Cooperare româno-turcă la nivelul Ministerelor Muncii
La două luni după constituirea Consiliului de Cooperare Strategică Turcia-România, la 21 mai, a avut loc la Bucureşti, în data de 18 iulie semnarea unui Protocol de colaborare în domeniul muncii şi securităţii sociale. Documentul oficial a fost semnat de ministrul Muncii şi Solidarităţii Sociale din România, Simona Bucura-Oprescu, şi ministrul Muncii şi Securităţii Sociale din Republica Turcia, Vedat Işikhan, ca urmare a angajamentelor luate la 21 mai, la Ankara de ambele părţi, cu scopul de a dezvolta relaţiile de cooperare dintre cele două state. Protocolul de colaborare în domeniul muncii şi securităţii sociale dintre România şi Turcia a fost semnat în prezenţa prim-ministrului României, dl. Marcel Ciolacu. În acest context, premierul Marcel Ciolacu a afirmat: „Protocolul semnat astăzi şi Planul de acţiune pentru perioada 2024-2025 vor consolida relaţiile bilaterale dintre cele două ministere ale Muncii. Sunt convins că schimbul de experienţă şi bune practici în domenii precum: ocuparea forţei de muncă, stabilirea salariului minim, condiţiile de muncă, sănătatea şi securitatea la locul de muncă, organizarea şi administrarea sistemului de asigurări sociale vor aduce beneficii pentru cetăţenii ambelor state”.
Aşa cum se precizează în comunicatul de presă al Ministerului Muncii şi Solidarităţii Sociale, „Acordul şi Aranjamentul Administrativ de aplicare a acestuia au rolul de a proteja drepturile de securitate socială în contextul liberei circulaţii pentru cetăţenii ambelor state, al migraţiei legale în căutarea de oportunităţi financiare, profesionale sau pentru întregirea familiei”. Referitor la acordul semnat, ministrul român al Muncii a declarat: „Recunoaşterea şi totalizarea perioadelor de asigurare socială realizate pe teritoriul ambelor state, determinarea legislaţiei aplicabile în cazul lucrătorilor migranţi, asigurarea egalităţii de tratament, precum şi exportul prestaţiilor sunt principiile după care se ghidează coordonarea securităţii sociale între România şi Republica Turcia. De prevederile acestui Acord vor beneficia, atât cetăţenii români care deţin permise de muncă în Turcia, cât şi cetăţenii turci cu permise unice de şedere şi de muncă valabile în România”. În replică, omologul său turc, dl. Vedat Işikhan, a precizat:„Întâlnirile Grupului de lucru comun reprezintă un mecanism eficient pentru soluţionarea problemelor legate de muncă şi securitate socială între cele două ţări şi pentru consolidarea colaborării dintre ministerele noastre în acest domeniu”.
Acordul semnat la Bucureşti este un reper în asigurarea securităţii sociale pentru lucrătorii şi cetăţenii care locuiesc şi lucrează în ambele ţări. Principalele teme de interes prevăzute în Planul de acţiuni pentru perioada 2024-2025 sunt: implementarea salariului minim în România şi Turcia; dreptul muncii: program de lucru, ore suplimentare, lucru în zilele de sărbătoare naţională şi sărbători legale, modele flexibile de lucru în Turcia şi România;priorităţile politice ale Turciei şi României în materie de ocupare a forţei de muncă şi formare profesională, şomajul, tranziţia echitabilă;priorităţi în domeniul sănătăţii şi securităţii în muncă; identificarea oportunităţilor de cooperare dintre serviciile publice de ocupare a forţei de muncă dintre România şi Turcia; cooperarea pentru îmbunătăţirea serviciilor furnizate persoanelor cu dizabilităţi; evaluarea aplicării Acordului bilateral privind asigurările sociale privind pensiile – stagii de cotizare şi schimburi de informaţii între instituţiile de securitate socială din ambele state; dezvoltarea cooperării între Inspecţia Muncii din România şi Inspecţia Muncii din Turcia.
După 1990, investitorii turci sunt o prezenţă constantă în România, cu peste 18.000 de companii cu capital turcesc pe teritoriul ţării noastre. Pe de altă parte, conform datelor Ambasadei României la Ankara, sunt înregistraţi aproximativ 1.000 de cetăţeni români care deţin permise de muncă în Republica Turcia, iar în România sunt înregistrate 10.825 de contracte individuale de muncă active ale cetăţenilor turci.
În cea de a doua zi a vizitei oficiale în România, ministrul Muncii şi Securităţii Sociale din Republica Turcia, Vedat Işıkhan, s-a aflat în judeţul Argeş la două fabrici cu capital majoritar turcesc, investiţii care totalizează împreună 115 milioane euro. Ministrul turc a fost însoţit de omologul său român, dna Simona Bucura Oprescu, şi de ambasadorul Özgür Kıvanç Altan. Oficialii au vizitat „ Martur Automotive Seating and Interiors” din Oarja şi „Beyçelik Gestamp” din Dârmăneşti, investiţii care au generat mii de locuri de muncă.
Sorina Asan
Çalışma Bakanlıkları düzeyinde Romanya-Türkiye işbirliği
Türkiye-Romanya Stratejik İşbirliği Konseyi'nin 21 Mayıs'ta kurulmasından iki ay sonra, 18 Temmuz'da Bükreş'te çalışma ve sosyal güvenlik alanında işbirliğine ilişkin bir protokol imzalanmıştır. Resmi belge, Romanya Çalışma ve Sosyal Dayanışma Bakanı Simona Bucura-Oprescu ve Türkiye Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan tarafından, iki ülke arasındaki işbirliği ilişkilerinin geliştirilmesi amacıyla 21 Mayıs'ta Ankara'da her iki tarafça verilen taahhütlerin ardından imzalandı. Romanya ile Türkiye arasında çalışma ve sosyal güvenlik alanında işbirliğine ilişkin protokol Romanya Başbakanı Sayın Marcel Ciolacu'nun huzurunda imzalandı. Bu bağlamda Başbakan Marcel Ciolacu şunları söyledi: “Bugün imzalanan Protokol ve 2024-2025 dönemine ilişkin Eylem Planı iki Çalışma Bakanlığı arasındaki ikili ilişkileri güçlendirecektir. İstihdam, asgari ücretin belirlenmesi, çalışma koşulları, iş sağlığı ve güvenliği, sosyal güvenlik sisteminin organizasyonu ve idaresi gibi alanlarda deneyim ve en iyi uygulamaların paylaşımının her iki ülke vatandaşları için de fayda sağlayacağına inanıyorum.”
Çalışma ve Sosyal Dayanışma Bakanlığı'nın basın açıklamasında belirtildiği üzere, “Anlaşma ve onu uygulayan İdari Düzenleme, her iki devletin vatandaşları için serbest dolaşım, finansal, mesleki veya ailevi fırsatlar arayışındaki yasal göç bağlamında sosyal güvenlik haklarını korumayı amaçlamaktadır”. İmzalanan anlaşmayla ilgili olarak Romanya Çalışma Bakanı şunları söyledi: “Her iki ülke topraklarında tamamlanan sosyal sigorta sürelerinin tanınması ve birleştirilmesi, göçmen işçiler için geçerli mevzuatın belirlenmesi, eşit muamelenin sağlanması ve yardımların ihracı Romanya ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki sosyal güvenlik koordinasyonuna yön veren ilkelerdir.
Hem Türkiye'de çalışma iznine sahip Romanya vatandaşları hem de Romanya'da geçerli tek ikamet ve çalışma iznine sahip Türk vatandaşları bu Anlaşma hükümlerinden yararlanacaktır.”
Buna cevaben Türk mevkidaşı Vedat Işıkhan şunları söyledi: “Ortak Çalışma Grubu toplantıları, iki ülke arasındaki çalışma ve sosyal güvenlik konularının çözümü ve bu alanda bakanlıklarımız arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi için etkili bir mekanizmadır”.
Bükreş'te imzalanan anlaşma, her iki ülkede yaşayan ve çalışan işçiler ve vatandaşlar için sosyal güvenliğin sağlanmasında bir dönüm noktasıdır. 2024-2025 dönemi için Eylem Planında öngörülen ana ilgi konuları şunlardır: Romanya ve Türkiye'de asgari ücretin uygulanması; iş kanunu: çalışma saatleri, fazla mesai, ulusal bayramlarda ve resmi tatillerde çalışma, Türkiye ve Romanya'da esnek çalışma biçimleri; Türkiye ve Romanya'nın istihdam ve mesleki eğitim, işsizlik, adil geçiş alanındaki politika öncelikleri; iş sağlığı ve güvenliği alanındaki öncelikler; Romanya ve Türkiye arasındaki kamu istihdam hizmetleri arasında işbirliği fırsatlarının belirlenmesi; Engellilere yönelik hizmetlerin iyileştirilmesi için işbirliği; sosyal güvenlik emekliliklerine ilişkin ikili anlaşmanın uygulanmasının değerlendirilmesi - katkı süreleri ve her iki ülkenin sosyal güvenlik kurumları arasında bilgi alışverişi; Romanya İş Müfettişliği ile Türkiye İş Müfettişliği arasında işbirliğinin geliştirilmesi.
1990 yılından bu yana Türk yatırımcılar Romanya'da sürekli varlık göstermiş olup, ülkemizde 18.000'den fazla Türk sermayeli şirket bulunmaktadır. Öte yandan, Romanya'nın Ankara Büyükelçiliği'nin verilerine göre, Türkiye Cumhuriyeti'nde çalışma iznine sahip yaklaşık 1.000 Romanya vatandaşı bulunurken, Romanya'da 10.825 Türk vatandaşının bireysel aktif iş sözleşmesi kayıtlıdır.
Türkiye Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Romanya'ya gerçekleştirdiği resmi ziyaretin ikinci gününde, Argeş ilçesinde bulunan ve toplam yatırım tutarı 115 milyon Avro olan Türk sermayeli iki fabrikayı ziyaret etti. Türk Bakan'a Romanyalı mevkidaşı Bayan Simona Bucura Oprescu ve Büyükelçi Özgür Kıvanç Altan eşlik etti. Yetkililer, binlerce kişiye istihdam sağlayan Oarja'daki “Martur Automotive Seating and Interiors” ve Dârmăneşti'deki “Beyçelik Gestamp” yatırımlarını ziyaret etti.
Nurcan İbraim
Demokrasi ve Millî Birlik Günü
15 Temmuz 2016 günü darbe girişimiyle karşı karşıya kalan Türkiye, milleti ve devletiyle omuz omuza verdiği direniş ve mücadeleyle tüm dünyaya örnek teşkil etmiştir. Türk demokrasisini hedef alan bu hain girişim, Türk halkının demokrasiyi ve seçilmiş iradeyi korumak için gösterdiği destansı direnişle geri püskürtülmüştür. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla sokağa dökülen Türk milletinin gösterdiği cesaret ve kararlılıkla elde edilen bu zafer, dünyada örneği olmayan bir ruh halini ve demokrasi bilincini ortaya koymaktadır. Zaferle sonuçlanan bu anlamlı direnişi ve mücadele ruhunu toplumsal hafızada her daim diri tutmak amacıyla “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü” her yıl özenle hazırlanan çeşitli etkinliklerle anılmaktadır.
R.D.T.B. Genel Sekreteri Prof. Ervin Ibraim başkanlığındaki bir heyet, 15 Temmuz 2023 Cumartesi günü Demokrasi ve Milli Birlik Günü vesilesiyle Türkiye Cumhuriyeti Köstence Başkonsolosluğu tarafından düzenlenen anma törenine katıldı. Türkiye Cumhuriyeti Köstence Başkonsolosu Sayın Emre Yurdakul’un konutunda gerçekleşen anma törenine Türk ve Tatar toplumu üyelerinin yanı sıra Köstence’de faaliyet yürüten Türk vatandaşları da katıldı. Etkinlik sırasında dua okundu ve Başkonsolos Emre Yurdakul 15 Temmuz ile ilgili bir mesaj yayınladı: “Fettullahçı Terör Örgütü-FETÖ tarafından planlanan, örgütün ordumuz içine sızdırılmış mensuplarınca emir komuta zincirinin dışına çıkılmak suretiyle gerçekleştirilen, 251 vatandaşımızın şehit olmasına ve iki binden fazla vatandaşımızın yaralanmasına sebep olan, milletimizin hür iradesine, bağımsızlığına kast edilen 15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden 8 yıl geçmiş bulunmaktadır.
Hepimizin bildiği gibi aziz milletimiz ülkemizin birliğini, bütünlüğünü korumak adına canlarını ortaya koyarak direnmiş, güvenlik güçlerimizle birlikte onurlu bir duruş sergilemiş, “Milletin Zaferi”ni gerçekleştirmiş ve bugün halen yaşamakta olduğumuz demokratik düzeni korumamıza yardımcı olmuştur.”
Alexis de Tocqueville’in demokratik toplumları demokrasiden uzaklaştıran unsurlardan biri olarak bireyciliğe değinmesi Türkiye’nin 1960 ve 1980 Darbeleri’ni akıllara getirebilmektedir. 1960 ve 1980 Darbeleri’nin öncelikli olarak demokrasinin en önemli unsuru olan halkın iradesini yok sayarak hükümeti aşağıya alması ve anayasayı gittikçe daha az demokratik hale getirmesi, demokrasiden uzaklaşma olarak belirtilebilir. Demokrasiden uzaklaştıran darbelerken, darbelerin başarılı olmasına sebep olan ise halkın duruma kayıtsız kalması olarak gösterilmiştir. Demokrasinin Türkiye’ye yerleştirilmeye çalışıldığı dönemde bireylerin kamusal meseleler olarak da kabul edilen darbelere tepkisizliğini göz önünde bulundurduğumuzda, Tocquville’in bu konuda pek de haksız olmadığını, darbelerin halkın toplumsal olaylara kayıtsız kalmadığında durdurulabileceğini 15 Temmuz’da yaşadık. Demokrasiye 15 Temmuz’da darbe girişimine sessiz kalmayarak, bireyciliği bir kenara bırakarak sahip çıkan halk, bizleri demokrasiden uzaklaşmaktan, demokrasizleşmekten korumuştur.
Sözlerin devamında Türkiye Cumhuriyeti Köstence Başkonsolosu belirtti: “Malumları olduğu üzere, hain darbe girişimden sonra geçen 8 yıl içinde terörizme karşı küresel ölçekte mücadele veren devletimizin temel önceliklerinden birini yurtiçinde ve yurtdışında FETÖ ile mücadele oluşturmuştur.
15 Temmuz darbe girişiminin FETÖ tarafından organize edildiği bizzat örgüt üyelerinden gelen itiraf ve ifşaatlarla da defalarca ortaya konulmasına rağmen, iradesini, aklını ve vicdanını böyle bir şebekeye kaptıran birçok kişinin bu oldukça açık gerçeği halen kabullenemediği de görülmektedir.
FETÖ bir terör örgütü ve bir organize suç örgütü olmasının yanısıra aynı zamanda “kült” niteliği taşıyan bir casusluk örgütüdür.
Bu çerçevede de yabancı muhataplarımıza, FETÖ’nün yalnızca ülkemiz için değil bulundukları her yer için ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturduğu her fırsatta aktarılmaktadır.
Dostumuz ve müttefikimiz Romanya’nın, MENFUR darbe girişiminin akabinde ülkemizle sergilediği güçlü dayanışma hafızamızdaki yerini 8 yıl önce olduğu gibi bugün de korumaktadır.
Bu vesileyle Romen makamlarına ve Romanya Türk toplumunun değerli mensuplarına yürekten şükranlarımızı yineliyoruz.“
R.D.T.B. tarafından Eğitim Komisyon Başkanı, Eğitim Bakanlığı Danışmanı Vildan Bormambet, Kadın Komisyon Başkanı Melec Amet, Radyo T ve Hakses gazetecileri bulundu. Misafirler arasında Romanya Müftüsü Muurat Yusuf, Köstence, Medcidiye Atatürk Koleji Müdürü Accan Mologani, Türk iş adamları ve toplumun saygı değer isimleri yer aldı.
“Güzel dilim - Benim güzel Türkçem” ulusal yarışması ilk üç dereceye giren yarışmacıları TIKA tarafından bu anlamlı günde ödüllendirildi. Faalyette hazır bulunan TIKA Bükreş koordinatörü Sn. Salih Yurç öğrencilere tablet ve kupon takdim etti.
Nurcan İbraim
Ziua democraţiei şi unităţii naţionale marcată la Constanţa
Ziua democraţiei şi unităţii naţionale a fost marcată în data de 15 iulie, la reşedinţa consulului general al Republicii Turcia la Constanţa, dl. Emre Yurdakul. O delegaţie condusă de secretarul general al Uniunii Democrate Turce din România, prof. Ervin Ibraim, a participat la evenimentul organizat de Consulatul General al Republicii Turcia la Constanţa cu prilejul împlinirii a 8 ani de la evenimentele tragice din noaptea de 15 iulie 2016, înregistrate în urma tentativei eşuate de lovitura de stat. Evenimentul a fost deschis cu o slujbă religioasă de comemorare oficiată de ataşatul Geafer Tayyar Doymaz.
În discursul său, consulul general al Republicii Turcia la Constanţa, dl. Emre Yurdakul s-a referit la evenimentele sângeroase din 15 iulie care au provocat moartea a 251 de persoane şi rănirea a peste 2000. „După cum ştim cu toţii, naţiunea noastră a rezistat punându-şi viaţa în pericol pentru a proteja unitatea şi integritatea ţării noastre, a manifestat o poziţie onorabilă împeună cu forţele de securitate, a obţiunut „victoria naţiunii” şi ne-a ajutat să păstrăm democraţia, ordinea în care trăim şi astăzi”, a declarat consulul general al Republicii Turcia la Constanţa, dl. Emre Yurdakul. În alocuţiunea sa, diplomatul turc a făcut referire şi la poziţia României care şi-a arătat solidaritatea faţă de poporul turc; imediat după tentativa eşuată de lovitură de stat. „Solidaritatea puternică pe care prietenul şi aliatul nostru, România a arătat-o faţă de ţara noastră după tentativa de lovitură de stat îşi păstrează loculul în memoria noastră şi astăzi, aşa cum a făcut-o şi în urmă cu 8 ani. Cu această ocazie, reiterăm sincera noastră mulţumire autorităţilor române şi valoroşilor membri ai comunităţii turce din România care ne-au susţinut. Pe 15 iulie 2016, naţiunea turcă a luptat eroic pentru patria, steagul şi democraţia sa. Poporul nostru şi-a protejat atunci cu toate forţele, dezinteresat democraţia şi ordinea constituţională fără nicio discriminare. Din acest motiv, acea zi întunecată a deschis acum calea unui viitor luminos, cu această mare victorie obţinută de naţiunea noastră”, a afirmat diplomatul turc în discursul său. În încheiere, consulul general Emre Yurdakul a mulţumit invitaţilor pentru solidaritatea manifestată prin participarea la ceremonia de comemorare, prilejuită de Ziua Democraţiei şi Unităţii Naţionale, dar şi Institutului Yunus Emre precum şi Agenţiei de Cooperare şi Coordonare Turcă (TIKA) pentru sprijin şi contribuţii.
În cadrul evenimentului comemorativ, a avut loc şsi premierea elevilor clasaţi pe primele 3 locuri la concursul naţional „Güzel dilim-Frumoasa mea limba turcă”, desfăşurat la începutul lunii iunie. Premiile, tablete de ultimă generaţie pentru locurile I şi II şi vouchere în valoare de 500 lei la Decathlon pentru locul III, au fost înmânate câştigătorilor de consulul general al Republicii Turcia la Constanţa, dl. Emre Yudakul, împreună cu coordonatorul Biroului TIKA Bucureşti, dl. Salih Yurç.
Din delegaţia Uniunii Democrate Turce din România au făcut parte preşedinţi şi vicepreşedinţi de comisii de specialitate precum şi jurnalişti din cadrul redacţiilor Hakses şi Radio T.
Nurgean Ibraim
Festivalul Baclavaua de aur, ediţia a III-a
Festivalul „Baclavaua de aur”, ajuns la cea de a III-a ediţie, a adus şi în acest an în atenţia locuitorilor oraşului Mangalia, dar şi a turiştilor, regina prăjiturilor tradiţionale turceşti, baclavaua. Festivalul „Baclavaua de aur”a debutat vineri, 26 iulie, la Mangalia în prezenţa reprezentanţilor UDTR şi ai autorităţilor locale. Evenimentul, care s-a desfăşurat în zilele de 26 şi 27 iulie, a fost organizat de Uniunea Democrată Turcă din România - Sucursala Mangalia în parteneriat cu Primăria Mangalia.
În deschiderea festivalului, atât edilul oraşului, dl. Radu Cristian, cât şi consulul general al Republicii Turcia la Constanţa, dl. Emre Yurdakul, au punctat bunele relaţii de cooperare pe care le are Uniunea Democrată Turcă din România cu instituţiile pe care le reprezintă şi i- au asigurat pe etnicii turci că vor fi mereu sprijiniţi în demersurile lor de a-şi promova valorile identitare. De asemenea, subprefectul judeţului Constanţa, dl. Senol Ali, şi-a exprimat bucuria şi satisfacţia de a participa la un nou eveniment marca UDTR menit să promoveze zestrea culturală a comunităţii turce din Dobrogea. Dacă reginele festivalului au fost delicioasele baclavale cu nucă sau fistic, preparate cu migală de doamnele de la sucursalele UDTR Mangalia, Techirghiol şi Cobadin, de la festival nu au lipsit nici plăcintele tradiţionale turceşti cu carne şi brânză. Programul artistic al festivalului, susţinut de corul Mehtap (coordonator prof. Melek Osman) şi ansamblul Şirinler (instructor coregraf prof. Yasmin Selin Raşid), a adunat în faţa Casei de Cultură din Mangalia sute de spectatori dornici să fredoneze melodii vechi din folclorul turcilor dobrogeni sau să danseze pe ritmuri tradiţionale turceşti. Zeci de turişti s- au fotografiat cu membrele corului Mehtap şi ale ansamblului Şirinler şi le-au admirat costumele tradiţionale. Evenimentul s- a desfăşurat în prezenţa secretarului general al UDTR, prof. Ervin Ibraim, a preşedintelui Sucursalei Mangalia a UDTR, dl. Netfi Mustafa, şi a preşedintei comisiei de femei, dna Melek Amet. La festival a fost prezent şi coordonatorul biroului TIKA Bucureşti, dl. Salih Yurç.
Sâmbătă, 27 iulie, iubitorii produselor de patiserie turceşti au avut din nou posibilitatea să le deguste. De asemenea, zeci de copii şi nu numai au descifrat tainele picturii ebru şi şi-au creat propriile desene. Programul artistic a fost susţinut de ansamblul folcloric „Ia de la malul mării” din Mangalia. Festivalul s-a încheiat în ritmurile muzicii populare româneşti şi turceşti cu o horă a prieteniei, spre bucuria turiştilor.
Evenimentul, coordonat de iniţiatoarea acestuia, dna Reyhan Ismail, face parte din seria de proiecte organizate de UDTR cu scopul de a promova valorile culturale ale etnicilor turci din România.
Sorina Asan
Altın Baklava Festivali
Bu yıl üçüncüsü düzenlenen “Altın Baklava” Festivali, geleneksel Türk pastalarının kraliçesi baklavayı Mangalia şehrin yerlileri ve turistlerin dikkatine sundu. “Altın Baklava” Festivali 26 Temmuz Cuma günü Mangalia'da R.D.T.B. temsilcileri ve yerel yetkililerin katılımıyla başladı. 26-27 Temmuz tarihlerinde düzenlenen etkinlik, Romanya Demokrat Türk Birliği - Mangalia Şubesi tarafından Mangalia Belediyesi ile ortaklaşa düzenlendi.
Festivalin açılışında hem Belediye Başkanı Sayın Radu Cristian hem de Türkiye Cumhuriyeti Köstence Başkonsolosu Sayın Emre Yurdakul, Romanya Demokrat Türk Birliği'nin temsil ettiği kurumlarla olan iyi işbirliği ilişkilerine dikkat çekerek, Türk etnik gruplarına kimlik değerlerini tanıtma çabalarında her zaman destekleneceklerine dair güvence verdiler. Köstence Vali Yrd. Sayın Şenol Ali de Dobruca'daki Türk toplumunun kültürel mirasını tanıtmayı amaçlayan yeni bir R.D.T.B. etkinliğine katılmaktan duyduğu sevinci ve memnuniyeti dile getirdi. Festivalin kraliçeleri, R.D.T.B Mangalia, Techirghiol ve Cobadin şubelerinden hanımların özenle hazırladığı cevizli veya fıstıklı leziz baklavalar olsa da, geleneksel Türk etli ve peynirli börekleri de festivalden eksik olmadı.
Mehtap Korosu (koordinatör Prof. Melek Osman) ve Şirinler Folklor Grubu (koreograf eğitmen Prof. Yasmin Selin Raşid) tarafından icra edilen festivalin sanatsal programı, Dobrogea Türklerinin folklorundan eski türküleri yorumlamak veya geleneksel Türk ritimleriyle dans etmek isteyen yüzlerce izleyiciyi Mangalia Kültür Merkezi önünde bir araya getirdi. Onlarca turist Mehtap Korosu ve Şirinler Topluluğu üyeleriyle fotoğraf çektirdi ve geleneksel kıyafetlerine hayran kaldı. Etkinlik, R.D.T.B. Genel Sekreteri Prof Ervin Ibraim, R.D.T.B. Mangalia Şube Başkanı Sayın Netfi Mustafa ve Kadın Komitesi Başkanı Sayın Melek Amet'in katılımıyla gerçekleşti. TİKA Bükreş Ofisi Koordinatörü Sayın Salih Yurç da festivalde hazır bulundu.
27 Temmuz Cumartesi günü, Türk hamur işlerini sevenler onları bir kez daha tatma fırsatı buldu. Ayrıca, onlarca çocuk ebru resminin gizemlerini çözmekle kalmadı, kendi çizimlerini de yarattı. Sanatsal program Mangalia'dan “İa de la malul mare” folklor topluluğu tarafından desteklendi.
Festival, Romen ve Türk halk müziğinin ritimleriyle, turistlerin büyük beğenisini kazanan dostluk hortumu ile sona erdi.
Reyhan İsmail tarafından koordine edilen etkinlik, Romanya'daki etnik Türklerin kültürel değerlerini tanıtmak amacıyla R.D.T.B. tarafından düzenlenen bir dizi projenin parçasıdır.
Nurcan İbraim
Festivalul Plăcintelor/ Nefis Pideler
Al 3-lea Festival dedicat produselor de patiserie, Festivalul Plăcintelor/ Nefis Pideler, organizat de Uniunea Democrată Turcă din România în colaborare cu Primaria Techirghiol şi Consiliul Local Techirghiol, în perioada 12-14 iulie 2024 s-a desfăşurat cu mare entuziasm pentru tradiţie şi unitate, însoţit de un concurs tradiţional de patiserie, spectacol de dans şi cântece populare. La evenimentul la care au participat mii de oameni, melodiile impresionante ale artiştilor care au urcat pe scenă şi-au pus amprenta de bucurie şi voie bună pe festival.
Primarul şi viceprimarul localităţii Techirghiol, reprezentanţi ai UDTR, membri ai ansamblurilor folclorice, reprezentanţi ai ONG-urilor, membri ai presei şi mii de cetăţeni au participat la Festival unde au avut parte de momente speciale. În plus, toţi participanţii la această ediţie a festivalului au avut ocazia să deguste dintr-o plăcinta tradiţională de 30 de metri, reprezentată de 60 de tăvi cu plăcinte româneşti şi turceşti oferind vizitatorilor o experienţă delicioasă. În urma degustării şi a punctajului juriului, au fost acordate premii şi diplome patiserilor. Evenimentele scenice ale festivalului au atras o mare atenţie. În timp ce spectacolul susţinut de ansamblul folcloric Şirinler ( instructor coregraf Yasmin Raşid) a primit o mare apreciere din partea publicului, concertul Corului Mehtap (instructor formator - soprana Dayana Melek Gavrilescu şi cântecele interpretate de doamna Magbule Ismail (sucursala Cumpăna) au adus entuziasmul festivalului la apogeu.
În urma spectacolelor care au primit nota maximă din partea publicului, viceprimarul localităţii Techirghiol alături de preşedinta Comisiei de cultură, prof. Serin Turkoglu, şi de coordonatoare proiectului, doamna Seriha Menseit au înmânat flori şi premii frumoase artiştilor pentru contribuţiile lor la festival. Susţinând un discurs impresionant la festival, doamna Serin Turkoğlu, a spus: „Sucursala noastră din Techirghiol, unde locuiesc oamenii care îşi iubesc patria şi şi-au purtat obiceiurile, tradiţiile şi valorile de la data înfiinţării până în prezent este un exemplu al comunităţii noastre de a păstra, crea şi perpetua. Pentru că toate colecţiile, expoziţiile şi prezentările din toate ramurile meşteşugurilor noastre sunt de admirat. Acest interes pentru tradiţii, obiceiuri şi ritualuri ne este de mare folos în a nu ne uita trecutul şi a ne transfera obiceiurile şi tradiţiile generaţiilor viitoare.
Un motiv în plus de a ne face fericiţi” Adresându-se mulţimii adunate în platoul de pe faleza lacului, doamna Seriha Menseit a spus: „Iată frumuseţea acestor festivaluri care constă în acest tablou cu cea mai frumoasă formă de unitate şi solidaritate”. În continuare a subliniat că festivalurile sunt importante pentru menţinerea valorilor culturale vii şi pentru a asigura un mediu de distracţie şi voie bună. Totodată joacă un rol important în promovarea localităţilor.
La finalul discursului său, doamna Seriha a mulţumit tuturor colegilor săi şi artiştilor care au contribuit la pregătirea festivalului şi a subliniat că localitatea Techirghiol este frumoasă împreună cu toţi cei care o vizitează şi sunt tămăduiţi de magia locului. Au fost trei zile pline de festival cu multe lucruri frumoase. Pregătiţi vă de pe acum pentru ediţiile următoare care se anunţă extraordinare.
Melek Osman
Seminar cultural-educativ în Republica Turcia
La invitaţia Asociaţiei Profesorilor din Europa şi Asia, AVRASIA Uniunea Democrată Turcă din România a derulat un proiect cultural-educativ în Republica Turcia, în perioada 13-20 iulie 2024 în oraşele Izmir şi Bursa. La această activitate au participat reprezentanţi de la sucursalele UDTR din judeţele Constanţa şi Tulcea, subprefectul Şenol Ali, inspectorul şcolar pentru limba turcă, prof. dr. Icbal Anefi, preşedinta Sucursalei UDTR Galaţi, doamna Gülten Abdula, şi preşedinta Sucursalei UDTR Constanţa Mustafa Nazighear, reprezentanţi ai comisiilor de cultură din cadrul sucursalelor cât şi membri activi. Proiectul a fost organizat de Comisia de cultură a UDTR. În cadrul proiectului, coordonat de preşedinta Comisiei de cultură a UDTR, prof. Serin Türkoğlu, au fost vizitate, în regiunea Izmir: Muzeul „Atatürk”, Muzeul de Cultură şi Arte şi Muzeul Arheologic Efes. Unul din obiectivele din cadrul acestui proiect a fost participarea la ceremoniile dedicate zilei de 15 Iulie Zilei Democraţiei şi Unităţii Naţionale unde domnul subprefectul Şenol Ali a stat la prezidiu alături de prefectul oraşului Izmir dr. Suleyman Alban şi oficialităţile oraşului. Au fost momente impresionante, văzând cum sărbătoreşte poporul turc această importantă zi. Tot la Izmir, participanţii la proiect au avut o întrevedere cu preşedintele Federaţiei Turcilor din Balcani, UBF preşedinte Ekrem Selimler şi preşedinţii organizaţiilor din balcani. Discuţiile au vizat proiectele din domeniul educaţie, cultură, obiceiuri şi tradiţii naţionale şi religioase, identificarea posibilităţilor de diversificare şi de creştere a numărului de proiecte încheiate între instituţii culturale din România şi Turcia.
În cadrul acestui seminar s-au discutat teme importante cum ar fi: Locul miturilor în cultura unui popor, Identitatea turcilor din Balcani intre tradiţie şi modernism. Concluziile au fost trase în prezenţa preşedinţilor organizaţiilor culturale ale turcilor din Balcani, domnii, Omer Şanli, Ugur Şengöz, Mehmet Yildiz, Ömer Ok, Isa Nezir şi binenteles dl. Ekrem Selimler. În încheiere poetul şi rapsodul turc din Bulgaria, Mehmet Serbest şi solista de muzica turcă dobrogeană Magbule Ilmaz, au susţinut un moment artistic unde poezia şi cântecul s-au armonizat perfect.
La Bursa, grupul din România a vizitat Muzeul „Panorama” şi satul Cumalıkızık din apropiere, fondat în perioada de început a Imperiului Otoman, sit protejat UNESCO. Alături de membrii sucursalelor UDTR s-au aflat Programul de întâlniri şi vizite la diferite centre culturale şi obiective de cult islamic a fost făcut de Asociaţia Profesorilor din Europa şi Asia, AVRASIA. İncă de la înfiinţarea Uniunii Democrate Turce din România, primele trei puncte au fost prioritare în desfăşurarea activităţilor sale
Serin Turkoglu
Liderii UDTR prezenţi la recepţia organizată de Ziua Independenţei SUA la Bucureşti
Cea de a 248-a anivesare a independenţei Statelor Unite ale Amercii a fost marcată cu o zi în avans, la Bucureşti, în data de 3 iulie. La recepţia oferită de Ambasada SUA la Bucureşti au luat parte şi cei doi lideri ai Uniunii Democrate Turce din România, preşedintele Fedbi Osman şi secretarul general Ervin Ibraim.
Evenimentul s-a desfăşurat sub semnul „durabilei” prietenii româno-americane şi a marcat de asemenea, împlinirea a 27 de ani de la semnarea Parteneriatului Strategic dintre cele două state. „Naţiunea noastră a fost fondată pe idealurile libertăţii, egalităţii şi căutării fericirii, precum şi pe valorile durabile ale democraţiei şi statului de drept. Acestea ne-au ghidat ţara prin secole de dezvoltare, provocări şi progres. Această sărbătoare ne aminteşte că aceste valori democratice sunt aspiraţii universale care rezonează cu oameni din întreaga lume, inclusiv cu prietenii noştri din România”, a afirmat ambasadorul SUA la Bucureşti, dna Kathleen Kavalec în debutul discursului său. În discursul său, diplomatul american s-a referit şi la Parteneriatul Strategic dintre România şi SUA, încheiat în urmă cu 27 de ani, dar şi la aniversarea a 20 de ani de la intrarea României în NATO. În acest context, diplomatul american a declarat: „Parteneriatul nostru strategic cu România este construit pe valori democratice comune, relaţii economice, legături profunde între oameni şi cooperare în domeniul securităţii şi apărării. Ca parteneri şi aliaţi în NATO, angajamentul nostru faţă de România este de neclintit şi esenţial pentru protejarea valorilor noastre comune şi a modului nostru de viaţă”.
Ambasadorul american a felicitat România pentru aniversarea a 20 de ani în NATO şi a specificat că Preşedintele Biden o consideră „un aliat puternic” care a depăşit toate aşteptările. În discursul său, ambasadorul Kathleen Kavalec a abordat şi războiul din Ucraina şi în acest context a mulţumit poporului român şi autorităţilor pentru sprijinul umanitar, politic, economic şi militar acordat vecinilor ucraineni. În mesajul său, diplomatul american a subliniat faptul că în centrul atenţiei, în acest an sunt alegerile în peste 60 de ţări şi că acestea sunt „o sărbătoare a democraţiei” dar şi „ocazia de a ne reînnoi angajamentul faţă de alegeri libere şi corecte, de a ne apăra discursul politic de dezinformare şi instigare la ură şi de a alege lideri care ne unesc pentru a construi un viitor mai bun. Pe măsură ce votăm, contribuim la forţa durabilă a democraţiei în întreaga lume.”
Tema recepţiei din acest an a constituit-o lumea filmului, industria cinematografică ce prezintă diversitatea şi dinamismul care definesc experienţa americană. „De la eroismele western-urilor clasice până la viziunile futuriste ale science fiction-ului, filmele noastre au inspirat publicul din întreaga lume şi au oferit o privire asupra modului de viaţă american. Şi cinematografia românească a adus contribuţii semnificative în lumea filmului. Filmul românesc este renumit pentru creativitatea şi modul său inovator de a povesti. Regizorii români au câştigat recunoaştere globală pentru producţiile lor puternice şi provocatoare”, a menţionat ambasadoarea Kathleen Kavalec. Diplomatul american a mai subliniat faptul că cinema-ul nu este numai divertisment ci şi „un motor important de creştere economică” deoarece producţiile de film aduc investiţii majore, creează locuri de muncă şi a salutat decizia recentă a guvernului român de a reînfiinţa un program de stimulente pentru realizarea de filme.
Prezent la recepţia oferită de Ambasada SUA la Bucureşti, Preşedintele României, dl. Klaus Iohannis, s-a referit în alocuţiunea sa la aniversarea a două decenii de la aderarea la NATO şi a subliniat că relaţia dintre cele două ţări se bazează pe o prietenie solidă care se reflectă „în cooperarea substanţială pe toate dimensiunile Parteneriatului nostru Strategic”. Referitor la abordarea strategică faţă de Marea Neagră Preşedintele Klaus Iohannis a subliniat în alocuţiunea sa: „Împărtăşim viziunea comună că trebuie să întărim eforturile pentru consolidarea unităţii transatlantice şi pentru apărarea valorilor noastre comune. Numai astfel, putem oferi tuturor partenerilor din regiune o cale către pace, prosperitate şi integrare euroatlantică. Contribuţia responsabilă a statelor din regiune la asigurarea securităţii şi a rezilienţei Mării Negre este crucială pentru a transforma regiunea într-un spaţiu sigur, deschis şi prosper. Ţara noastră este recunoscută ca un actor responsabil şi un factor de stabilitate la Marea Neagră, contribuind atât la securitatea regiunii, cât şi la dezvoltarea şi întărirea relaţiei transatlantice.” Preşedintele Klaus Iohannis nu a uitat nici proiectele de cooperare în domeniul energiei nucleare pe care le-a considerasst esenţiale pentru colaborarea dintre ţările noastre şi care constituie „un vector regional important în domeniul energetic, prin consolidarea independenţei energetice şi dezvoltarea de soluţii avansate pentru energia verde”.
La rândul său, prim-ministrul Marcel Ciolacu a amintit în discursul său de Parteneriatul Strategic dintre cele două ţări şi despre relaţia bilaterală care are la bază valorile democratice. „La nivelul societăţii româneşti există un grad ridicat de încredere şi respect faţă de Statele Unite. Şi cred că acest lucru se datorează în primul rând faptului că securitatea cetăţenilor noştri este asigurată în mod direct prin Parteneriatul Strategic pe care îl avem cu SUA. De altfel, relaţia bilaterală pe care am construit-o are la bază valorile democratice pe care le împărtăşim. Este o relaţie întărită de ajutorul României pentru eforturile Statelor Unite pe linia combaterii terorismului, de sprijinul acordat de Statele Unite pentru procesul de aderare la OCDE, precum şi de apartenenţa noastră comună la NATO” a declarat premierul României. În continuare, premeierul Marcel Ciolacu s-a referit la cooperarea economică bilaterală, dar şi la perspectiva de accedere la programul Visa Waiver. În încheierea intervenţiei sale prim-ministrul României i-a asigurat pe cei prezenţi că „România va continua să fie un partener deschis şi determinat să contribuie la întărirea Parteneriatul nostru Strategic, cu rezultate pozitive la nivel bilateral, regional şi transatlantic”.
După rostirea discursurilor oficiale, invitaţii au asistat la un spectacol aviatic şi s-au bucurat de magia filmelor şi a bucătăriei americane. La eveniment au participat membri ai Guvernului, parlamentari, reprezentanţi ai administraţiei publice şi diplomaţi. Printre invitaţi s-a numărat şi muftiul Cultului Musulman din România, dl. Murat Iusuf.
Sorina Asan
R.D.T.B. liderleri Bükreş'te ABD Milli Günü resepsiyonuna katıldı
Amerika Birleşik Devletleri'nin bağımsızlığının 248. yıldönümü 3 Temmuz'da Bükreş'te bir gün erken kutlandı. Bükreş'teki ABD Büyükelçiliği'nin ev sahipliğinde düzenlenen resepsiyona Romanya Demokrat Türk Birliği'nin iki lideri, Başkan Fedbi Osman ve Genel Sekreter Ervin İbraim de katıldı. Etkinlik “kalıcı” Romanya-Amerika dostluğunun işareti altında gerçekleşti ve aynı zamanda iki ülke arasındaki Stratejik Ortaklığın imzalanmasının 27. yıldönümünü kutladı. Ulusumuz özgürlük, eşitlik ve mutluluk arayışı ideallerinin yanı sıra demokrasi ve hukukun üstünlüğü gibi kalıcı değerler üzerine kurulmuştur. Yüzyıllar boyunca ülkemize kalkınma, zorluklar ve ilerleme konularında rehberlik etmişlerdir. Bu kutlama bize, bu demokratik değerlerin Romanya'daki dostlarımız da dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki insanlarda yankı bulan evrensel özlemler olduğunu hatırlatıyor.” ABD'nin Bükreş Büyükelçisi Kathleen Kavalec konuşmasının başında bu sözleri kullandı. Amerikalı diplomat konuşmasında ayrıca Romanya ile ABD arasında 27 yıl önce imzalanan Stratejik Ortaklığa ve Romanya'nın NATO'ya girişinin 20. yıldönümüne de atıfta bulundu. “Romanya ile stratejik ortaklığımız ortak demokratik değerler, ekonomik ilişkiler, insanlar arası derin bağlar ve güvenlik ve savunma alanlarında işbirliği üzerine inşa edilmiştir.” NATO'daki ortaklarımız ve müttefiklerimiz olarak Romanya'ya olan bağlılığımız sarsılmazdır ve ortak değerlerimizi ve yaşam tarzımızı korumak için elzemdir.”
Amerikan Büyükelçisi Romanya'yı NATO'daki 20. yılı dolayısıyla kutladı ve Başkan Biden'ın Romanya'yı tüm beklentileri aşan “güçlü bir müttefik” olarak gördüğünü söyledi. Konuşmasında Ukrayna'daki savaşa da değinen Büyükelçi Kathleen Kavalec, Romanya halkına ve yetkililerine Ukrayna'nın komşularına verdikleri insani, siyasi, ekonomik ve askeri destek için teşekkür etti. Amerikalı diplomat mesajında bu yıl 60'tan fazla ülkedeki seçimlere odaklanıldığını ve bu seçimlerin “demokrasinin bir kutlaması” olmasının yanı sıra “özgür ve adil seçimlere olan bağlılığımızı yenilemek, siyasi söylemimizi yanlış bilgi ve nefret söyleminden korumak ve daha iyi bir gelecek inşa etmek için bizi birleştiren liderleri seçmek için bir fırsat” olduğunu vurguladı. Oy kullandıkça, dünya çapında demokrasinin kalıcı gücüne katkıda bulunuyoruz.”
Bu yılki resepsiyonun teması, Amerikan deneyimini tanımlayan çeşitlilik ve dinamizmi sergileyen film endüstrisi olan film dünyasıydı. “Klasik western filmlerinin kahramanlıklarından bilim kurgunun fütüristik vizyonlarına kadar filmlerimiz dünyanın dört bir yanındaki izleyicilere ilham verdi ve Amerikan yaşam tarzına bir bakış sundu. Romanya sineması da film dünyasına önemli katkılarda bulunmuştur. Romanya sineması yaratıcılığı ve yenilikçi hikaye anlatımıyla ünlüdür.
Romanyalı yönetmenler güçlü ve iddialı yapımlarıyla dünya çapında tanınırlık kazanmışlardır” Büyükelçi Kathleen Kavalec ifade etti. Amerikalı diplomat ayrıca sinemanın sadece eğlence değil, aynı zamanda film yapımlarının büyük yatırımlar getirmesi ve istihdam yaratması nedeniyle “ekonomik büyümenin önemli bir motoru” olduğunun altını çizdi ve Romanya hükümetinin film yapımı için bir teşvik programını yeniden canlandırma kararını memnuniyetle karşıladı.
ABD'nin Bükreş Büyükelçiliği tarafından düzenlenen resepsiyonda hazır bulunan Romanya Cumhurbaşkanı Sayın Klaus Iohannis yaptığı konuşmada NATO'nun AB'ye katılımının yirmi ikinci yıldönümüne atıfta bulunarak iki ülke arasındaki ilişkinin sağlam bir dostluğa dayandığını ve bunun da “Stratejik Ortaklığımızın tüm boyutlarındaki önemli işbirliğine” yansıdığını vurguladı.
Karadeniz'e stratejik yaklaşım konusunda Cumhurbaşkanı Klaus Iohannis konuşmasında şu hususların altını çizdi: “Transatlantik birliği güçlendirmek ve ortak değerlerimizi savunmak için çabalarımızı arttırmamız gerektiği konusunda ortak bir vizyonu paylaşıyoruz. Ancak o zaman bölgedeki tüm ortaklarımıza barış, refah ve Avrupa-Atlantik entegrasyonuna giden bir yol sunabiliriz. Bölgedeki devletlerin Karadeniz'in güvenliğinin ve dayanıklılığının sağlanmasına sorumlu bir şekilde katkıda bulunmaları, bölgenin güvenli, açık ve müreffeh bir alana dönüştürülmesi açısından hayati önem taşımaktadır. Ülkemiz Karadeniz'de sorumlu bir aktör ve istikrar unsuru olarak tanınmakta, hem bölgenin güvenliğine hem de transatlantik ilişkilerin gelişmesine ve güçlenmesine katkıda bulunmaktadır.” Cumhurbaşkanı Klaus Iohannis, ülkelerimiz arasındaki işbirliği için gerekli gördüğü ve “enerji bağımsızlığını güçlendirerek ve yeşil enerji için gelişmiş çözümler geliştirerek enerji alanında önemli bir bölgesel vektör” oluşturan nükleer enerji alanındaki işbirliği projelerini de unutmadı.
Başbakan Marcel Ciolacu ise konuşmasında iki ülke arasındaki Stratejik Ortaklığa ve demokratik değerlere dayalı ikili ilişkilere değindi. “Romanya toplumu ABD'ye karşı yüksek derecede güven ve saygı duymaktadır. Bunun temel nedeninin de vatandaşlarımızın güvenliğinin ABD ile sahip olduğumuz Stratejik Ortaklık sayesinde doğrudan sağlanıyor olması olduğuna inanıyorum. Dahası, inşa ettiğimiz ikili ilişki paylaştığımız demokratik değerlere dayanmaktadır. Bu ilişki, Romanya'nın ABD'nin terörle mücadele çabalarına verdiği destekle, ABD'nin OECD'ye katılım sürecine verdiği destekle ve NATO'daki ortak üyeliğimizle güçlenen bir ilişkidir” dedi. Başbakan Marcel Ciolacu daha sonra ikili ekonomik işbirliği ve Vize Muafiyet Programına erişim olasılığı hakkında konuştu. Romanya Başbakanı konuşmasının sonunda hazır bulunanlara şu teminatı verdi: “Romanya, ikili, bölgesel ve transatlantik düzeyde olumlu sonuçlar doğuran Stratejik Ortaklığımızın güçlendirilmesine katkıda bulunmak üzere açık ve kararlı bir ortak olmaya devam edecektir.”
Resmi konuşmaların ardından konuklar bir hava gösterisi izledi ve Amerikan filmlerinin ve mutfağının büyüsünün tadını çıkardı. Etkinliğe hükümet üyeleri, parlamenterler, devlet memurları ve diplomatlar katıldı. Konuklar arasında Romanya Müftüsü Sayın Murat Iusuf da bulundu.
Nurcan İbraim
Aşure la filialele UDTR
În data de 7 iulie 2024 am intrat într-un nou an calendaristic islamic. Am păşit în anul 1446, luna Muharrem. În timp ce Sărbătoarea Aşura este întotdeauna în aceeaşi zi a calendarului islamic, data din calendarul gregorian variază de la an la an datorită diferenţelor dintre cele două calendare, deoarece calendarul islamic este un calendar lunar, iar calendarul gregorian este un calendar solar. Am sărbătorit ziua Aşure, o importantă sărbătoare din prima lună a calendarului islamic, al cărei istoric îşi găseşte începuturile în perioada profetului Noe. După potop, toţi cei care se aflau în arca ce ajunsese pe uscat, pe muntele Judi, s-au dus în căutarea hranei. Până s-au întors ei, profetul Noe le-a pregătit o gustare din rămăşiţele ce se mai găseau pe arcă. De asemenea, se spune că sărbătoarea Aşure ar avea mai multe semnificaţii şi anume: în această zi au fost iertate păcatele Profetului Adam sau că este ziua în care Profetul Moise a scăpat de armata faraonului. Tot în această zi se spune că ar fi fost iertate păcatele Profetului David sau că în ziua de Aşure, s-a născut Profetul Ismail, fiul lui Abraham. În Istoria religiei islamice, ziua Aşure se regăseşte şi ca zi de doliu, deoarece în această zi Husein a căzut erou la Kerbala.
În luna Muharrem, Uniunea Democrată Turcă a marcat importanţa acestei sărbători printr-o serie de activităţi la filialele Medgidia, Bucureşti, Cumpăna, Lazu, Techirghiol, Mangalia, Cobadin, Tulcea şi Constanţa. Participanţii la manifestare au servit desertul „Aşure” pregătit după reţeta etnicilor turci din Dobrogea. Scopul acestei sărbători este de a-i apropia pe musulmani, de a întări sentimentul de fraternitate.
Conform tradiţiei islamice, în amintirea acelei zile, musulmanii pregătesc desertul „Aşure” după o reţetă transmisă din generaţie în generaţie, din care nu lipsesc minimum nouă ingrediente: grâul, năutul, caisele uscate, migdalele, nuca, smochinele, alunele, apa de trandafiri şi stafidele. Pregătirea acestui desert, împărţirea şi servirea lui între musulmani reprezintă o tradiţie ce leagă noi relaţii de prietenie şi totodată duce la întărirea relaţiilor dintre enoriaşi.
Firdes Musledin
Romanya Demokrat Türk Birliği şubelerinde Aşure
7 Temmuz 2024'te İslami takvime göre yeni bir yıla girdik. 1446 yılına, Muharrem ayına adım attık. Aşure Günü her zaman İslami takvimin aynı gününe denk gelirken, iki takvim arasındaki farklılıklar nedeniyle Miladi takvimdeki tarih yıldan yıla değişmektedir, çünkü İslami takvim ay takvimi ve Miladi takvim güneş takvimidir. Aşura arapçada “onuncu” demektir. Yani bugün aşura günü, deyince bugün onuncu günü demiş oluyoruz. Neyin onuncu günü peki: Muharrem ayının onuncu günü. Kuranı Kerim'de Fecr suresinde geçen ve üzerine yemin edilen 10 gecenin Muharremin ilk 10 günü olduğu tefsirlerde yer almaktadır. Takvimin ilk ayı olan Muharrem ayının onuncu günü Aşure Günür. İslam inancına göre bu günde birçok önemli olay meydana geldiğine inanılır. Hz Adem ve Hz Havva'nın tevbesinin kabul olması, Hz Nuh'un gemisi tufandan kurtulması, Hz İbrahim'im Nemrud'un ateşinden kurtulması, Hz. İsmail'in Kurban edilmesi, Hz. Musa'nın firavundan kızıl denizden geçerek kurtulması, Hz. Yakubun gözlerinin açılmaıs ve oğluna kavuşması, Hz. Eyyüb'ün hastalıktan kurtulması, Yunus Peygamberin, balığın karnından kurtulması, Hz. İsa'nın Allah tarafından dünyadan çekilmesi, Peygamberimizin (S.A.V) hicretini tamamlaması.
Hz. Nuh, kavmine sözünü geçiremeyince Allah'tan aldığı emirle bir gemi yapmaya başlamıştı. Gemiyi yaparken bir yandan taciz ediliyor bir yandan son bir denemeyle insanları kurtuluşa çağırıyordu. O Gün geldi, Nuh peygamber inanları gemiye doldurdu, oğlu geride kalanlardan oldu. Gemiye binmedi. Allah'ın izniyle yağmur aylarca yağdı, sanki gök delindi. Her yanı su bastı. Sonra Allah, göğe suyunu tutmasını, yere de suyunu yutmasını emreyledi. Gemi Cudiye oturdu. (Kuran-ı Kerim, 11/44). Bu olay muharremin onuncu günüydü. Ve Nuh gemide kalan erzakla bir kazan yemek yaptı. İşte o yemek de bugünkü “aşure yemeği” dir.
Türk Demokrat Birliği Muharrem ayında Medgidia, Bükreş, Cumpăna, Lazu, Techirghiol, Mangalia, Cobadin, Tulcea ve Köstence şubelerinde düzenlediği bir dizi etkinlikle bu bayramın önemini vurguladı. Şubelerdeki programa katılanlara, Dobruca etnik Türklerin tarifine göre hazırlanan “Aşure” ikram edildi. Bu faaliyetlerin amacı Müslümanları yakınlaştırmak, kardeşlik duygusunu güçlendirmektir.
İslami geleneğe göre Müslümanlar, o günün anısına “Aşure” tatlısını nesilden nesile aktarılan bir tarife göre hazırlar ve en az dokuz malzeme eksik olmaz: buğday, nohut, kuru kayısı, badem, ceviz, incir, fındık, gül suyu ve kuru üzüm. Bu tatlının yapılması, Müslümanlar arasında paylaşılması ve ikram edilmesi yeni dostluklar kurulmasını sağlayan ve aynı zamanda i ilişkilerin güçlenmesine vesile olan bir gelenektir.
Firdes Musledin
Săptămâna Interetnică la Tulcea
În perioada 21-27 iulie 2024, scena din Piaţa Civică a municipiului Tulcea a găzduit timp de o săptămână cea de a XIX-a ediţie a Festivalului Săptămâna Interetnică. Minorităţile etnice din judeţ au prezentat publicului, în această săptămână, prin dans şi cântec, moştenirea culturală păstrată de-a lungul timpului.
Evenimentul a fost iniţiat de Asociaţia Centrul European pentru Diversitate (EUdivers) şi este implementat în parteneriat cu organizaţiile minorităţilor etnice din judeţul Tulcea, precum şi Sucursala Tulcea a UDTR. Evenimentul ce face parte din proiectul „Tulcea – esenţa diversităţii” este organizat sub deviza „Un festival făcut de tulceni pentru tulceni”, ce a adus pe scena din centrul oraşului artişti, cântăreţi şi dansatori ai ansamblurilor folclorice ale minorităţilor naţionale.
„Urez tuturor celor prezenţi, reprezentanţi ai mai multor etnii, multă sănătate, să fiţi în continuare mândri de grupul etnic din care faceţi parte şi să ştiţi că trăiţi în cel mai frumos loc din lume, nu numai din ţară. Aceasta este Dobrogea, aceasta este Tulcea. Aici este armonie, aici este prietenie, aici este tot ce ne dorim de la viaţă! Să fim sănătoşi, să ne înţelegem bine toţi şi să mergem înainte, aşa cum am mers de atâta vreme. Doamne ajută şi să fim prieteni cu toţii!”, a menţionat la deschiderea Festivalului, vicepreşedintele dl. Mihai Huleni.
Pornind de la obiectivul general - menţinerea şi promovarea diversităţii etnice, lingvistice şi culturale, calendarul proiectului a inclus un program ce s-a desfăşurat zilnic, la care au fost invitaţi să participe reprezentanţi ai etniilor tulcene, ai autorităţilor locale şi persoane resursă în domeniul etnografiei. Proiectul şi-a propus să fie un exemplu de bună practică, ilustrând longevitatea unui parteneriat publicprivat care a reuşit să reziste timp de 19 ani.
Pe scena din centrul oraşului activităţile culturale au început în fiecare seară, la ora 20,00, iar programul manifestărilor a inclus şi activităţi cu reprezentanţii minorităţilor etnice din Deltă la Muzeul de etnografie şi artă populară din Tulcea.
Ca şi celelalte ediţii, festivalul a fost organizat în cadrul unui proiect omonim, devenind deja o tradiţie locală, care atrage anual, în această săptămână a lunii iulie, numeroşi spectatori la scena din Piaţa Civică a municipiului Tulcea.
În timpul unei conferinţe de presă, reprezentantul Consiliului Judeţean Tulcea, dl. Lucian Simion, a declarat că: „Festivalul interetnic a ajuns un brand pentru judeţul Tulcea, un brand care este o platformă de manifestare a tuturor minorităţilor din judeţ, care ajută fiecare minoritate să-şi pună în valoare şi să prezinte tulcenilor şi nu numai cultura, tradiţiile, să ţină minoritarii din asociaţie uniţi. Platforma creată de EuDivers ne-a dat posibilitatea ca în jurul acestui festival să creăm un eveniment”, a menţionat reprezentantul CJ, Lucian Simion.
Cea de-a 19-a ediţie a festivalului a fost prezentat de voluntari şi a avut şi o componentă umanitară, prezentatoarea evenimentului pregătind diverse obiecte pe care le-a oferit spectatorilor. Manifestarea s-a desfăşurat după un program bine realizat pe o perioadă de şapte zile, unde fiecare comunitate a participat cu ansambluri, solişti tulceni şi oaspeţi din ţară. De altfel, în cadrul programului activităţilor propuse a avut loc şi o lansare de carte a preşedintelui comunităţii armene.
În această perioadă a festivalului, în fiecare seară, pe scena din Piaţa Civică s-au desfăşurat spectacole artistice ale minorităţilor etnice care au celebrat armonia şi diversitatea. În seara dedicată minorităţii turce, programul artistic a fost prezentat de ansamblul TUNA al UDTR Sucursala Tulcea, ce a prezentat dansuri tradiţionale specifice comunităţii turce. La acest festival, ce reprezintă de ani de zile cel mai important eveniment interetnic la nivel naţional, printre oficialităţi şi invitaţii de onoare, a fost şi domnul Iusein Ibram, deputat al UDTR.
La finalul acestui eveniment cultural tinerii ansamblului Tuna şi coordonatorul grupului, dna prof. Nurten Mahmudi, au fost premiaţi şi li s-au oferit diplome pentru promovarea tradiţiilor şi obiceiurilor comunităţii turce, astfel contribuind la cunoaşterea, dezvoltarea şi perpetuarea culturii turce.
Melec Amet
Yaz kursları
Okulların tatile girmesiyle birlikte Romanya Müslümanlar Müftülüğü Dobruca bölgesindeki camilerde camilerde yaz kurslarını başlattı.
Yaz Kur'an kursları, öğrencilere yönelik olarak 'Kur'an-ı Kerim'i ve mealini öğrenebilmeleri, dini bilgilerini geliştirebilmeleri amacıyla yaz aylarında camiler, Kur'an kursları ve belirlenen diğer mekanlarda açılan 1 ay süreli kurslardır.
İlk emri “Oku” olan dinimiz, dini hayatını yaşayacak kadar öğrenilmesi gereken ilmi, cinsiyet gözetmeksizin her müslümana farz kılmıştır. Bu konuda Efendimiz (sav) “İlim öğrenmek her Müslüman’a farzdır” buyurmuşlardır.
Peygamberimiz (S.A.V.)'in “Sizin en hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve öğretenlerinizdir” buyurmuştur. Haziran ayın sonunda başlayan yaz kursları camilerde yapılıyor. Çocukların okul derslerinden çıkıp camilerde ders almaları bizim için büyük bir sevinç oldu. Bu kurslar başlamadan önce tüm vaazlarda, kanallarında duyuru yapılmıştı ve bu çalışmaların boş olmadığını, camileri ziyaret ederek gördük. Bu başarı en çok velilerin başarısı olduğunu düşünüyoruz, onlar tatil demeden çocuklarını camiye göndererek evlatları için en güzel ve hayırlı olanı yaptılar çünkü dinimizi öğretmeleri anne ve babanın çocuğun üzerindeki görevlerinden biridir. Küçük yaşta öğretilen şeyin, taş üzerine kazılan bilgiye, ileri yaşlarda öğretilen şeyin su üzerine yazılan yazıya benzetildiği unutulmamalıdır.
Efendimiz (sav): “Bir baba çocuğuna güzel terbiyeden daha değerli miras bırakmış olamaz” buyurarak dikkatimizi İslami terbiye ye çekmiştir.
Camilerdeki bu dini hizmetlerin gelecek senelerde de daha güzel olmasını temenni ediyoruz.
Firdes Musledin
Dobruca Türklerinde Düğün
Geçmişte evlilik, kızın evlenme teklifinden başlayarak düğüne ve hatta ötesine kadar her biri belirli ritüelleri olan bir dizi aşama anlamına geliyordu. Unutulmamalıdır ki geçmişte gençler birbirlerini tanımasalar bile anne babalar daha çok karar verirdi ve talep reddedilirse kızı kaçırmak adettendi ya da çift izin alarak evden kaçardı.
Günümüzde bu tür gelenekler çok nadir hale geldi, tamamen ortadan kalkmamış olsalar bile, kız ve erkek kendi geleceklerine karar veriyor.
Anne ve baba, çocuklarının evlenmesi konusunda anlaşmaya varırsa, damadın aylesi, nişandan önce kız tarafına çeyiz çeyizine belli bir miktar para veya çeşitli malları tamamlaması hazırlarlar.
Kızın tarafı damadın ailesine içinde dokuz nesne (el sanatları) bulunan bir boça teklif ederler ve bunun adı Doluz verilmiştit.
Günümüzde bu adetlerin bir kısmı modernleşmenin etkisiyle terk edilmiştir. Ancak bazı aileler nişan vesilesiyle bile gerçek düğünler düzenlemekte ve gerçek düğün vesilesiyle törenler muhteşemdir.
Burada geçmişte düğünlerin haftanın ilk günleri başlayıp Perşembe-Cuma gecesi sona erdiğini, yeni evlenen erkeğin ertesi gün Cuma namazına gitmesini ve bu gençlik kategorisinden erkek kategorisine geçmesidir.
Türk-Müslüman ailelerin düğünlerinde, geçmişte imam tarafından hem damat hem de kız tarafından heyetler (bir vekil ve iki şahit) aracılığıyla gerçekleştirilen dini nikâhla ilgili törenler gerçekleştirilir.
Zamanla bu gelenek unutulmuş, bu töreni gençlerin huzurunda, yanlarında belirlenmiş tanıklarla birlikte yönetmeye geçilmiştir. Bu vesileyle mehr-i muaccel ve mehr-i müeccel olmak üzere iki çeşit para da belirlenir.
Ancak gelin için düzenlenen kına gecesi olarak adlandırılan, ellerine, alnına ve yanaklarına kına adı verilen özel bir madde ile süslenirken genç kadınlara oynar ve şarkı söylerler ve onlara tatlılar ikram edilir.Geçmişte bu tür törenler sadece kadınlar arasında yapılırken, günümüzde erkekler de katılması sağlanmıştır.
Kıza kına yakılması, erkeğin de tıraş edilmesinin karşılığıdır. Bu iki olayın anlamı beraber bir hayat sürdürmeden önce genç çiftin hem bedenen hemde ruhen paklanması manasına gelir. Kına yakılmasının ve saç tırşı islâm kültüründe yaygın bir gelenektir.
Düğün öncesi damatların düğüne hazırlık süreci yoğun olsa da, damat traşı oldukça önemlidir. Hazırlıklar hem kız, hem de oğlan evinde sabahın erken saatlerinde başlıyor. Çünkü bir zamanlar gelin ve damat düğün öncesi hiç görüşmiyormuş ve herkes kendi evinde yaşıyormuş. Gelin ve damatın düğün hazırlıkları bazı ritüeller gerektiriyor.
Damat hazırlıkları “damat tıraşı” ile başlar. Damat tıraşı için düğün günü sabahı damat, sağdıç ve damadın arkadaşları bir araya gelirler. Geleneksel olarak berberin sol koluna beyaz bir bez bağlanır ve konuklar ritüel sırasında bu beze bahşiş sıkıştırır.
Berber, tıraş sırasında sürekli usturanın kesmediğinden şikâyet ederek eğlenceli bir şekilde bahşiş kazanmaya çalışır. Bir bahşiş sıkıştırılır sıkıştırılmaz usturası birdenbire keskinleşiverir. Bu, saç kesimi sırasında da birkaç kez yinelenir…
Tıraş sırasında damat arada bir kalkarak arkadaşlarıyla birlikte oynar. Bu sırada konuklar damada para takar. Tıraş sona erdiğinde damadın sağdıcı ve arkadaşları tarafından giydirilmesi de yine bir gelenektir.
Elbette gelini anne ve babasının evinden alıp damat evine götürmek de bir takım özel törenleri, gelinin çeyiziyle birlikte özel olarak düzenlenmiş bir odaya yerleştirilmesini ve düğün sonunda damadın buraya gelmesini içermektedir.
Ertesi sabah sağdıç olay yerinde belirerek kızın bakire olup olmadığını tespit eder, bu Türk-Müslüman ailelerin çok ciddiye aldığı bir durumdur ve hatta gelini anne babasının evine gönderme vakaları vardır.
Her şey yolundaysa, o andan itibaren taraflar birbirlerine dünür denilen bir nevi akraba olurlar.
Bu geleneklerden bazıları bugün hala uygulanmaktadır, diğerleri ise unutulmuştur, yalnızca bu tür geleneklere adanmış özel eserlerde bahsedilmektedir.
anonim
Zeytinli Ekmek
Malzemeler
- 2 su bardağı ılık su
- 1 paket kuru maya
- 1 yemek kaşığı şeker
- 1 tatl kaşığı tuz
- 2 yemek kaşığı zeytin yağı
- 5,5-6 su bardağı un
- 150 gram çekirdeksiz siyah zeytin
Nasıl Yapılır?
- Un hariç bütün malzemeleri bir araya getirip karıştırın.
- Azar azar unu ilave ederek yoğurun.
- Ele yapışmayan, yumuşak bir hamur elde edince 40 dakika kadar dinlendirin.
- Mayalanan hamuru tezgaha yayıp içine zeytinleri serpiştirin.
- Elinizle rulo yapın, ardından ruloyu kendi etrafında yuvarlayıp elinizle yuvarlak hale getirin. Üzerine su sürün ve un serpin.
- Hamurunuzu döküm tencereye aktarın ve üstüne bıçak ile bir çizik atın.
- Önceden ısıtılmış 190 derecelik fırında 1 saate yakın pişirin.
- Zeytinli ekmek tarifiniz hazır. Afiyet olsun!
internet
Pâine cu măsline
Ingrediente
- 2 pahare de apă
- 1 pachet drojdie uscată
- o lingură de zahăr
- o lingură de sare
- 2 linguri de ulei de măsline
- 5,5-6 pahare făină
- 150 de grame de măsline negre fără sâmburi
Modul de preparare
- Se mixează toate ingredientele, cu excepţia făinii.
- Se adaugă făina treptat şi se frământă.
- Atunci când obţineţi un aluat moale care nu se lipeşte de mâini, lăsaţi-l să se odihnească timp de 40 de minute.
- Întindeţi aluatul fermentat pe blat şi presăraţi măslinele pe el.
- Rulaţi aluatul cu mâinile, apoi răsuciţi sulul în jurul lui şi faceţi-l rotund cu mâinile. Se unge cu apă şi se presară cu făină.
- Se transferă aluatul în tava de fontă şi se crestează partea de sus cu un cuţit.
- Coaceţi în cuptorul preîncălzit la 190 de grade timp de aproximativ 1 oră.
- Pâine cu măsline este gata. Poftă bună!
Nilgun Panaitescu
Yoğurtlu Fırın Patlıcan Salatası
Malzemeler
- 1 adet patlıcan,
- 1 su bardağı koyu kıvamlı yoğurt,
- 1 küçük diş sarımsak,
- 1 tutam ince kıyılmış maydanoz,
- 1 tatlı kaşığı kavrulmuş susam,
- 6 yemek kaşığı zeytinyağ,
- 1 tatlı kaşığı pul biber,
- Tuz.
Hazırlanışı
- Patlıcanı alaca soyup küp küp doğrayın,
- Bir kasede 3 yemek kaşığı sıvı yağ ile harmanlayın,
- Yağlı kağıt serilmiş bir tepsiye yayıp 200 derecede ızgara ayarında ısıtılmış fırında kızarana kadar pişirin,
- Pişen patlıcanları bir kaba alıp soğumalarını bekleyin,
- Yoğurt, ezilmiş sarımsak, maydanoz ve tuzu ekleyip karıştırın,
- Salatayı bir servis tabağına alın,
- Üzerine kavrulmuş susamı serpin,
- Kalan 3 yemek kaşığı yağı bir sos tenceresinde kızdırıp içine pul biberi ekleyin, karıştırıp ateşten alın,
- Kavrulmuş biberi salatanın üzerine gezdirin.
internet
Salată de vinete la cuptor cu iaurt
Ingrediente
- o vânătă,
- o cană de iaurt gros,
- 1 căţel mic de usturoi,
- 1 vârf de cuţit de pătrunjel tocat mărunt,
- o linguriţă de seminţe de susan prăjite,
- 6 linguri de ulei de măsline,
- o linguriţă de fulgi de chilli,
- Sare.
Mod de preparare
- Se curăţă vinetele de coajă şi se taie în cuburi,
- Se amestecă cu 3 linguri de ulei într-un bol,
- Se întind pe o tavă tapetată cu hîrtie de copt şi se dau la cuptorul preîncălzit la 200 de grade, pe setarea grill, pînă devin aurii,
- Puneţi vinetele coapte într-un bol şi lăsaţi-le să se răcească,
- Se adaugă iaurtul, usturoiul pisat, pătrunjelul şi sarea şi se amestecă,
- Pune salata pe o farfurie de servire,
- Se presară deasupra seminţele de susan prăjite,
- Încălziţi cele 3 linguri de ulei rămase într-o tigaie, adăugaţi fulgii de chilli, amestecaţi şi îndepărtaţi de pe foc,
- Se stropeşte salata cu acest ulei.
Nilgun Panaitescu