiei de tineret Harun Osman. La fotografia de grup a fost prezent şi subprefectul judeţului Constanţa, dl. Şenol Ali.
Sorina Asan
Dobruca Günü
Her yıl 14 Kasım tarihinde kutlanan Dobruca Günü, Köstence’de Romen makamlarının Dobruca’nın yönetimini devraldığı 1878 yılındaki tarihi anı canlandırmayı amaçlayan bir dizi kültürel etkinlikle kutlandı. Dobrogea Günü’nün kuruluşuna ilişkin Kanun 19 Kasım 2013 tarihinde Senato tarafından kabul edilmiş ve 9 Eylül 2015 tarihinde karar alma organı olan Temsilciler Meclisi tarafından oylanmıştır. Kanun 6 Ekim 2015 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandı.
Dobruca Günü, Köstence’de ilk kez 14 Kasım Cumartesi günü İdari Saray’ın “Remus Opreanu” Salonu’nda düzenlenen ve hatıra plaketlerinin takdim edildiği bir oturumla kutlandı. Köstence Halk Sanatları Müzesi bu yıl 12-17 Kasım tarihleri arasında halka yönelik eğitici nitelikte kültürel etkinlikler düzenledi: Müzede pedagojik atölye çalışmaları, çocuklar için interaktif etkinlikler, Dobrogea’nın halk kostümlerine ilgi duyanlar için bir fotoğraf atölyesi, bir sergi ve kitap lansmanının yanı sıra yerel halk zanaatkârlarının katılımıyla bir fuar düzenledi. Dobrogea Günü’nde ayrıca Köstence’deki Halk Sanatları Müzesi 14 Kasım’da halka ücretsiz giriş imkanı sundu.
Dobruca’nın Romanya’ya ilhakının 146. yıldönümü vesilesiyle 23 Kasım’da Aurelia Lăpuşan tarafından kaleme alınan “Dobruca’nın İnsani Mirası: Katkılar ve Olağanüstü Kaderler” başlıklı kitap tanıtıldı. Etkinliğe “Căluţul de Mare” Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu ev sahipliği yaptı. “Kitabı düzenlerken belgesel arka planından yararlandım. Kitapta unutmamamız gereken 40 şahsiyet yer alıyor” diyen yazar Bayan Aurelia Lăpuşan, konuklara birer kitap hediye etti.
Ayrıca 23 Kasım’da Köstence’deki “Metamorphosis” Kilisesinde bir “Te Deum” dini ayin düzenlendi ve ardından 1878’deki tarihi anı hatırlatan bir toplu fotoğraf çekildi. Grup fotoğrafına yerel kamu yönetimi, merkezi ve eğitim kurumlarının temsilcilerinin yanı sıra Köstence’deki etnik toplulukların temsilcileri de katıldı. Romanya Demokrat Türk Birliği etkinlikte gençlik komisiyon başkanı Harun Osman tarafından temsil edildi. Köstence Vali Yrd. Sayın Şenol Ali de toplu fotoğraf çekiminde hazır bulundu.
Nurcan İbraim
Vizita noului consul general al Turciei la sediul central al UDTR
Noul Consul General al Republicii Turcia la Constanţa, dl. Ozan Çakır, a efectuat o vizită de curtoazie la noul sediul central al UDTR din Constanţa. Oaspetele a fost primit de Preşedintele Uniunii Democrate Turce din România, ing. Fedbi Osman, cu care a avut o întrevedere joi, 21 noiembrie.
Dialogul s-a desfăşurat într-o atmosferă cordială în care ambele părţi şi-au exprimat dorinţa de a coopera în continuare în cadrul unor proiecte comune. În cadrul întâlnirii, preşedintele UDTR a mulţumit consulului general pentru interesul de a continua pe acceaşi linie ca şi până acum cooperarea cu Uniunea Democrată Turcă din România. Diplomatul turc şi-a arătat disponibilitatea de a sprijni demersurile UDTR de a obţine de la Ministerul Transporturilor aviz favorabil pentru accesul la frontieră a autocarului şi a microbuzului UDTR, atunci când se deplasează cu etnici turci în scopul derulării unor proiecte culturale în Republica Turcia. Tot în cadrul discuţiilor, consulul general Ozan Çakır a lansat invitaţia unui ansamblu de dansuri tradiţionale turceşti de a participa cu un program artistic la Târgul de Crăciun organizat de Asociaţia Internaţională a Femeilor (IWA) în parteneriat cu Ambasada Republicii Turcia la Bucureşti şi cu alte misiuni diplomatice din România, la Biblioteca Naţională, în data de 8 decembrie. Invitaţia a fost acceptată cu plăcere.
La întrevedere au mai luat parte:prim-vicepreşedintele Iusein Gemal, preşedinţii comisiilor de religie, femei şi tineret, Temur Ibraim, Melec Amet şi Harun Osman precum şi dna prof. Melek Osman, responsabil Patrimoniu Etno-Cultural. Au mai fost prezenţi la discuţii: preşedintele Sucursalei UDTR Tuzla, dl. Levent Salim, vicepreşedinta Sucursalei UDTR Constanţa, dna Nazigher Mustafa şi vicepreşedinta comisiei de religie, prof. dr. Firdes Musledin. Alături de liderii UDTR s-a aflat şi subprefectul Şenol Ali.
Sorina Asan
Türkiye’nin yeni Başkonsolosu R.D.T.B. merkezini ziyaret etti
Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni Köstence Başkonsolosu Sayın Ozan Çakır, R.D.T.B.’nin Köstence’deki yeni merkezine bir nezaket ziyaretinde bulundu. Konuk, Romanya Demokrat Türk Birliği Genel Başkanı Müh. Fedbi Osman tarafından karşılandı ve 21 Kasım Perşembe günü R.D.T.B.’nin yeni genel merkezinde bir görüşme gerçekleştirdi.
Samimi bir ortamda gerçekleşen diyalogda her iki taraf da ortak projelerde işbirliğini sürdürme isteklerini dile getirdi. R.D.T.B Başkanı, Romanya Demokrat Türk Birliği ile devam eden işbirliği için Başkonsolos’a teşekkür etti. Türk diplomat, R.D.T.B. nin Türkiye Cumhuriyeti’ndeki kültürel projeler amacıyla etnik Türklerle seyahat ederken R.D.T.B. ‘nin otobüs ve minibüsünün sınırdan geçişi için Ulaştırma Bakanlığı’ndan olumlu görüş alma çabalarını desteklemeye hazır olduğunu gösterdi. Görüşmeler sırasında ayrıca Başkonsolos Ozan Çakır, Uluslararası Kadınlar Derneği (IWA) tarafından Türkiye Cumhuriyeti Bükreş Büyükelçiliği ve Romanya’daki diğer diplomatik misyonlarla ortaklaşa olarak 8 Aralık’ta Milli Kütüphane’de düzenlenen Noel Panayırı’na sanatsal bir programla katılmaları için geleneksel bir Türk folklor grubu davet etti. Davet memnuniyetle kabul edildi.
Toplantıya ayrıca birinci başkan yardımcısı Iusein Gemal, din, kadın ve gençlik komiteleri başkanları Temur Ibraim, Melec Amet ve Harun Osman’ın yanı sıra Etno-Kültürel Mirastan sorumlu Melek Osman da katıldı. Görüşmelerde ayrıca R.D.T.B. Tuzla Şubesi Başkanı Levent Salim, R.D.T.B. Köstence Şubesi Başkan Yardımcısı Nazigher Mustafa ve Din Komitesi Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Firdes Musledin de hazır bulundu. R.D.T.B. liderlerine Köstence Vali Yrd. Şenol Ali de katıldı.
Nurcan İbraim
Mangalia’da “Türk Kahvesi Günü” kutlandı
29 Kasım’da Mangalia Turist Limanı’ndaki bir kafede, rahat ve keyifli bir ortamda, otantik Türk kahvesi eşliğinde, Romanya Demokrat Türk Birliği “Dünya Kahve Günü”nün önemini vurguladı. Bu vesileyle, Mangalia Şubesi, çok sevilen geleneksel içecek olan “Türk kahvesi”nin işlendiği bu büyük beğeni toplayan kültürel etkinliğe ev sahipliği yapma onurunu yaşadı.
Sabahlarımızı güzelleştiren, hayatımıza tat katan bu lezzetli içeceğin sevenlerine ve kahve severlere ithaf edilen bir kutlama olarak “Türk Kahvesi Günü” 5 Aralık 2013 tarihi, olarak belirlendi. UNESCO, 500 yılı aşkın bir geçmişe sahip, kokusu ve tadıyla bizi etkileyen Türk kahvesini çevreleyen tüm bu geleneğin, misafirperverliğin, dostluğun ve inceliğin simgesi olduğunu söylüyor.
Türk kahvesi ve geleneği, Türk kültürünün vazgeçilmez unsurlarından biri olup, UNESCO dünya kültür mirasına kabul edilmiş, insanlık için taşıdığı değer ve kültürel yükün bilincinde olan bir karardır.
Etkinlik, RDTB Genel Başkanı Müh. Fedbi Osman ve Mangalia RDTB Şube Başkanı, Netfi Mustafa ve Türkiye Cumhuriyeti Köstence Başkonsolosluğu temsilcileri huzurunda gerçekleşti. Türk toplumu üyelerinin yanı sıra, Mangalia Belediye Başkanı Sn. Radu Cristian, yerel kamu yönetimi temsilcileri ve Mangalia şehrinin diğer önemli konukları da davet edilerek katılım sağladı.
Açılışta, Prof. Melek Osman Türk kahvesinin tarihçesi ve sunumu hakkında kısa bir değerlendirme yaptıktan sonra, RDTB Başkanı ve Mangalia Belediye Başkanı kısa birer konuşma yaptılar.
Belediye başkanı konuşmasında davet için teşekkür etti ve RDTB temsilcilerinin Mangalia şehrindeki yerel yönetimlerle olan iyi işbirliğine değindi ve aynı zamanda çok kültürlülüğün ve etnik gruplar arası ilişkilerin teşvik edilmesinin ve her toplumun gelenek ve göreneklerinin tezahürünün bir örneği olan bir şehir olduğunu ifade etti.
Ayrıca soprano Melek Daiana Gavrilescu, Mehtap korosu ve RDTB’nin Fidanlar folklor grubunun da desteklediği sanatsal bir program da vardı.
Arkadaşlar arasında bir fincan kahve, bir gülümseme, bir kahve yapma yarışması, bir baklava, Türk hamur işleri spesiyaliteleri, Türk toplumu mensupları ve RDTB Şubesi’nin Mangalia’da düzenlediği bu etkinliğin misafirlerinin, keyifli anlar yaşadığı ve geldikleri kültürel köken ve milliyetten bağımsız olarak birbirlerini daha iyi tanıdılar; tarihi, Türk kültürünün baharatlılığını, kumda kahveyi ve diğer hazır lezzetleri birlikte keşfettiler. Türk kültüründe, bir fincan Türk kahvesinin kırk yıllık dostluğu bağlayan öneminden bahseden “iyi bir kahve 40 yıl hatırlanır” diyen eski bir söz vardır.
Etkinliğin organizasyon ve koordinasyon açısından başarısı Sayın İsmail Reihan’ın yanı sıra UDTR Mangalia şubesinin tüm üyelerine aittir.
Ayrıca Bükreş’te belgelenen ilk kahvenin tarihi 1667 yılına dayandığından ülkemizin de gelenekleri olan bir kahve tüketicisi olarak değerlendirilebileceğini söyleyebiliriz.
R.D.T.B. Mangalia şubesi üyelerinin birlikte düzenlediği, kahve keyfi yapan, güzel damak tadına sahip olanların ve birçok etkinlik ve anların doğum günü kutlu olsun!
Melek Amet
„Ziua Cafelei Turceşti” marcată la Mangalia
În data de 29 Noiembrie, Uniunea Democrată Turcă din România, într-un cadru destins şi plăcut, lângă o ceaşcă de cafea turcească autentică, a marcat importanţa „Zilei mondiale a cafelei” într-o cafenea din Portul turistic Mangalia. Cu acest prilej, Sucursala Mangalia a UDTR a avut onoarea să fie gazda acestui eveniment cultural foarte apreciat, ce a avut ca temă „cafeaua turcească”.
Data de 5 Decembrie 2013 a fost desemnată „Ziua Cafelei Turceşti”, o sărbătoare dedicată cafelei şi iubitorilor acestei savuroase băuturi ce ne înfrumuseţează dimineţile şi adaugă un plus de savoare vieţii noastre. Cu o istorie de peste 500 de ani, UNESCO spune că toată această tradiţie din jurul cafelei turceşti care ne impresionează cu mirosul şi gustul său este un simbol de ospitalitate, prietenie şi rafinament.
Cafeaua turcească şi tradiţia ei este unul dintre elementele indispensabile ale culturii turceşti ce a fost acceptată in patrimoniul cultural mondial UNESCO, o decizie prin care este recunoscută valoarea şi încărcătura culturală pe care o are pentru umanitate.
Evenimentul s-a desfăşurat în prezenţa preşedintelui UDTR, ing. Fedbi Osman, a preşedintelui Sucursalei UDTR Mangalia, dl. Netfi Mustafa, şi a reprezentanţilor Consulatului General al Republicii Turcia la Constanţa, soţia consulului general doamna Esra Çakır şi ataşat Yılmaz Bucgun. Alături de membrii comunităţii turce au fost invitaţi şi au participat din partea oficialităţilor locale domnul Radu Cristian, Primarul Municipiului Mangalia, şi reprezentanţi ai administraţiei publice locale, precum şi alţi oaspeţi de seamă ai oraşului Mangalia. La deschidere, după o scurtă trecere în revistă a istoricului şi prezentării cafelei turceşti de către doamna prof. Melek Osman, au rostit scurte alocuţiuni Preşedintele UDTR şi Primarul Municipiului Mangalia, care prin discursul său a ţinut să mulţumească pentru invitaţie şi a lăudat buna colaborare a reprezentanţilor UDTR cu autorităţile locale din oraşul Mangalia, oraş ce este un exemplu de multiculturalitate şi de promovare a relaţiilor interetnice şi de manifestare a tradiţiilor şi obiceiurilor fiecărei comunităţi. Şi de asemenea, a avut loc un program artistic susţinut de soprana Melek Daiana Gavrilescu, corul Mehtap şi de grupul ansamblului de dansuri folclorice Fidanlar al UDTR.
O ceaşcă de cafea între prieteni, un zâmbet, un concurs de preparat cafeaua, o baclava, specialităţi de patiserie turceşti au fost momentele prin care membrii comunităţii turce şi invitaţii acestui eveniment organizat de sucursala UDTR din Mangalia, au socializat unii cu alţii, indiferent de mediile culturale şi naţionalităţile din care provin, unde împreună au descoperit: istoria, picanteriile culturii turce, alături de cafeaua la nisip şi alte delicii pregătite şi activităţi interactive. În cultura turcă există o veche zicală care spune: „o cafea bună este pomenită 40 de ani”, referindu-se la importanţa unei ceşti de cafea turcească ce leagă o prietenie pentru patruzeci de ani.
A fost o bucurie pentru comunitatea turcă din Mangalia să aibă mereu aproape atât de mulţi membri şi prieteni cu care să împărtăşească momentele speciale ale acestei activităţi. Reuşita evenimentului, pentru organizare şi coordonare, se datorează doamnei Ismail Reihan cât şi tuturor membrilor sucursalei UDTR Mangalia.
De asemenea, putem spune că şi ţara noastră este ca fiind un consumator de cafea cu tradiţii deoarece prima cafea atestată documentar in Bucuresti datează din anul 1667. Este vorba despre prima cafenea deschisă de un turc originar din Constantinopol, pe nume Kara Hamie, amplasată pe locul unde astăzi se afla Banca Naţională.
La cât mai mulţi ani celor cu gusturi fine care savurează cafeaua şi la cât mai multe evenimente şi momente împreună organizate de către membri sucursalei Mangalia a UDTR!
Melec Amet
Congresul cultural al tinerilor turci – Kazahstan
În perioada 20-23 noiembrie 2024, profesor Medgit Alev vicepreşedinta Comisiei de Cultură din cadrul UDTR şi profesor Asan Apti Aylin au participat la Forumul Mondial al Tinerilor Turci dând curs invitaţiei organizaţiei TURKSOY. Acest eveniment a avut loc în Kazahstan în oraşul Almati. Evenimentul a fost organizat de TURKSOY, gazdă fiind Primăria oraşului Almati şi Universitatea Al Farabi congresul fiind adresat tinerilor turci din lumea turcă. La eveniment au participat 250 tineri din 20 de ţări.
Prima zi a lucrărilor a debutat cu discursul biochimistului Aziz Sancar, câştigător al Premiului Nobel pentru chimie in anul 2015, după care prorectorul Universităţii Al-Farabi, Suatay Sabit Kurmanzjanuli, Abdulah Eren Vicepreşedinte al Consiliului Prezidenţial pentru cultură, Prof. Dr. Iskender Pala, Ambasadorul Republici Turkye din Astana Mustafa Kapucu, prof Alyasbek Amlîmkulov erou al poporului Kârgâz şi scenaristul Meyrambek Taubaliyev, prezentator al canalului naţional „Qazaqstan”, au prezentat discursuri motivaţionale adresate tinerilor. Temele care au fost dezbătute la acest congres au fost: „Modele de urmat ale tinerilor de succes din lumea turcă”, „Problemele comune ale tinerilor din lumea întreagă”, „Rolul tinerilor turci, în transmiterea moştenirii culturale”.
La dezbateri, s-a pus accent pe problemele legate de comunitatea turcă din lumea turcică, de posibilitatea de comunicare pe care o au turcii din acest spaţiu prin intermediul media. Participanţii au discutat, de asemenea, şi pe marginea promovării limbii turce în zonele în care trăiesc comunităţi de etnie turcă. Ca prime măsuri în acest sens au fost menţionate folosirea limbii turce literare care se foloseşte în Turcia, editarea unor lucrări de gramatică, dar şi a unor cercetări ştiinţifice referitoare la cultură şi istorie, care să pună în valoare originea comună a comunităţilor turcice din întreaga lume. Evenimentul a fost susţinut de instituţii care joacă un rol activ în lumea turcă, cum ar fi Ministerul Culturii şi Turismului din Republica Turkiye, Agenţia de Cooperare şi Coordonare a Turciei (TIKA), Institutul Yunus Emre, Preşedinţia pentru Turcii din Străinătate (YTB).
Delegaţia din România a fost formată din: prof. Medgit Alev, prof. Asan Apti Aylin, Ozer Ali şi Iasmin Curti. În cadrul evenimentului prof Medgit Alev a sustinut un program artistic din repertoriul clasic turcesc şi internaţional.
Serin Turkoglu
Seminar etnofolcloric tradiţii şi obiceiuri în rândul tinerilor
O dată cu dezvoltarea înţelegerii conceptului de etnofolclor treizeci de tineri din diverse sucursale UDTR au fost invitaţi să participe, în perioada 4-9 noiembrie, în Bursa, la „Seminarul Etnofolcloric Tradiţii şi Obiceiuri în Rândul Tinerilor, organizat de Comisia de Tineret UDTR reprezentată de preşedinte Osman Harun, vicepreşedinte Osman Elif şi secretar Bolat Elvir. Cu această ocazie, conceptul de etnofolclor a fost reproiectat şi definit din perspectiva tradiţiilor strămoşesti pentru asigurarea şi îndeplinirea cerinţelor actuale. Tinerii au înţeles importanţa programelor de instruire şi eficienţa acestora în mediul social şi cultural comunitar. Au fost examinate schimbările si transformările societăţii iar concluziile au fost discutate în cadrul seminarului.
Toţi cei treizeci de tineri care au beneficiat de acest program, ce a avut ca scop promovarea dialogului intercultural şi cunoaşterea tradiţiilor şi obiceiurilor specifice comunităţilor etnice din diferite zone geografice. Tinerii desemnaţi să participe din cadrul Sucursalelor UDTR (Constanţa, Medgidia, Lazu, Cumpăna, Bucureşti, Cobadin, Tuzla şi Valu Traian) au participat la sesiuni de dezbateri şi schimburi de idei privind obiceiurile turceşti şi au împărtăşit din valorile lor locale ce constau în diverse motive şi simboluri tradiţionale.
Activitatea a creat şi un cadru favorabil consolidării legăturilor dintre participanţi şi a contribuit la promovarea respectului şi a înţelegerii între diferite culturi. Programul seminarului a inclus şi o veritabilă incursiune culturală cu vizite în locuri istorice tradiţionale precum satul Cumalıkızık, complexul Panorama, Tarih Çınar/ Platanul secular şi Tophane Bursa. Participanţii au avut astfel ocazia să exploreze locuri istorice pline de semnificaţie, intrând în contact cu esenţa culturală a Türkiye. Au purtat discuţii cu reprezentanţi ai unor muzee şi unităţi culturale cu specific etnografic. De asemenea au putut participa la diferite ateliere de creaţie şi artă tradiţională menite să aprofundeze înţelegerea puterii tradiţiilor locale şi să ofere participanţilor o imagine autentică asupra modului în care obiceiurile şi ritualurile sunt păstrate şi transmise între generaţii.
În ultima zi a seminarului tinerii participanţi au vizitat bazarul din centrul istoric al Bursei şi au rămas profund impresionaţi de toate creaţiile şi expoziţiile de tot felul, textile, ceramice, bijuterii, decoraţiuni, ateliere meşteşugăreşti. Toate acestea cu amprenta şi aroma tradiţională turcească.
Melek Osman
Edirne’de Balkan Alimleri Buluşması
2-3 Kasım tarihleri arası Edirne’de “Kendi gök kubbemiz” adıyla İslam Alimleri Vakfınca “Balkan Alimleri Buluşması” programı düzenlendi. Romanya Müslümanlar Müftüsü, Murat Iusuf, İslam Alimleri Vakfı tarafından “Kendi Gök Kubbemiz” başlığıyla Edirne’de düzenlenen “Balkan Alimleri Buluşması’na katıldı.
Trakya Üniversitesi Balkan Kongre Merkezi’ndeki program 2 Kasım tarihinde açılış konuşmalarıyla başladı.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz, Kuzey Makedonya İslam Birliği Başkanı Şakir Fetahu, Gümülcine Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif, İskeçe Seçilmiş Müftüsü Mustafa Trampa, Romanya Müftüsü Murat Yusuf, Kosova İslam Birliği Baş İmamı Vedat Saiti, Sırbistan İslam Birliği Riyaseti Reisül Uleması Senad Halitoviç, Bulgaristan Müslümanlar Diyaneti Başmüftüğü Yüksel İslam Şurası Başkanı Vedat Sabri Ahmed’in konuşmacı olduğu buluşmanın ilk oturumunu yönetti.
Programda “Balkanlar’da Kur’an ve sünnet ekseninde din eğitimi”, “Ümmetin vahdetini sağlamada alimlerin mesuliyeti”, “Küresel barış ve yaşanabilir bir dünya için İslam medeniyetinin yeniden inşası” ve “Zulüm ve katliamlar karşısında alimlerin ve kanaat önderlerinin mesuliyeti” oturumları gerçekleştirildi. Programın ikinci gününde değerlendirme oturumu yapıldı.
Programa İslam Alimleri Vakfı Kurucular Kurulu ve Yüksek İstişare Kurulu Üyeleri, Trakya, Çanakkale 18 Mart, Kırklareli, Tekirdağ Namık Kemal üniversiteleri ile Balkan ülkelerinden akademisyenler, bölge il müftüleri ile Balkan ülkelerinden müftüler, vakıf yöneticileri, Diyanet Akademisi öğretim görevlileri, din görevlileri ve kanaat önderleri katıldı. Buluşmada, din hizmetlerinden sosyal ve kültürel faaliyetlere birçok konuda fikir alışverişinde bulunuldular.
Programa, Edirne Valisi Yunus Sezer, Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Hatipler, İslam Alimler Vakfı Başkanı Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu, Edirne İl Müftüsü Ercan Aksu, Balkan ülkelerinin Diyanet İşleri Başkanları ile İslam alimleri katıldı.
Firdes Musledin
Întâlnire a clericilor din Balcani la Edirne
în perioada 2-3 noiembrie la Edirne a fost organizată Întâlnirea clericilor din Balcani. La această întâlnire a fost prezent şi Muftiul Cultului Musulman dın România Murat Iusuf.
Deschidera programului a început pe 2 noiembrie la sala de conferinţe a Universităţii Trakya din Edirne.
Preşedintele Diyanet Prof. Dr. Ali Erbaş a moderat prima sesiune a întâlnirii, unde conferenţiarii au fost: viceministrul Educaţiei Naţionale Nazif Yılmaz, preşedintele Uniunii Islamice din Macedonia de Nord Şakir Fetahu, muftiul oraşului Komotini İbrahim Şerif, muftiul oraşului Xanthi, Mustafa Trampa, muftiul cultului musulman din România Murat Yusuf, imamul Uniunii Islamice din Kosovo, Vedat Saiti, preşedintele Uniunii Islamice din Serbia, Reisül Ulema Senad Halitovic, muftiul cultului musulman din Bulgaria, Vedat Sabri Ahmed, preşedintele Consiliului Suprem Islamic.
În cadrul programului s-au desfăşurat sesiuni pe următoarele teme „Educaţia religioasă în Balcani pe baza Coranului şi Sunnah”, „Responsabilitatea clericilor în asigurarea unităţii Ummah”, „Reconstrucţia civilizaţiei islamice pentru pacea globală şi o lume liniştită” şi „Responsabilitatea savanţilor şi a liderilor de opinie în faţa opresiunii şi a masacrelor”. În a doua zi a programului a avut loc o sesiune de evaluare.
La program au participat membri ai Consiliului fondator şi ai Comitetului consultativ al Fundaţiei clericilor islamici, cadre universitare din universităţile Trakya, Çanakkale 18 Mart, Kırklareli, Tekirdağ Namık Kemal şi din ţările balcanice, muftii din ţările balcanice, directori de fundaţii, lectori ai Academiei Diyanet, oficialităţi religioase şi lideri de opinie. În cadrul întâlnirii au avut loc dezbateri pe mai multe aspecte, de la serviciile religioase până la activităţi sociale şi culturale.
La program au mai participat prefectul oraşului Edirne, Yunus Sezer, rectorul Universităţii Trakya, prof. Dr. Mustafa Hatipler, preşedintele Fundaţiei Islamice Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu, muftii din ţările balcanice şi clericilor islamici.
Firdes Musledin
Kasım ayında tatil yapılacak yerler
Kasım tatilin de başka olduğu en güzel aylardan biri. Sonbaharın tüm renklerini görebileceğin ve serin bir havada Türkiye’nin birbirinden güzel yerlerini keşfedebileceğiniz bu ayda gitmenin önerdiğimiz destinasyonları hazırladığımız içerikte sizler ile paylaşacağız.
Kaz Dağları
İsviçre Alplerinden sonra dünyanın oksijen oranı en yüksek havasına sahip Kaz Dağları kasım ayında oldukça sakin olmasıyla öne çıkıyor. Yani bu güzel yerdeki kalabalık kasım ayının gelmesiyle birlikte sona eriyor. Böylelikle tatilcilere kendilerini dinleyebilecekleri, bol bol temiz hava soluyabilecekleri hatta dilerlerse termal suların şifasından yararlanabilecekleri keyifli bir deneyimi yaşamak kalıyor.
Kapadokya
Türkiye’de sonbahar tatillerinin en popüler adreslerinden biri de Kapadokya. Çünkü bölge karasal iklime sahip bir şehirde bulunuyor. Bu nedenle de yazları çok sıcak, kışları çok soğuk oluyor. Yani sonbahar bu kendine has bölgeyi keşif için en ideal seçeneklerden biri olarak karşımıza çıkıyor.
Kapadokya hem gezilecek yerleriyle hem de içerdiği farklı konaklama birimleriyle dikkat çekiyor. Çünkü Kapadokya otelleri arasında mağaradan dönüştürülmüş nostaljik bir atmosfer sunan çok sayıda seçenek var.
Gezilecek yerlere bakıldığındaysa Kapadokya’da mutlaka görmeniz gereken yerler arasında Ürgüp, Derinkuyu Yeraltı Şehri, Ihlara Vadisi, Peri Bacaları, Paşabağ Vadisi ve Üç Güzeller var. Tabii burası yalnızca bu gezilecek yerlerden ibaret değil. Aynı zamanda tecrübe edilmesi gereken çok fazla deneyim ve tadılması gereken çok fazla lezzet de Kapadokya’da. Örneğin buraya kadar gelmişken mutlaka balona binmeli, Avanos’ta çömlek yapım atölyesine katılmalı, Atv ile gezmeli ve lezzetli testi kebabından yemelisin.
Kapadokya’nın bu sezonda kalabalık olacağını düşünüyorsanız bölgeye 1 saat uzaklıkta ve termal sularıyla ünlenmiş Kozaklı’ya gidebilirsin. Kozaklı ile ilgili merak ettiğin her şeyi Kozaklı: Nevşehir’in Kaplıca Bölgesi içeriğimizde bulabilirsin.
Sapanca
Yaz mevsiminde İstanbulluların günübirlik geziler için tercih ettiği Sapanca aslında dolu dolu bir sonbahar rotası. Sapanca’da neler yapılır diyecek olursan burada yapması en keyifli şeylerden biri gölün etrafındaki mekanlarda sevdiklerinle sohbet etmek aslında. Bunun yanı sıra Sapanca yürüyüş yapmayı seven kişiler için de ideal bir destinasyon. Göl çevresi yürüyüş için de en keyifli yerlerden biri. Manzaraya karşı yürümek oldukça iç açıcı. Kırkpınar Sahili, Sakarya İl Ormanı Tabiat Parkı ve Uzunkum da yürüyüş için ideal.
Abant
Abant, her mevsim ziyaret etmeye uygun bir yer olsa da aslında sonbaharla özdeşleşmiş bir rota. Çünkü ağaçlardan dökülen yapraklar eşsiz renkleriyle Abant’ın bu mevsimde kendine has bir atmosfere sahip olmasını sağlıyor. Tabii Abant ve yakınlarındaki gezilecek yerler de kasım ayında bu rotayı neden keşfetmen gerektiğinin diğer cevapları niteliğinde adeta.
Abant’ta gezmen gereken yerler arasında öncelikle tabii ki Abant Gölü var. Çevresindeki görkemli ağaçlarla ve göle bakan Abant otelleriyle kendine has bir ambiyansa sahip bu bölgede yürüyüş yapabilir, bol bol fotoğraf çekebilirsin. Gölün etrafına giden yoldaki yerlerden sucuk ekmek alarak göl manzarasına karşı yiyebilirsin. Tabiat Parkı’nın girişinde yer alan Abant Tabiat Müzesi’ni gezebilirsiniz.
Abant’ta tatman gereken yemeklerden de bahsetmem gerekirse Abant kebabı, orman kebabı ve mengen pilavı tatmanı önerdiğim yemekler.
Tüm bu yerleri gezmek ve gezerken aynı zamanda aşçılarıyla ünlü Bolu’nun mutfağını keşfetmek senin için unutulmaz bir deneyim olacak.
Eskişehir
Sarı, turuncu ve kırmızı tonlarının sonbahar mevsiminde ele geçirerek eşsiz bir atmosfer yarattığı yerlerden bir diğeri de şüphesiz Eskişehir. Bu mevsimde kartpostallık manzaralara ev sahipliği yapan şehir, çocuklarınla yapacağın tatil için de ideal bir seçenek olabilir. Çünkü şehrin hem doğası eşsiz hem de kent, çocuğunla keyifle gezebileceğin Sazova Parkı gibi gezilecek yerleri bünyesinde bulunduruyor.
Karasal iklime sahip olduğu için sonbaharda gitmenin mantıklı olduğu Eskişehir’de farklı bir konaklama deneyimi yaşamak istersen tarihi Odunpazarı evlerinin dönüştürülmesiyle oluşturulmuş otellerde kalabilirsin ya da Porsuk Çayı’na bakan bir otelde kalmayı seçerek her sabah keyifli bir manzaraya uyanabilirsiniz.
Pamukkale
Kasım ayında yapılacak bir tatil için önerilerden bahsederken termal tatile yer vermemek çok da doğru olmaz. Çünkü kasım ayı termal tatil için en ideal zamanlardan. Termal tatil dendiğinde de Denizli’nin şifalı sularıyla ünlü ilçesi Pamukkale’den söz etmemek olmaz.
Afyon
Hazır Pamukkale ile termal tatile giriş yapmışken yine termal tatilin başkentlerinden biriyle devam edelim. Yani Afyon ile. Ülkemizin en önemli termal tatil merkezlerinden Afyon aynı zamanda gastronomi yönünden de çok zengin bir yer. Yani rotanı Afyon’a çevirirsen yalnızca termal sularda şifa bulmayacaksın. Eşsiz lezzetlerle kendini şımartma şansına da sahip olacaksınız.
Afyon’a gittiğinizde arabaşı, bükme, çullama köfte, ilibada sarması, patlıcan böreği ve patlıcanlı nohutu tatmalısın. Özellikle patlıcan yemeklerinden hoşlanıyorsan şehrin senin beklentini karşılayacağına eminim. Çünkü Afyon’da patlıcanla yapılan 22 çeşit yemek var. Bahsettiğimiz yemekler sizlere çok yöresel geldiyse ve damak tadınız yeni tatlara kapalıysa bol bol Afyon sucuğundan ve kaymağından yiyebilirsiniz.
İğneada
İğneada da kasım ayında gidebileceğiniz, hatta çocuğunuz varsa onunla doyasıya eğlenebileceğiniz çok güzel bir yer. Özellikle kampçılığa ilgin varsa rotanı bu ayda tam da bu noktaya çevirmenizi tavsiye ederiz. Daha önce hiç kamp yapmadıysanız da İğneada beğeninizi kazanacak yerlerden biri. Çünkü doğa burada gerçekten çok eşsiz.
Mardin
Henüz Mardin ile yolunuz kesişmediyse “Mardin’e ne zaman gidilir?” sorusu varsa şehrin ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde oldukça keyifli olduğunu bilmenizi isteriz. Aynı anda hem karasal iklimin hem de Akdeniz ikliminin etkisi altında olan şehirde yazlar çok sıcak ve kurak; kışlar ise çok soğuk geçer. Bu nedenle diğer iki mevsim keşif için daha elverişli. Özellikle kasım ayı rotanı Mardin’e çevirmeniz için ideal. Hatta şehri keşfe çocuğunla gidersen ona tarih kokan bu şehirle ilgili bilgiler anlatabilirsiniz. Yani geziniz son derece eğitici ve eğlenceli bir deneyime dönüşebilir.
Peki, şehre gitmişken nereleri görmemiz gerek dersen; meşhur Mardin evleri, Deyrulzafaran Manastırı, Zinciriye Medresesi, Mardin Kalesi, Mardin Müzesi, Revaklı Çarşı, Mardin Bakırcılar Çarşısı, Turabdin Platosu ve Emir Hamamı gezilecek yerler listende olmalı. Tüm bu yerlere aynı anda yakın olmak için Mardin şehir merkezindeki otellerden birinde kalabilirsiniz.
Mardin demek aynı zamanda eşsiz bir gastronomi de demek. Şehirde birbirinden lezzetli tatlar, yemekler deneyimlemen mümkün. Bana sorarsan şehre gitmişken haşlanmış içli köfte, soğan kebabı, kaburga dolması, Mardin çöreği, kuru patlıcan dolması ve cevizli börek yemen gerekenlerden. Çocuğun da şehrin özel tatlısı kahiye tatlısını çok beğenecek bence.
Tarih kokan sokaklarda yürümek, eşsiz lezzetler tatmak, nostaljik bir atmosferde konaklamak ve yeni bilgilerle donanmak sana yalnızca bir Mardin uçak bileti uzaklıkta.
Gaziantep
Aynı bölgede bulunmalarından dolayı Gaziantep’te de tıpkı Mardin gibi hem karasal iklimin hem de Akdeniz ikliminin etkileri görülüyor. Kasım ayı bu lezzetlerle dolu şehri keşif için de en doğru zamanlardan biri.
Aslında her ayda gitmesi keyifli olan hatta uzak şehirlerde yaşayan kişilerin sırf lezzetli yemekler yemek için günübirlik gezileri için tercih ettikleri Gaziantep, gastronomi turlarının ülkemizdeki başkenti. 291 çeşit farklı yemeğe sahip şehirde tatman gereken o kadar çok yemek var ki…Şehirde simit kebabı, küşleme, yuvalama, nohut dürüm, ekşili köfte, beyran, şiveydiz, ciğer, kıyma kebabı, lahmacun, içli köfte yemeklerini tatmalı; tatlı olarak da baklava ve katmer çeşitlerinden yemelisiniz.
Gaziantep’e kadar gitmişken yemek odaklı bir gezi yapmaktansa güzelliklerle dolu şehri keşfetmenizi de öneririm. Zeugma Mozaik Müzesi’ni, Bakırcılar Çarşısı’nı, Emine Göğüş Gaziantep Mutfak Müzesi’ni, Gaziantep Kalesi’ni ve Dülük Antik Kenti’ni görmelisiniz.
anonim
Tavuk Güveç
Malzemeler
- 500 gramtavuk göğsü
- 1 adet soğan
- 4 yemek kaşığı zeytin yağı
- 3 diş sarımsak
- 1 adet orta boydomates
- 1 adet orta boybiber
- 1 tatlı kaşığı domates salçası
- 1 çay kaşığ ıtuz
- 1 çay kaşığıtaze çekilmiş tane karabiber
- 1 çay kaşığıtatlı toz kırmızı biber
- 1 tatlı kaşığı kekik
- 1 su bardağı sıcak su
Üzeri için:
- 100 gram kaşar peyniri
- 2 adet biber
- 5-6 adet cherry domates
Nasıl Yapılır
- Tavaya yağı alın kızdırın ve küp küp doğranmış tavuk etlerini ekleyip soteleyin.
- Tavuklar suyunu çekmeye başladığında soğanı ekleyin. Ardından biber ve domatesi, sarımsağı ekleyin ve sotelemeye devam edin.
- Salça, tuz ve baharatları ekledikten sonra karıştırın.
- Üzerine suyunu da ekleyip kıvam alana kadar 5 dakika pişirin.
- Tavukları güveçlere paylaştırın.
- Üzerine kaşar peyniri domates ve biberi de ekleyin. 190 derecelik fırında kaşar eriyinceye kadar 5-10 dakika pişirin.
Afiyet olsun.
internet
Elmalı Turta Kurabiye
Hamuru İçin:
- 1/2 paket oda sıcaklığında margarin (125 gram)
- 1 adetyumurta
- ½ su bardağı pudra şekeri
- ½ su bardağı buğday nişastası
- 2 yemek kaşığı yoğurt
- 1/4 çay bardağı ayçiçek yağı
- 1 paket kabartma tozu
- 1 paket vanilya
- 3,5 su bardağı un
İç Harcı İçin:
- 3 adet elma
- 1 avuç ceviz içi
- 4 yemek kaşığı toz şeker
- 1 yemek kaşığı tarçın
Süslemek İçin:
4 yemek kaşığı pudra şekeri
Nasıl Yapılır
- Hamur için gerekli olan un hariç tüm malzemeleri bir yoğurma kabına alın ve unu azar azar ekleyerek yoğurun. Kulak memesi kıvamında yumuşak bir hamur elde edeceksiniz.
- Hazırladığınız hamuru streç filmle kaplayın ve yaklaşık 1 saat buzdolabında dinlendirin. İç harcı için elmaları rendeleyin ve yapışmaz tabanlı bir tavaya alın. Ocağın altını açın ve içine robottan çektiğiniz cevizleri ve toz şekeri de ekleyin. Ara ara karıştırarak elmalar suyunu çekene dek yaklaşık 15 dakika bu şekilde pişirin. Ardından tarçını da ilave edip karıştırın ve ocağın altını kapatın.
- Dinlenmiş olan hamuru alın ve merdane yardımıyla ince bir şekilde açın. Bir bardak yardımıyla cupcake ya da muffin tepsinizdeki bölmelere uygun olacak şekilde kesin.
- Bölmelere yerleştirin.
- Artan hamuru tekrar açarak şeritler halinde kesin.
- İçlerine hazırladığın iç harcı doldurun. Kestiğiniz hamurlarla turtaların üstünü süsleyin
- Önceden ısıtılmış 170 derece fırında yaklaşık 20 dakika pişmeye bırakın. Üstleri hafifçe kızardığında turta kurabiyeleriniz pişmiş demektir.
- Fırından çıkartın ve soğumalarını bekleyin. Ardından tepsiden çıkartın ve bir servis tabağına alın. Pudra şekeri ile süsleyerek servis edin.
internet
Tocăniţă de pui
Ingrediente
- 500 grame piept de pui
- 1 ceapă
- 4 linguri cu ulei de măsline
- 3 căţei de usturoi
- o roşie medie
- 1 ardei iute mediu
- o linguriţă cu pastă de roşii
- o lingură de ceai cu sare
- o linguriţă de piper negru proaspăt măcinat
- o linguriţă pudră de chilli roşu dulce
- o linguriţă cu cimbru
- o cană de apă fierbinte
Pentru topping
- 100 de grame de caşcaval ras
- 2 bucăţi de ardei iute
- 5-6 roşii cherry
Mod de preparare
- Se încinge uleiul într-o tigaie şi se pune carnea de pui tăiată cubuleţe şi se sotează.
- Când se evaporă zeama de la carnea de pui, adăugaţi ceapa. Apoi se adaugă ardeii şi roşiile, usturoiul şi se continuă să se soteze.
- Se adaugă pasta de tomate, sarea şi condimentele şi se amestecă.
- Adăugaţi apa şi gătiţi timp de 5 minute până se îngroaşă.
- Împărţiţi compoziţia în caserole de lut.
- Adăugaţi deasupra caşcaval, roşii şi piper.
- Coaceţi în cuptorul de 190 de grade timp de 5-10 minute, până când caşcaval se topeşte.
Savuraţi mâncarea.
Nilgun Panaitescu
Fursecuri cu măr
Pentru aluat
- 1/2 pachet de margarină la temperatura camerei (125 grame)
- 1 ou
- ½ pahar de apă cu zahăr pudră
- ½ cană amidon de grâu
- 2 linguri de iaurt
- 1/4 pahar de ceai ulei de floarea-soarelui
- 1 pliculeţ de praf de copt
- 1 pliculeţ de zahăr vanilat
- 3,5 căni de făină
Pentru umplutură:
- 3 buc. măr
- 1 mână de nuci
- 4 linguri de zahăr tos
- 1 lingură cu scorţişoară
Pentru ornare
4 linguri cu zahăr pudră
Mod de preparare
- Puneţi toate ingredientele, cu excepţia făinii, într-un bol de şi frământaţi aluatul adăugând făină treptat. Veţi obţine un aluat moale şi elastic.
- Acoperiţi aluatul cu folie alimentară şi lăsaţi-l la frigider timp de aproximativ 1 oră.
- Radeţi merele pentru umplutură şi puneţi-le într-o tigaie antiaderentă. Se aprinde focul şi se adaugă nucile şi zahărul tos. Gătiţi în acest fel timp de aproximativ 15 minute, până când merele absorb sucul, amestecând din când în când. Se adaugă apoi scorţişoara, se amestecă şi se opreşte focul.
- Luaţi aluatul dospit şi întindeţi-l subţire cu ajutorul unui făcăleţ. Cu ajutorul unui pahar, tăiaţi-l astfel încât să se potrivească compartimentelor de pe tava pentru cupcakes sau brioşe.
- Aşezaţi în aceste compartimente.
- Întindeţi din nou aluatul rămas şi tăiaţi-l în fâşii.
- Umpleţi-le cu umplutura pregătită. Decoraţi partea de sus a fursecurilor cu aluatul pe care l-aţi tăiat
- Puneţi la copt în cuptorul preîncălzit la 170 de grade timp de aproximativ 20 de minute. Fursecurile tale sunt gata atunci când partea de sus este uşor rumenită.
- Scoateţi-le din cuptor şi lăsaţi-le să se răcească. Apoi scoateţi-le din tavă şi puneţi-le pe o farfurie de servire. Decoraţi cu zahăr pudră şi serviţi.
Nilgun Panaitescu