Ziua naţională a Turciei marcată în România
Ziua naţională a Republicii Turcia a fost aniversată atât la Bucureşti, cât şi la Constanţa de diplomaţii turci care îşi desfăşoară activitatea în România, în data de 29 Octombrie. Reprezentanţele diplomatice ale Republicii Turcia în România au organizat manifestări comemorative menite să evoce momentul istoric de la 29 Octombrie 1923 şi să aducă un omagiu, liderului militar şi politic, Mustafa Kemal Atatürk.
Ambasadoarea Republicii Turcia la Bucureşti, E.S. Füsun Aramaz, a depus în dimineaţa zilei de 29 Octombrie o coroană de flori şi a păstrat un moment de reculegere la bustul lui Mustafa Kemal Atatürk, situat în faţa Teatrului Odeon din Bucureşti. Tot în aceeaşi dimineaţă, diplomatul turc a depus o coroană de flori şi a păstrat un moment de reculegere la Cimitirul Eroilor Turci din Bucureşti. Referindu-se la momentul proclamării Republicii Turcia, la ceea ce a însemnat acest lucru pe plan modial, ambasadoarea Füsun Aramaz a declarat într-o postare pe contul de socializare al Ambasadei de la Bucureşti: „Apariţia Republicii Turce în diplomaţia mondială a fost rezultatul concret al acestei perioade de tranziţie în afacerile globale, moment care a coincis cu deschiderea unei noi ere. Transpunerea acestei politici la dimensiunea regională a adus cu sine iniţiative exemplare în sud-estul Europei şi Orientul Mijlociu. Într-o perioadă de frământări în care agresiunea şi iredentismul creşteau în întreaga lume, Turcia a făcut paşi importanţi pentru a asigura securitatea şi cooperarea în Vest şi Est, într-un moment în care se profila cel de-al Doilea Război Mondial. România şi-a asumat un rol cheie în diplomaţia turcă în acea perioadă. Eforturile comune ale întemeietorilor Turciei şi României au generat Antanta Balcanică în 1934, un model timpuriu al proprietăţii regionale contemporane.”
Tot pe contul de socializare al Ambasadei Republicii Turcia a fost postat în data de 29 Octombrie, cu prilejul Zilei Naţionale, un fragment video din concertul „Valsuri şi perşrevuri” susţinut de Ansamblul „Anton Pann” alături de cvartetul „Quatro String” pe scena Operei Naţionale din Bucureşti, dar şi un videoclip cu un mini-spectacol dedicat aniversării a 98 de ani de la proclamarea Republicii Turcia, ai cărui protagonişti au fost copiii de la Grădinţa „Zubeyde Hanim” din Constanţa.
Consulatul Republicii Turcia la Constanţa a marcat Ziua Naţională printr-un moment solemn de depunere de coroane la bustul lui Mustafa Kemal Atatürk din Medgidia. Alături de Consulul General al Republicii Turcia la Constanţa, Emre Yurdakul au luat parte la ceremonial ataşatul comercial Kadir Yazıhan, ataşatul de cult islamic, Cafer Tayyar, directorul Centrului Cultural Turc „Yunus Emre” Constanţa, Tuna Balkan, dar şi directorul Colegiului Naţional „Kemal Atatürk” din Medgidia, prof. Accan Mologani. Tot cu prilejul Zilei Naţionale, pe contul de socializare al Consulatului General al Republicii Turcia la Constanţa a fost difuzat un recital susţinut de Ayla Calil- pian şi Alev Medgit-vioară interpretând piese muzicale îndrăgite de Mustafa Kemal Atatürk.
Ziua Naţională a Republicii Turcia a fost marcată şi de postul naţional de televiziune în cadrul emisiunii Convieţuiri, printr-un material consacrat personalităţii marelui lider militar şi politic, Mustafa Kemal Atatürk. Tot despre semnificaţia istorică a zilei de 29 Octombrie şi despre fondatorul Republicii Turcia a vorbit în intervenţia sa în cadrul emisiunii şi Nurgean Ibraim, redactor al revistei „Hakses”. Jurnalista Nurgean Ibraim a afirmat: „Atatürk a fost primul Preşedinte al Republicii Turcia care a promovat o politică internă şi externă menită a aduce Turcia în prim-planul relaţiilor diplomatice cu numeroase state, printre acestea numărându-se şi România. Perioada 1923–1938, în care Mustafa Kemal Atatürk s-a aflat la conducerea Turciei a fost una dintre cele mai importante în dezvoltarea şi promovarea tânărului stat de pe cele două continente. Reformele kemaliste au revoluţionat societatea turcă şi, în acelaşi timp, au trezit interes la nivel internaţional. Tocmai din acest motiv a fost şi continuă să fie un lider respectat de către poporul său chiar şi după aproape 100 de ani. Această victorie politică şi diplomatică a Turciei a făcut posibilă reformarea internă fără precedent transformând un stat islamic într-unul modern, laicizat cu un drum ascendent către modernitate şi cu o identitate naţional-statală diferită de celelalte state ale lumii.”
Măsurile impuse de starea de alertă au anulat în acest an acţiunile organizate anual de UDTR, cu prilejul Zilei Republicii Turcia, pentru a preveni răspândirea infecţiei cu Coronavirus.
Sorina Asan
Cumhuriyet Bayramı Romanya’da Kutlandı
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti’nin resmen kurulduğu tarihtir. Ulu Önder Atatürk, diğer bayramlar gibi bu bayramı da gelecek nesillere bir miras olarak bırakmıştır. 29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan bir anayasa değişikliğiyle Türkiye’nin yönetim biçimi Cumhuriyet olarak belirlenmiştir. Bunun 101 pare top atışıyla kutlanması aynı gün meclis tarafından kararlaştırılmıştır. Türk halkı için Cumhuriyet Bayramı, milli birlik ve beraberliğin, toplumsal dayanışmanın üst düzeye çıktığı milli bayramlardan birisidir. Kurtuluş Savaşı’nın Türk milletinin zaferiyle sonuçlanmasının ardından ortaya çıkan yönetim boşluğunun kaldırılması amacıyla yeni bir yönetim biçiminin belirlenmesi şarttı. Mustafa Kemal ve arkadaşları yaptıkları çalışmalar sonucu Türkiye’ye yakışır yönetim şeklinin cumhuriyet olduğuna karar verdi. Nihayetinde 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet ilan edildi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 98’inci yıl dönümü ve Cumhuriyet Bayramı Romanya’nın başkenti Bükreş’te ve soydaşların yoğun olarak yaşadığı Dobruca Bölgesindeki Köstence ilinin Mecidiye ilçesinde coşku ile kutlandı.
İlk Tören, Bükreşte Atatürk Büstü önünde gerçekleştirildi. Buradaki Törene Büyükelçi Füsun Aramaz önderliğinde Büyükelçilik Müsteşarı Can Yoldaş, Bükreş Türk Silahlı Kuvvetler Ataşesi Deniz Albay Alper Dilsiz, TİKA Koordinatörü Hasan Burak Ceran, Bükreş Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Mustafa Yıldız, Eğitim Müşaviri Seyfi Özkan, Türkiye Maarif Vakfı Romanya Direktörü Alpaslan Ateş ile NATO misyonunda görevli Türk subayları, diğer Büyükelçilik mensupları, Türk kamu kuruluşlarının mensupları katıldı.
Büyükelçi Aramaz, Atatürk Büstüne çelenk koyarak saygı duruşunda bulundu, İstiklal Marşımız okundu.
Daha sonra Bükreş Türk Şehitliği’nde de bir tören gerçekleştirildi. Büyükelçi Aramaz, Şehitlik Anıtına çelenk bırakarak saygı duruşunda bulundu. İstiklal Marşımız okundu, şehit kabirlerine gül bırakıldı.
Büyükelçi Aramaz, buradaki törende bir konuşma gerçekleştirdi.
Bükreş’te küresel salgın kısıtlamaları çerçevesinde gerçekleştirilen resmî törenlerin dışında yarımşar saat ara ile Türk sivil toplum kuruluşları da Atatürk Büstüne çelenk bırakarak saygı duruşunda bulundular.
Soydaşların yoğun olarak yaşadıkları Köstence’nin Mecidiye İlçesi’ndeki Atatürk büstü başında da bir Tören düzenlendi.
Köstence Başkonsolosumuz Emre Yurdakul, Atatürk Büstüne çelenk bırakarak saygı duruşunda bulundu.
Mecidiye’deki törene Başkonsolos Emre Yurdakul önderliğinde Türk kamu kurumu temsilcileri katıldı. Romanya Demokrat Türk Birliği tarafından Mustafa Kemal Atatürk Kolejin Müdürü ve aynı zamanda Romanya Demokrat Türk Birliği başkan yardımcısı olan Accan Mologani törende bulundu.
Türkiye’nin Bükreş Büyükelçisi Füsun Aramaz, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 98’inci yılı ve Cumhuriyet Bayramı dolayısı ile Romanya’da yaşayan vatandaş ve soydaşlarımıza yönelik bir mesaj yayınladı.
Bugün, Cumhuriyetimizin ilanının 98. yıldönümünü kutlamanın kıvancını hep birlikte yaşıyoruz. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu, hem köklü Türk devlet geleneğinin modern çağa uyum sağlayarak devamı, hem kadim Türk milletinin dünya uluslar ailesi içindeki saygın yerini koruduğunu ilanı anlamına gelmektedir. Bu vesileyle Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı, devletimizin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.
Türkiye Cumhuriyetinin ilanı, dünya tarihinde kapanan bir çağın ardından yeni dönemin mihenk taşları arasında yer almıştır. Modern Türkiye Cumhuriyetinin doğuşu, uluslararası düzenin yeniden kurulduğu kritik bir dönemeçte Avrupa ve Yakındoğu coğrafyasının geleceğini şekillendiren gelişmeler arasında öne çıkmıştır.
Cumhuriyetimiz, yirmibirinci yüzyılın getirdiği avantaj ve sınamaları bir asıra yaklaşan birikimiyle karşılamaktadır. Bu birikim, yirminci yüzyıl boyunca sağladığı kalkınma, jeopolitik konumu ve yumuşak gücünden kaynaklanmaktadır. Dinamik ekonomisi, demografik kapasitesi, eğitimli insan gücü ile kültürel derinliği, ülkemizin yumuşak gücünün belirleyici unsurlarıdır. Ülkemizin güçlü ve sağlam duruşu ile geleceğe umutlu bakışı, Cumhuriyetimizin uygulamaya koyduğu topyekûn gelişim hamleleri, sunduğu fırsat eşitliği ve dünyayla bütünleşme vizyonu sayesinde elde ettiğimiz kazanımların ürünüdür. Bu kazanımlarımızı Cumhuriyetimizin yaklaşan yüzüncü yaşında ve sonrasında koruyacak, ülkemizi daha da aydınlık ufuklara taşıyacağız.
Bir Cumhuriyet Bayramımızı daha dost, komşu ve müttefikimiz Romanya’da kutlamaktan büyük memnuniyet duyuyorum.
Türkiye ile Romanya, tarihin her döneminde geliştirdikleri iyi komşuluk ilişkilerini 2011’den itibaren “Stratejik Ortaklık” seviyesine yükseltmiştir. Bu çerçevede Romanya’yla dış politikadan ekonomiye, güvenlik ve savunmadan kültürel ilişkilere kadar her alanda işbirliğimizi geliştiriyor, örnek bir ikili etkileşim modeli ortaya koyuyoruz.
Romanya’daki Türk toplumu, Türkiye ile Romanya arasındaki çok yakın ilişkilerin özünü oluşturan insandan insana güçlü bağlarımızı her gün güçlendirmekte, sağlam bir dostluk köprüsü oluşturmaktadır. Türk iş camiasının seçkin duruşu ve başarıları, Cumhuriyetimizin yetiştirdiği bireylerin dünyayla bütünleşme becerisinin de göstergesidir. Türk ve Tatar soydaşlarımız da, bir yandan kültür, değer ve geleneklerini yaşatırken, aynı zamanda anavatanları Romanya’nın toplumu, ekonomisi ve siyasetine başarılı entegrasyonlarıyla dünyaya örnek olmaktadır.
Değerli vatandaşlarımız ve soydaşlarımız,
Sizlerin Romanya’daki varlığıyla gurur duyuyor, dost Romanya’nın kalkınmasına katkı sunmaya ve Cumhuriyetimizin bayrağını en yükseklere çıkarmaya devam edeceğinize inanıyoruz.
Bu duygu ve düşüncelerle sizleri saygıyla selamlıyor, Cumhuriyetimizin kurucu kadrolarına yeniden şükranlarımızı sunuyorum.
Nurcan İbraim
Milletvekili İusein İbram 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ile ilgili mesajı
Bugün 29 Ekim 2021, Türkiye her yıl olduğu gibi Cumhuriyet Bayramı’nı da minnetle kutluyor. 1923 yılında, tüm Türklerin atası olan “Atatürk” lakaplı Mustafa Kemal’in önderliğinde ülke cumhuriyet ilan edildiğinde, 98 yıl önce ilan edilen cumhuriyetin temel ilkelerine göre varlığını sürdürmüştür.
29 Ekim 1923’te Büyük Millet Meclisi, Mustafa Kemal Atatürk’ün ülkenin ilk cumhurbaşkanı seçilmesiyle Türkiye Cumhuriyeti’ni ilan etti. Romanya ile Türkiye Cumhuriyeti arasında 1938’de büyükelçilik düzeyine yükselen diplomatik ilişkiler, 1877’de kesintiye uğramış ve Kasım 1878’de elçilik düzeyinde yeniden başlamıştır. Şu anda, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler hem siyasi hem de ekonomik olarak yüksek seviyede, Türkiye, Romanya’nın Avrupa Birliği dışındaki ana ekonomik ortağı.
Türkiye ile Romanya arasındaki stratejik ortaklık 2011 yılına dayanmaktadır ve 2013 yılında imzalanan ve esas olarak dış ilişkiler, uluslararası işbirliği, adalet ve içişleri gibi işbirliği alanlarını hedefleyen bir eylem planı ile tamamlanmıştır; askeri ve güvenlik işbirliği; ekonomi, enerji ve çevre koruma; kültür, eğitim ve bilim.
Her iki ülke de NATO içinde askeri müttefikler, Türkiye Romanya’nın 2004’te NATO’ya katılımını destekliyor ve buna karşılık Romanya da Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılma adaylığını destekliyor. Türkiye, Romanya’nın AB dışındaki ilk ticaret ortağı ve Romanya’nın toplam uluslararası ticaretinde hem ihracat hem de ithalat için en önemli ortaklarından biri olup, Romanya’da çok sayıda Türk sermayeli ticaret şirketi kayıtlıdır.
Romanya’da sosyo-kültürel projelerde en çok yer alan hükümetler arası kuruluşlardan biri, ülkemizde sağlık, eğitim, kültür ve spor alanlarında birçok başarılı proje geliştiren ve genellikle Romanya’daki Türk İşadamları Derneği tarafından desteklenen Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı - TİKA’dır. TIAD - her alanda mümkün olan en iyi işbirliğini sağlamak için üyeleri - stratejik ve önde gelen Türk yatırımcılar - ve Romanya devletinin temel kurumları arasında bir köprü olan, Romanya’daki Türk yatırımcılar tarafından 1993 yılında kurulan apolitik bir örgütür. Bu iki örgütün Türkiye ile Romanya arasındaki ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkilerin gelişmesine büyük katkısı bulunmaktadır. Romanya’da, Romanya’nın Ankara Büyükelçiliği ve İstanbul ve İzmir’deki iki Romanya Başkonsolosluğu ile ortaklaşa olarak, Romanya’nın kültürel ve geleneksel değerlerini tanıtmak ve ortak kültürel ve tarihi unsurları belirlemek için sıklıkla faaliyetler düzenleyen Romanya-Türk dostluk dernekleri bulunmaktadır. ve siyasetin yanı sıra İstanbul’daki önemli bir Rumen topluluğu, temsili bir kategori Türkiye’de okuyan öğrencilerdir. Ankara’daki Römen-Türk Dostluk Derneği öğrencileri desteklemekte ve önemli bir sosyo-kültürel faaliyetler sicili geliştirmektedir ve Romanya Sosyal Dayanışma Derneği İstanbul’da faaliyet göstermektedi. Son nüfus sayımının (Ekim 2011) verilerine göre Romanya’daki Türk etnik nüfusu 27.000 kişidir, Romanya’daki Türk topluluğu Köstence, Medgidia, Cobadin, Mangalia, Valu lui Traian, Fântâna-Mare, Tuzla, Castelu, Basarabi, Tulcea, Eforie Sud, Bükreş gibi yerleşim yerlerinde yoğunlaşmaktadır. 1995 yılında TC Milli Eğitim Bakanlığı ile ortaklaşa kurulan Medgidia’da “Kemal Atatürk” İslam İlahiyat ve Pedagoji Lisesi faaliyet göstermektedir. Romanya devleti etnik, kültürel, dilsel ve dini kimliğin korunması için ulusal azınlıkların çabalarını desteklemektedir, Türk azınlığı farklı yaşam ortamlarında temsil edilmektedir.
Bu vesileyle Türk devletine, Türk halkına ve Romanya’daki tüm Türk vatandaşlarına en iyi dileklerimi gönderiyor ve geleneksel “29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun!” ile sonlandırıyorum.
İusein İbram
Mesajul transmis de deputatul Iusein Ibram cu prilejul Zilei Naţionale a Republicii Turcia
„Astăzi, 29 octombrie 2021, Turcia sărbătoreşte Ziua Republicii, aşa cum o face, cu recunoştinţă în fiecare an, începând din anul 1923 de când, sub conducerea lui Mustafa Kemal, supranumit „Atatürk” – tatăl tuturor turcilor, ţara a fost proclamată republică continuându-şi, astfel, existenţa în conformitate cu principiile de bază ale republicii proclamate acum 98 de ani.
Marea Adunare Naţională a proclamat, pe 29 octombrie 1923, Republica Turcia, Mustafa Kemal Atatürk fiind numit primul preşedinte al ţării
Relaţiile diplomatice dintre România şi Republica Turcia, ridicate la nivel de ambasadă în anul 1938, au fost întrerupte în anul 1877 şi reluate, la nivel de legaţie, în luna noiembrie 1878.
În prezent, relaţiile diplomatice dintre cele două state sunt foarte bune, atât pe cale politică, cât şi economică, Turcia fiind principalul partener economic al României din afara Uniunii Europene.
Parteneriatul strategic dintre Turcia şi România datează din 2011 şi a fost completat cu un plan de acţiune semnat în 2013, care vizează în esenţă domenii de cooperare precum: afaceri externe, cooperare internaţională, justiţie şi afaceri interne; cooperare militară şi la nivel de securitate; economie, energie şi protecţia mediului; cultură, educaţie şi ştiinţă. Ambele ţări sunt aliate pe plan militar în cadrul NATO, Turcia susţinând în anul 2004 aderarea României la NATO, iar la rândul său, România sprijină candidatura Turciei pentru intrarea în Uniunea Europeană.
Turcia este primul partener comercial al României din afara UE şi unul dintre cei mai importanţi parteneri în cadrul schimburilor internaţionale totale ale României, atât la export, cât şi la import, fiind înregistrate în România un număr foarte mare de societăţi comerciale cu capital turcesc.
Una dintre cele mai implicate organizaţii inter-guvernamentale în proiecte socio-culturale din România este Agenţia de Cooperare şi Coordonare Turcă - TIKA, care dezvoltă în ţara noastră numeroase proiecte de succes în sănătate, educaţie, cultură şi sport, fiind sprijinită deseori de către Asociaţia Oamenilor de Afaceri Turci din România-TIAD - organizaţie apolitică şi non profit, înfiinţată în anul 1993 de investitori turci, în România, care se constituie ca o punte de legătură între membrii săi – investitori strategici şi de seamă turci – şi instituţiile fundamentale ale statului român, pentru o cât mai bună colaborare, în toate domeniile, în interesul ambelor ţări – România şi Turcia. Aceste două organizaţii au o contribuţie majoră la dezvoltarea relaţiilor economice, sociale şi culturale dintre Turcia şi România.
În Turcia funcţionează asociaţii de prietenie româno-turce, care, în parteneriat cu Ambasada României la Ankara şi cu cele două Consulate Generale ale României la Istanbul şi Izmir, organizează adesea, activităţi pentru promovarea valorilor culturale şi tradiţionale româneşti şi identificarea elementelor comune culturale, istorice şi politice, precum şi o comunitate română importantă, în Istanbul, o categorie reprezentativă fiind cea a studenţilor aflaţi la studii în Turcia.
Asociaţia de prietenie româno-turcă din Ankara sprijină studenţii şi dezvoltă un registru important de activităţi socio-culturale, iar la Istanbul funcţionează Asociaţia română pentru Solidaritate Socială.
Populaţia de etnie turcă din România, după datele ultimului recensământ (octombrie 2011) este de 27.000 persoane, comunitatea turcă în România fiind concentrată în localităţi precum, Constanţa, Medgidia, Cobadin, Mangalia, Valu lui Traian, Fântâna-Mare, Tuzla, Castelu, Basarabi, Tulcea, Eforie Sud, Bucureşti. La Medgidia funcţionează Liceul Teologic Musulman şi Pedagogic „Kemal Atatürk”, înfiinţat în parteneriat cu Ministerul Educaţiei Naţionale din Turcia, în 1995.
Statul român sprijină eforturile minorităţilor naţionale pentru păstrarea identităţii etnice, culturale, lingvistice şi religioase, minoritatea turcă fiind reprezentată în diferite medii de viaţă.
Cu acest prilej, transmit cele mai bune urări de bine, statului turc, poporului turc şi tuturor cetăţenilor turci din România şi închei cu tradiţionalul „29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun!”
Iusein Ibram
Parteneriate educaţionale dintre şcolile din România şi Turcia
În acest an, o delegaţie formată din 20 de profesori însoţiţi de preşedintele UDTR, ing. Fedbi Osman, au participat la proiectul „Parteneriate educaţionale dintre şcolile din România şi Turcia” coordonat de preşedinta Comisiei de învăţământ a UDTR, prof Vildan Bormambet.
Unul din rolurile de bază al Uniunii Democrate Turce din România este cel de punte culturală între cele două ţări prietene România şi Turcia, facilitând parteneriate educaţionale de peste 30 de ani. Astfel zeci de şcoli din România s-au înfrăţit cu şcoli din Republica Turcia fiind un veritabil schimb de experienţă dintre cele două sisteme de învăţământ, benficiarii direcţi fiind profesorii şi elevii. Astfel în perioada 23-30 octombrie 2021, Uniunea Democrată Turcă din România a derulat un nou proiect menit să dezvolte parteneriatele educaţionale dintre instituţiile de învăţământ din România şi Turcia. Proiectul a fost organizat de Comisia de învăţământ a UDTR şi a vizat încheierea unor protocoale de colaborare cu şcoli din Istanbul şi Bursa. La proiect au luat parte directori de şcoli şi licee, dar şi profesori care predau limba turcă maternă. Delegaţia de profesori din România a fost primită de reprezentanţii Inspectoratelor Şcolare Bakırköy, Istanbul şi Nilufer Bursa, inspectorul şcolar general, prof. Muhammet Fatih Çepni respectiv, inspectorul şcolar, prof. Mustafa Muharrem Tüfekçi. Tot în cadrul proiectului, au avut loc întâlniri cu responsabili din cadrul Sindicatului Învăţământului din Turcia (TES), Ender Aktan, Mustafa Kavlu, Halil Koçoğlu din Istanbul şi Ömer Işikoğlu din Bursa. Potrivit declaraţiei preşedintei Comisiei de învăţământ a UDTR, prof. Vildan Bormambet, a fost semnat un protocol de colaborare între Şcoala Gimnazială nr.16 „Marin Ionescu Dobrogianu” din Constanţa şi Şcoala Gimnazială „Atatürk”din Bakırköy, Ataköy-Istanbul, de către directorii Simona Balteş şi Kürşat Arzuoğlu. Astfel şi în acest an, s-a reuşit în urma discuţiilor purtate cu reprezentanţi ai instituţiilor de învăţământ din România şi Republica Turcia să se reînoinoiască protocolul de colaborare dintre Şcoala Gimnazială nr.10 „Mihail Koiciu” din Constanţa, director prof. Cătălina Dumbravă şi Şcoala Gimnazială „Fakir Ilkel” din Istanbul, director Orçun Yılmaz, şi un nou parteneriat cu Şcoala Gimnazială nr.39 „Nicolae Tonitza” din Constanţa coordonat de directorul şcolii profesor Ionescu Iuliana cât şi un parteneriat între Şcoala Gimnazială nr.39 „Nicolae Tonitza” din Constanţa şi Şcoala Gimnazială „Meral Muammer Ağım” din Bursa. Tot în cadrul proiectului, a avut loc o întâlnire de lucru, la Bursa, între directorul Liceului „Traian” din Constanţa, prof. Gabriela Bucovală, şi directorul Liceului „Celal Bayar” din Gemlik, prof. Kamil Beki, în vederea încheierii unui parteneriat între cele două instituţii de învăţământ.
Chiar dacă traversăm o perioadă grea de pandemie, bucuria copiilor şi a profesorilor se vedea în ochii strălucind din spatele măştilor. Parteneriatele semnate vor fi pe tradiţie, cultură, metode de predare şi totodată vor reprezenta bază pentru viitoarele parteneriate Erasmus şi eTwinning.
Tot la Istanbul am avut onoarea să vizităm şi un Forum ştiinţific „4006 TUBITAK” organizat la Şcoala Gimnazială Orhangazi Esenyurt, cu invenţiile elevilor aceştia fiind deosebit de încântaţi să prezinte munca în echipă musafirilor din România, fiind întâmpinaţi de directorul şcolii Sati Mehmet Şimşek.
La Bursa, au mai avut loc întâlniri de lucru cu directorul Colegiului „Ataevler”, prof. Muge Canar şi conducerea Şcolii Gimnaziale „Şehit Sinan Acar”, în vederea încheierii unui protocol de colaborare cu Şcoala Gimnazială nr.23 „Constantin Brâncoveanu” din Constanţa. Ultima întâlnire de lucru în vederea reînoirii protocolului de colaborare dintre Şcoala Gimnazială „Constantin Brâncuşi” din „Medgidia” şi Şcoala Gimnazială „Nilufer Koç” s-a desfăşurat la Bursa.
Sperăm ca şi pe viitor noi şcoli să participe la aceste proiecte de înfrăţire şi colaborare.
Serin Turkoglu
Romanya ve Türkiye’deki okullar arasında eğitim ortaklıkları
Türk Demokratik Birliği’nin Romanya’daki temel rollerinden biri, iki dost ülke Romanya ve Türkiye arasında 30 yılı aşkın süredir eğitim ortaklıklarını kolaylaştıran kültürel köprüdür. Bu çalışmalar neticesinde, Romanya’daki bir çok okul ile Türkiye Cumhuriyeti’ndeki okullar eşleşti ve iki eğitim sistemi arasında doğrudan yararlanıcıların öğretmen ve öğrenciler olduğu, gerçek bir deneyim alışverişi oldu. Bu çalışmaları takip eden süreçte, 23-30 Ekim 2021 tarihleri arasında Romanya Türk Demokratik Birliği, Romanya ve Türkiye’deki eğitim kurumları arasında eğitim ortaklıkları geliştirmeyi amaçlayan bir proje gerçekleştirdi. UDTR Eğitim Komisyonu tarafından düzenlenen proje, İstanbul ve Bursa’daki okullarla işbirliği protokolleri yapılmasını amaçlıyordu. Projeye okul ve lise müdürlerinin yanı sıra, anadili Türkçe öğreten öğretmenler de katıldı. Romanya’dan gelen öğretmenlerden oluşan heyet: Bakırköy, İstanbul ve Nilüfer, Bursa Okul müdürleri temsilcileri, okul müdürü Muhammet Fatih Çepni ve okul müdürü Mustafa Muharrem Tüfekçi tarafından kabul edildi.
Proje kapsamında ayrıca İstanbul Türk Eğitim Sendikası 9 nolu şube başkanı (TES), İbrahim Ender Aktan ve Bursa’dan TES temsilcisi Ömer Işıkoğlu ile görüşmeler gerçekleştirildi.
UDTR Eğitim Komisyonu Başkanı Prof Vildan Bormambet’in açıklamasına göre, Köstence’den 16 No’lu “Marin Ionescu Dobrogianu” Ortaokulu ile Bakırköy, Ataköy-İstanbul’dan “Atatürk Ortaokulu” arasında işbirliği protokolü imzalandı.
Simona Balteş ve Kürşat Arzuoğlu Proje ile ilgili olarak Şc Gimnazială nr 16 Kostence.
Prof. Vildan Bormambet, “Bu yıl Romanya ve Türkiye Cumhuriyeti’ndeki eğitim kurumlarının temsilcileriyle yaptığımız görüşmelerin ardından, İstanbul ili Esenyurt ilçesi Fahir İlkel Ortaokulu ile Köstence’de bulunan Gymnasium School No. 10” Mihail Koiciu “arasındaki işbirliği protokolünü yenilemeyi başardık. Ayrıca İstanbul Esenyurt Mustafa Yeşil Ortaokulu müdürü Fatma Damar ile Köstence de bulunan Şcoala Gimnazială nr.17 “Ion Minulescu” okulu ile kardeş okul projesi protokolü gerçekleştirildi.
İstanbul Esenyurt Orhangazi Ortaokulunda öğrencilerin, öğretmenleri rehberliğinde hazırladıkları 4006 TUBİTAK bilim fuarını ziyaret ettik. Okul müdürü Satı Mehmet Şimşek ile birlikte eğitim faaliyetleri ile ilgili görüş alışverişinde bulunduk.
Zor bir pandemi döneminden geçerken bile, maskelerin arkasından parlayan gözlerden çocukların ve öğretmenlerin sevinci okunabiliyordu. İmzalanan ortaklıklar gelenek, kültür ve öğretim yöntemlerine dayalı olacak ve aynı zamanda gelecekteki Erasmus ortaklıklarının temelini oluşturacaktır.
Ayrıca Bursa’da, “Ataevler” Koleji Müdürü Prof. Dr. Müge Canar ile “Şehit Sinan Acar” Gymnasium School yönetimi arasında 23 No’lu Gymnasium School ile işbirliği protokolü imzalanması amacıyla çalışma toplantıları yapıldı. Constant’tan “Constantin Brâncoveanu”. “Medgidia” dan “Constantin Brâncuşi” Gymnasium Okulu ile “Nilüfer Koç” Gymnasium Okulu arasındaki işbirliği protokolünü yenilemek için son çalışma toplantısı Bursa’da gerçekleşti.
Ayrıca proje kapsamında Bursa’da Köstence’den “Traian” Lisesi Müdürü Prof. Gabriela Bucovală ile Gemlikli “Celal Bayar Lisesi” Müdürü Prof. Beki, iki eğitim kurumu arasında ortak projeler gerçekleştirmek için gerekli görüşmeleri yaptılar.
Romanya’dan gelen öğretmen heyetine UDTR’nin başkanı Müh. Fedbi Osman da eşlik etti. Proje, UDTR Eğitim Komisyonu başkanı Prof. Vildan Bormambet tarafından koordine edildi.
Serin Turkoğlu
5 octombrie Ziua Educaţiei
Adevărata mântuire a unei naţiuni trece prin educaţia naţională. Este absolut necesar să fim victorioşi în munca educaţiei naţionale… La mulţi ani de Ziua Educaţiei!
Ziua Educaţiei este o zi de sărbătoare în care sunt organizate diferite evenimente pentru a onora pe cei care practică profesia de profesor. Anul acesta din păcate sărbătorirea a fost mult diminuată de starea de pandemie în care ne aflăm. Procesul pandemic a sporit şi mai mult povara pe umerii profesorilor noştri care, cu propriile mijloace şi iniţiative, încearcă să acopere domeniile lăsate în urmă. În ultimii doi ani profesorii noştri au încercat să le insufle cunoştinţe elevilor lor, chiar dacă au fost împinşi în braţele inegalităţii de şanse. Cu toate acestea, această imagine întunecată de educaţie în condiţii epidemice i–a împins pe profesori, care au încercat să păstreze spiritul Instituţiilor de învăţământ, nu în pesimism, ci într-o luptă cu o mai mare determinare pentru educaţie echitabilă şi ştiinţifică.
Sărbătorim cu entuziasm un 5 octombrie, cu un sistem educaţional în care se ia în considerare meritul, unde profesorii pot sărbători şi felicităm sincer Ziua Mondială a Educaţiei din 5 octombrie. În fiecare an din 1994, 5 octombrie „Ziua Mondială a Educaţiei” cunoscută şi ca Ziua Internaţională a Educaţiei a fost sărbătorită în peste 100 de ţări. De ani de zile, UDTR sărbătoreşte Ziua Mondială a Educaţiei din 5 octombrie simultan cu toate instituţiile de educaţie şi cultură.
Istoria Zilei Mondiale a Educaţiei constă în adoptarea, la sfârşitul Conferinţei speciale interguvernamentale privind statutul cadrelor didactice desfăşurată la Paris în 1966, „Recomandării privind statutul profesorilor” de către Organizatia Internaţională a Muncii (OIM) şi Organizaţia Naţiunilor Unite pentru Educaţie, Ştiinţă şi Cultură (UNESCO), cu contribuţiile organizaţiilor internaţionale de profesori. A fost un pas important pentru statutul social al cadrelor didactice din întreaga lume. Data de 5 octombrie are o semnificaţie universală pentru profesia didactică, deoarece evidenţiază importanţa datoriei pe care profesorii o îndeplinesc nu numai în şcoală, ci şi în societate la nivel internaţional. Totodată este şi un acord colectiv încheiat la nivel internaţional prin care se exemplifică toate problemele profesorilor şi se reglează diverse situaţii în toate detaliile ei pentru a consolida poziţia cadrelor didactice, să îşi dezvolte şi să protejeze drepturile.
Melek Osman
Türkiye ve Romanya arasındaki ikili ilişkiler çok iyi düzeyde
T.C. Başkonsolos Sayın Emre Yurdakul ile mülâkat
– Bu yıl 29 Ekim tarihinde Türkiye Cumhuriyetin ilanının 98.ncı yıldönümünü kutluyor ve milyonlarca Türkün hayatını kökten değiştiren o tarihi günün 100.ncü yıldönümüne hızlı adınlarla yaklaşıyor. 29 Ekim gününün tarihi anlamı nedir ve Türkiye Cumhuriyeti için 98.nci yılını kutlamak neyi ifade ediyor ?
– Devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, birlik ve beraberlik içinde büyük fedakarlıklar ve eşsiz bir mücadele sonrasında kazanılan bağımsızlık savaşının 1923 yılında Cumhuriyet ilanı ile taçlandırıldığı gün olan 29 Ekim, tarihimizin dönüm noktalarından birisidir. En büyük gurur kaynağımız olan Cumhuriyetimiz, karşılaştığı tüm güçlüklere rağmen Atatürk’ün çizdiği yolda, tecrübesi, birikimi, milletimizin ilk günkü heyecanı ve azmiyle 100. yaşına doğru emin adımlarla ilerlemektedir.
Cumhuriyetimizin ilanının 98. yıldönümünde, Cumhuriyeti bizlere armağan eden Ulu Önder Atatürk başta olmak üzere, istiklal mücadelemizin tüm kahramanlarını, bağımsızlığımızı müdafaa etmek için hayatlarını hiçe sayan tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi büyük bir saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz.
– Romanya Covid-19 salgınının IV.dalgasında iken, T.C. Köstence Başkonsolosluğu bu yıl Cumhuriyet Bayramını nasıl kutlayacak?
– Bildiğiniz gibi şu anda Romanya salgının başlangıcından beri en şiddetli dönemi yaşıyor. Artış gösteren vaka sayıları ile salgının yükselen seyri ve toplum sağlığı açısından alınan tedbirler Cumhuriyet Bayramımızı vatandaşlarımız, soydaşlarımız ve Romen dostlarımızla bir araya gelerek arzu ettiğimiz şekilde kutlamamıza maalesef imkan vermiyor.
Başkonsolosluk olarak pandemi kısıtlamaları çerçevesinde ve çok kısıtlı katılımla Mecidiye’de bulunan Atatürk Büstü’ne çelenk koyarak saygılarımızı sunacağız, günün anlamına uygun olarak gün içinde sosyal medya hesaplarımızdan paylaşımlar yapacağız ve Köstence Yunus Emre Enstitüsü tarafından hazırlanan, beğeniyle izleyeceğinizi düşündüğümüz bir mini konser yayımlayacağız.
– 2021 yılı Türkiye-Romanya arasındaki ikili ilişki açısından önemli çünkü Aralık ayında, iki ülke arasındaki Stratejik Ortaklık anlaşmasının imzalanmasının 10.yılı. Bu vesile ile Nisan ayında Bükreş’te iki ülkenin Dışişleri Bakanları Bogdan Aurescu ve Mevlüt Çavusoğlu’nun katılımıyla bir konferans düzenlendi. Stratejik Ortaklığının imzalanmasının 10.ncu yılında iki ülke arasındaki ikili ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
– Türkiye ve Romanya arasındaki ikili ilişkiler çok iyi düzeyde. İkili ilişkilerimiz, iyi komşuluk, ortak tarihi ve kültürel miras, dostluk ve müttefiklik temelinde bir çok alana uzanan kapsamlı işbirlikleri şeklinde kendini her alanda göstermektedir. Ülkelerimiz arasındaki sağlam ekonomik ve ticari ilişkiler, halklarımız arasındaki güçlü sosyal ve kültürel bağlar bu işbirliklerini kuvvetlendirmektedir. Türk-Tatar toplumunun Romanya’da yüzyıllardır süregelen varlığı bu ilişkilere çok büyük katkı sağlamaktadır. Stratejik Ortaklık Anlaşması’nın onuncu yıldönümünde mevcut iyi ilişkilerimizin seyri ve artarak devam eden işbirlikleri memnuniyet vericidir.
– Bölgesel güvenlik çevresi, Romanya ve Türkiye’nin ortak bölgesi olan Karadeniz ile ilgili her yaklaşım, Türkiye’nin dış politikası, savunma politikası ve bununla bağlı olarak NATO ile ilişkisi dikkate alınmadan mümkün değildir. Bölgede barış ve güvenlik çevresinin sağlanması maksadıyla iki ülkenin NATO bünyesindeki işbirliğini nasıl değerlendiriorsunuz?
– Az evvel de ifade ettiğim gibi, ülkelerimiz arasındaki iyi ilişkiler kendini her alanda gösteriyor. İkili ilişkilerimiz çok taraflı platformlarda da aynı çerçevede, ortak çalışmalar şeklinde Türkiye ve Romanya arasındaki yakınlığı ortaya koymaktadır.
– Kısa bir süre önce (Köstence’deki) yerel makamlar, Eskişehir Büyüşehir Belediyesi’nin bir heyeti tarafından ziyaret edildiler. Görüşmeler İl Meclisi, Valilik, Köstence Belediye Başkanlığı düzeyinde yapılmış ancak Köstence Liman İdaresi Genel Müdürlüğü ile de toplantı yapıldı. Görüşmelerin çoğuna siz de katıldınız. Bu ziyaret Romanya ve Türkiye arasındaki ikili işilkiye yerel düzeyde nasıl bir yenilik getirdi?
– Eskişehir’den gelen heyetin Köstence ziyareti, pandemi nedeniyle ara verilen yüzyüze görüşmelerin, ziyaretlerin tekrar başlaması, kardeş şehir ilişkilerinin canlandırılması açısından çok faydalı oldu. Bildiğiniz üzere 2015 senesinden bu yana Köstence ve Tepebaşı Belediyeleri arasında kardeş şehir ilişkisi bulunmakta. Ancak Eskişehir’den gelen heyette sadece Tepebaşı değil, Odunpazarı, Mihallıççık, Sarıcakaya Belediye Başkanları ile Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri de bulunmaktaydı. Bu açıdan mevcut ortaklığın daha geniş alanlara yayılması açısından bir yenilik oldu diye değerlendiriyorum. Bir kısmına benim de katıldığım görüşmelerde mevcut ilişkiler çerçevesinde yerel yönetimler arasında tecrübe paylaşımı sağlanması ve karşılıklı projeler hazırlanması üzerinde duruldu, ayrıca Liman İdaresi’nin yanısıra Köstence Ticaret, Sanayi, Denizcilik ve Ziraat Odası ile de görüşmesi oldu gelen heyetin.
– Köstence-Karasu Ro-Ro hattının ve THY’nın Kogalniceanu-İstanbul seferlerinin Romanya ve Türkiye arasındaki ticari ilişkilerin gelişmesine katkısı nedir?
– Özellikle THY’nin sefer sayılarının pandemi öncesindeki haline dönmesi, ekonomik ve ticari ilişkilere katkısı açısından çok önemli, uçuşlar turistik anlamda olduğu kadar görev bölgemizde faaliyet gösteren iş insanlarımız açısından büyük kolaylık teşkil ediyor. RO-RO hattı geçtiğimiz Şubat ayında kısa bir süre faaliyet gösterdikten sonra maalesef durduruldu. Şartların iyileştirilerek hattın tekrar işler hale gelmesi için çalışmalar devam ediyor, hat tekrar işlemeye başladığında katkısının büyük olacağına inanıyorum.
– Maarif Vakfının Bükreş’te açtığı okula benzer, Köstence’de uluslararası bir okulun açılması ile ilgili adımlar atıldı. Bu eğitim kurumu ne zaman faal olacak ve Köstence’li öğrencilere nasıl bir eğitim tekifi sunacak?
– Türkiye Maarif Vakfı bugün 47 farklı ülkede eğitim-öğretim faaliyeti gösteriyor. Sahip olduğu tecrübesi ve donanımıyla eğitim kurumlarının bulunduğu yerlerde öğrencilere kaliteli eğitim olanağı sunuyor. Maarif Vakfı’nın Köstence’de bir okul açmak üzere çalışmaları halen devam ediyor. Net bir tarih vermek şu anda pek mümkün görünmüyor ama en kısa sürede çalışmaların tamamlanarak Köstence’de faaliyete geçilmesi, Köstence’ye özel bir eğitim kurumu kazandırılması hedefleniyor.
– 2021 yılı UNESCO tarafından Yunus Emre Yılı olarak ilan edildi. Şair Yunus Emre’nin ölümünün 700.ncü yılı vesilesiyle Dobruca’da ne tür kültürel etkinlikler düzenlendi? Yılın sonuna kadar başka etkinlikler de düzenlenecek mi?
– Vefatının 700. Yılı münasebetiyle 2021 yılı UNESCO tarafından “Yunus Emre Yılı” olarak ve Cumhurbaşkanlığımız kararıyla da “Yunus Emre ve Türkçe Yılı” olarak ilan edildi. Bu çerçevede hem ülkemizde hem de yurtdışında çeştili etkinlikler düzenlenmeye devam ediliyor. Bu etkinlikler kapsamında Yunus Emre Enstitütüsü tarafından aralarında Köstence’nin de olduğu çeşitli Balkan şehirlerinde Eylül ayında “Selam Olsun” adlı etkinlikler gerçekleştirildi. Ayrıca Köstence Yunus Emre Türk Kültür Merkezi tarafından Ekim ayında Köstence İl Kütüphanesi işbirliğinde “Dünya Edebiyatında Evrenselliğin İki Simgesi: Yunus Emre ve Mihai Eminescu” isimli konferans düzenlendi. Bunlara ek olarak Köstence Yunus Emre Türk Kültür Merkezi tarafından bir veya iki etkinlik de artan Covid-19 vakaları nedeniyle ve alınan tedbirler bağlamında çevrimiçi olarak düzenlenecek.
– Bu yıl, ihtiyat durumunun gerektirdiği tedbirler daha gevşek olduğunda, Romanya Demokrat Türk Birliği tarafından düzenlenen birkaç etkinliğe katılma imkanınız oldu. RDTB’nin, Romanya’daki Türk toplumuna ait kimlik değerlerinin koruma ve tanıtma çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
– RDTB değerlerimizin korunması, yaşatılması ve tanıtılması bağlamında güzel etkinlikler düzenliyor. Pandemi tedbirlerinin hafiletildiği dönemde RDTB tarafından hem yeni faaliyetlerin gerçekleştirildiğini hem de gelenekselleşmiş bazı etkinliklerin yeniden düzenlendiğini görmek mutluluk verici. İmkanlar elverdiği ölçüde sözkonusu etkinliklere eşimle beraber katılmaktan, soydaşlarımızla bir arada olmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Gençlere yönelik kamp programları düzenlenmesinin, Türkiye’ye gerçekleştirilen çalışma ziyaretlerinin, sosyal ve kültürel içerikli gezilerin kimlik değerlerimizin korunmasında ve tanıtılmasında büyük fayda sağladığını düşünüyorum. Umuyorum ki önümüzdeki dönemde çok daha fazla bir arada olma şansına sahip oluruz.
– Son olarak, dergimiz vasıtasıyla Türk soydaşlarına Türkiye’nin Milli Günü vesilesiyle bir mesaj iletmenizi rica ediyorum.
– Sizlerin aracılığıyla tüm soydaşlarımıza ve vatandaşlarımıza birlik, beraberlik ve dayanışma içinde sağlıklı ve mutlu günler diliyor, 98. yıldönümünde Cumhuriyet Bayramımızı yürekten kutluyor, herkese en içten saygı ve selamlarımı sunuyorum.
Sorina Asan
Relaţiile bilaterale dintre Turcia şi România se află la un nivel deosebit de bun
Interviu cu Consulul General al Republicii Turcia la Constanţa, E.S. Emre Yurdakul
– Turcia aniversează în acest an, la 29 Octombrie, 98 de ani de la proclamarea Republicii şi se îndreaptă cu paşi repezi spre împlinirea unui centenar de la acea zi istorică, ce a schimbat radical viaţa a milioane de turci. Care este semnificaţia istorică a zilei de 29 Octombrie şi ce reprezintă pentru Republica Turcia 98 de ani de existenţă?
– Ziua de 29 octombrie, ziua proclamării Republicii Turcia la sfârşitul războiului de independenţă câştigat, după lupte inegalabile, în unitate şi solidaritate, sub conducerea fondatorului Republicii noastre Gazi-ul Mustafa Kemal Atatürk, este un punct de cotitură al istoriei noastre. Cel mai mare motiv de mândrie pentru noi, Republica Turcia, înaintează cu paşi siguri, cu emoţie şi hotărâre, pe calea indicată de Atatürk, în ciuda tuturor obstacolelor, către cea de-a 100-a aniversare.
La cea de-a 98-a aniversare a Republicii noastre, îi cinstim cu deosebit respect şi recunoştinţă pe toţi eroii luptei pentru eliberare, pe cei care şi-au jertfit viaţa pentru apărarea independenţei, în frunte cu marele nostru lider Atatürk.
– Cum va marca în acest an, Consulatul General al Republicii Turcia la Constanţa, Ziua Naţională, în contextul în care România traversează al IV-lea val al pandemiei de Covid 19 ?
– După cum ştiţi, România traversează cea mai dificilă perioadă de la începutul pandemiei. Măsurile restrictive datorate creşterii numărului de cazuri şi a incidenţei infectărilor nu ne permit, din păcate, să sărbătorim Ziua Republicii împreună cu concetăţenii şi coetnicii turci, alături de prietenii noştri români.
Consulatul General al Republicii Turcia la Constanţa va depune, respectând resticţiile pandemice, cu un număr restrâns de persoane, o coroană de flori la bustul lui Atatürk din Medgidia, apoi pe durata întregii zile vom posta materiale privind semnificaţia şi importanţa acestei sărbători şi vom transmite un mic concert organizat de Institutul Yunus Emre Constanţa, pe care sperăm să îl vizionaţi cu plăcere.
– Anul 2021 este un an important pentru relaţia bilaterală dintre România şi Turcia deoarece în decembrie se împlineşte un deceniu de la semnarea declaraţiei de Parteneriat Strategic dintre cele două state. Evenimentul a fost deja marcat la Bucureşti în luna aprilie, printr-o conferinţă la care au participat cei doi miniştri de externe, Bogdan Aurescu şi Mevlüt Çavusoğlu. Cum apreciaţi relaţia bilaterală dintre cele două ţări, la 10 ani de la semnarea Parteneriatului Strategic?
– Relaţiile bilaterale dintre Turcia şi România se află la un nivel deosebit de bun. Relaţiile noastre bilaterale bazate pe bună vecinătate, pe istoria şi moştenirea noastră culturală comună, pe prietenie şi alianţă, se manifestă în toate domeniile. Puternicele legături economice şi comerciale dintre ţările noastre, strânsele legături sociale şi culturale, consolidează această cooperare. Existenţa de secole a comunităţii turco-tătare în România contribuie substanţial la dezvoltarea acestor relaţii. Faptul că bunele relaţii dintre noi cresc şi se întăresc la aniversarea a zece ani de la semnarea Acordului de Parteneriat Strategic este un lucru îmbucurător.
– Orice abordare a mediului regional de securitate, zona Mării Negre, o zonă comună României şi Republicii Turcia, nu poate avea loc fără a lua în considerare politica externă şi cea de apărare a Turciei şi implicit relaţia acesteia cu NATO. Cum apreciaţi cooperarea celor două state în cadrul Alianţei Nord-Atlantice în vederea asigurării unui climat de pace şi stabilitate în regiune?
– După cum am afirmat anterior, bunele relaţii dintre ţările noastre se manifestă în toate domeniile. Relaţiile bilaterale dintre ţările noastre se reflectă şi pe platformele multilaterale, prin activităţi comune care subliniază apropierea dintre Turcia şi România.
– De curând autorităţile locale au primit vizita unei delegaţii a Primăriei metropolitane Eskişehir. Discuţiile s-au purtat la nivel de Consiliu Judeţean, Instituţia Prefectului, Primăria Constanţa dar şi cu conducerea Companiei Naţionale Administraţia Porturilor Maritime Constanţa. La majoritatea discuţiilor aţi luat parte şi dvs. Ce a adus nou această vizită în relaţia bilaterală dintre România şi Turcia, la nivel local?
– Vizita la Constanţa a delegaţiei de la Eskişehir, reînceperea vizitelor reciproce şi a întâlnirilor fizice întrerupte pe perioada pandemiei, au contribuit la dinamizarea relaţiilor de înfrăţire dintre localităţi. După cum ştiţi, între Primăria Municipiului Constanţa şi Primăria Tepebaşı există o relaţie de înfrăţire începută în anul 2015. Cu toate acestea, în delegaţia venită de la Eskişehir nu erau doar reprezentanţii municipalităţii Tepebaşı, ci şi primarii din Odunpazarı, Mihallıççık, Sarıcakaya şi secretarul general al Primăriei Metropolitane Eskişehir. Astfel, consider că această vizită a adus un element de noutate privind extinderea cooperării existente în mai multe domenii de interes. În cadrul discuţiilor la care am asistat şi eu parţial, s-a insistat asupra schimbului de experienţă şi bune practice între municipalităţi şi realizarea de proiecte comune, iar delegaţia a avut şi discuţii şi întâlniri şi cu reprezentanţii Companiei Naţionale Administraţia Porturilor Maritime Constanţa şi ai Camerei de Comerţ, Industrie, Navigaţie şi Agricultură Constanţa.
– Care este contribuţia liniei Ro-Ro Constanţa Karasu şi a zborurilor Turkish Airlines M.Kogălniceanu-Istanbul la dezvoltarea relaţiilor comerciale dintre România şi Turcia?
– Revenirea numărului de curse Turkish Airlines la frecvenţa din perioada anterioară pandemiei este deosebit de importantă prin prisma contribuţiei la relaţiile economice şi comerciale, zborurile fiind deosebit de benefice şi pentru oamenii de afaceri care activează în zona noastră. Linia Ro-Ro a funcţionat pentru o scurtă perioadă de timp în luna februarie, iar apoi din păcate cursele au fost întrerupte. În prezent, continuă demersurile pentru îmbunătăţirea condiţiilor de operare şi reînceperea curselor şi am convingerea că o dată începută, linia Ro-Ro va fi foarte benefică.
– Au fost făcuţi paşi în direcţia deschiderii de către Fundaţia Maarif, la Constanţa, a unei şcoli internaţionale similară celei deschise în Bucureşti. Când va fi funcţională această instituţie de învăţământ şi care va fi oferta educaţională pentru elevii constănţeni.
– Fundaţia Maarif din Republica Turcia desfăşoară activităţi de educaţie şi învăţământ în 47 ţări ale lumii. Instituţiile sale oferă elevilor posibilitatea unui învăţământ de calitate, bazat pe experienţă şi cunoaştere. În prezent continuă preocupările pentru deschiderea, de către Fundaţia Maarif, la Constanţa, a unei instituţii de învăţământ. Nu putem oferi o dată sigură, dar dorinţa noastră este ca în cel mai scurt timp posibil demersurile să fie finalizate şi Constanţa să beneficieze de încă o instituţie de învăţământ privat.
– Anul 2021 a fost declarat de către UNESCO anul Yunus Emre. Ce manifestări culturale au fost organizate până acum în Dobrogea, pentru a marca 700 de ani de la trecerea în nefiinţă a poetului Yunus Emre? Vor mai fi organizate şi altele până la sfârşitul anului?
– În anul 2021 se împlinesc 700 ani de la moartea poetului şi filosofului Yunus Emre, motiv pentru care acesta a fost inclus de UNESCO în Programul 2021 de Comemorări şi Aniversări, iar Preşedinţia Republicii Turcia a declarat anul 2021 „Anul Yunus Emre şi al Limbii Turce”. În acest context, atât în ţară cât şi în străinătate sunt organizate diferite activităţi pentru a marca acest eveniment. În luna septembrie, Institutul Yunus Emre a organizat în numeroase oraşe din Balcani, printre care şi Constanţa, activitatea intitulată „Hai să ne cunoaştem”. Mai mult, în luna octombrie, Institutul Yunus Emre Constanţa în colaborare cu Biblioteca Judeţeană I.N. Roman Constanţa au organizat conferinţa intitulată „Două personalităţi marcante în literatura universală: Yunus Emre şi Mihai Eminescu”. Datorită creşterii numărului de infectări de Covid-19 la Constanţa şi a măsurilor restrictive decise de autorităţi, Institutul Yunus Emre Constanţa intenţionează să organizeze încă una sau două activităţi în format online.
– În acest an, aţi avut posiblitatea să participaţi la câteva acţiuni organizate de Uniunea Democrată Turcă din România atunci când măsurile impuse de starea de alertă au fost mai relaxate. Cum apreciaţi activitatea UDTR de conservare şi promovarea a valorilor identitare ce aparţin comunităţii turce din România?
– Uniunea Democrată Turcă din România organizează activităţi frumoase menite să conserve, să transmită şi să popularizeze valorile noastre. M-a bucurat faptul că UDTR a organizat, în perioada în care restricţiile s-au mai relaxat, activităţi noi şi pe cele devenite deja tradiţie. Pentru mine şi soţia mea este o plăcere să participăm, în limita posibilităţilor, la acţiunile dumneavoastră şi să ne întâlnim cu membrii comunităţii. Consider că taberele destinate tinerilor, vizitele de lucru în Turcia, deplasările în scop social şi cultural, contribuie substanţial la conservarea şi popularizarea valorilor noastre identitare. Sper ca în perioada următoare să avem posibilitatea de a ne întâlni mult mai des.
– În încheiere, vă invit să adresaţi etnicilor turci, prin intermediul revistei noastre, un scurt mesaj cu prilejul Zilei Naţionale a Republicii Turcia.
– Prin intermediul revistei dumneavoastre urez tuturor coetnicilor şi conaţionalilor noştri, zile pline de sănătate şi fericire, în unitate şi solidaritate, îi felicit cu prilejul celei de-a 98-a aniversări a Zilei Republicii şi îi salut cu deosebită stimă.
Sorina Asan
Iniţierea tinerilor în arta tradiţională turcă
Uniunea Democrată Turcă din România a organizat simpozionul „Iniţierea tinerilor în arta tradiţională turcă” ce a devenit deja o tradiţie locală, în Cobadin, ce a atras anual numeroase participante atât din rândul comunităţii turce cât şi reprezentante a majorităţii.
Evenimentul, ajuns la a V-a ediţie, face parte din seria de proiecte organizate de sucursala Cobadin a UDTR cu scopul de a reînvia, promova şi conserva, în rândul tinerelor, tradiţia artei manuale turceşti bogată în motive ornamentale orientale.
În cadrul evenimentului, prin dezbateri libere, s-a punctat importanţa de a transmite meşteşugul cusăturilor turceşti tinerelor din cadrul grupului ţintă, ce au fost familiarizate cu diversitatea culturală specifică comunităţii turce.
Totodată, membrele sucursalei Cobadin ce deţin din zestrea mamei sau a bunicii o impresionantă colecţie de textile pentru decor şi articole de îmbrăcăminte, vechi de zeci de ani, au organizat şi o expoziţie de ţesături ale cărei exponate erau articole de vestimentaţie lucrate manual sau croşetate şi ţesături brodate cu motive ornamentale tipic orientale cusute cu mătase şi îmbinate cu broderii şi aplicaţii de fir auriu şi argintiu, ce erau utilizate în decorarea locuinţelor, multe dintre acestea având o vechime considerabilă, rămase de la o generaţie la alta. Această expoziţie a fost atractivă prin particularitatea obiectelor expuse, a motivelor ornamentale şi cu tehnici tradiţionale, a ţesăturilor ce ocupă rolul decorativ cel mai important definind stilul oriental al interiorului dintr-o locuinţă tradiţională turcească.
Evenimentul care a debutat vineri, 1 octombrie 2021, a fost deschis de Borseit Aiten, preşedintele interimar a sucursalei Cobadin a UDTR, ce a vorbit despre importanţa lucrului de mână şi transmiterea meşteşugului tinerelor generaţii ca acesta să nu se piardă de-a lungul timpului, antrenându-le în fiecare an într-un concurs cu premii, dar şi despre reînvierea vechilor şezători ce reuneau femeile din comunitatea turcă.
În continuare, luând cuvântul preşedinta comisiei de cultură a UDTR, Serin Türkoğlu ce s-a numărat printre invitaţii evenimentului, a punctat importanţa si realizarea unor asemenea activităţi culturale. Preşedinta comisiei de cultură a mai specificat că prin intermediul acestor activităţi culturale, turcii dobrogeni îşi conservă tradiţiile şi promovează obiceiurile ce s-au păstrat vii până astăzi.
De asemenea, Melek Osman, vicepreşedinta comisiei de cultură a UDTR, a vorbit pe marginea subiectului despre pasiunea sa de a croşeta şi de a realiza diverse împletituri realizate cu croşeta din macrameu. După care s-a referit la importanţa meşteşugurilor tradiţionale turceşti, iar asemenea activităţi organizate sunt calea de transmitere a acestor meşteşuguri vechi de la vârstnici la tineri, pentru a reînvia arta populară a cusăturilor şi meşteşugurilor specifice comunităţii turce locale.
În programul acestui eveniment s-au organizat mai multe ateliere tematice, ce sunt incluse: cusături tradiţionale turceşti - goblen, croşetat şi împletituri, ce sunt menite să promoveze meşteşugurile tradiţionale ale culturii turce.
După vernisarea expoziţiei, participantele la eveniment s-au înscris la câte un atelier alegând o temă pentru a intra in competiţia din cadrul acestui concurs cu premii, unde şi-au arătat măiestria în realizarea diferitelor articole împletite, croşetate sau cusute cu motive tradiţionale turceşti. Concurentele au fost evaluate de un juriu format din: Serin Türkoğlu, preşedinta comisiei de cultură a UDTR, Melek Osman, vicepreşedinta comisiei de cultură a UDTR şi Firdes Musledin, vicepreşedinte a comisiei de religie a UDTR.
În urma jurizării, premiile si diplomele câştigătorilor au fost acordate de către juriu următoarelor concurente la secţiunea împletit: Mamut Ghiuler, Daut Sulbie şi Asan Emine, Iomer Birsen si Suliman Sevghin au primit la secţiunea crosetat, iar la secţiunea goblen s-au acordat premii câştigătoarelor Carani Sabrie si Yuksek Sevicean.
În timpul derulării concursului, atmosfera de şezătoare de pe vremea bunicilor, atunci când femeile din comunitatea turcă se adunau la clacă, a fost reînviată de către doamna Mirem Mustafa prin recitarea propriilor poezii şi prin interpretarea câtorva cântece din repertoriul folclorul turcesc de către doamna Nadie Iusuf, ce au fost premiate de juriu şi aplaudate de către participantele evenimentului.
Iniţiativa organizării manifestării acestui proiect cultural ii aparţine doamnei Aiten Borseit, preşedintele interimar al sucursalei Cobadin a UDTR. Acest eveniment face parte din seria de proiecte consacrate păstrării zestrei culturale şi identităţii spirituale, şi poate fi considerat ca fiind unul dintre cele mai importante activităţi de promovare, păstrare, conservare şi dezvoltare a culturii şi identităţii turce din România.
Melec Amet
8.Balkan Ülkeleri İstişare Toplantısı, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın başkanlığında Edirne’de yapıldı
Her yıl 1-7 Ekim tarihleri arasında Diyanet İşleri Başkanlığı “Camiler ve Din Görevlileri Haftası” programı düzenliyor. Bu yıl program Edirne Selimiye Camii’nde gerçekleşti. Toplantıya 10 Balkan ülkesinin Dini İdare Başkanları ve üst düzey yöneticileri katıldı. Romanya Müslümanlar Müftüsü, Murat Yusuf’un katıldığı programın açılışını Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş yaptı.
İlk olarak Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Edirne Trakya Üniversitesi Balkan Kongre Merkezi alanındaki fotoğraf sergisinin açılışını yaptı, daha sonra Edirne camilerinin fotoğraflarından oluşan sergiyi gezdi.
Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, “İslam kültür ve medeniyetinin oluşup gelişmesinde önemli rol oynayan camiler, tarih boyunca dini hayatın ve Müslümanlar tarafından kurulan şehirlerin merkezinde yer almıştır. Camiler, hayatın bütün alanlarına yönelik değerlerin ruh köklerinin birleştiği mekânlar olmuştur. Mescid-i Nebevi, sorunların çözüme kavuşturulduğu, fakir ve kimsesizlerin himaye edildiği, sevgi, saygı, edep, ilim ve irfanın aşılandığı önemli bir merkez haline gelmiştir. Peygamber Efendimiz, İslam’ın en güzide topluluğu olan sahabe neslini de Mescid-i Nebevi’de yetiştirmiştir.” diye konuştu.
Allah’ın, Kur’an-ı Kerim’de “Mescitler yalnız Allah’ındır. O halde Allah ile birlikte başkasına da tapmayın” buyurduğunu hatırlatan Başkan Erbaş, “Cenab-ı Hak, Allah adına imar edilen mescitlerde ibadetlerin, tevhid esasına göre ve sadece kendi rızasını gözeterek yapılmasını istemiştir.” ifadelerini kullandı.
Camileri inşa ve imar hakkında Başkan Erbaş, “Cami imarı aynı zamanda camilerin temsil ettiği tevhid, kulluk, özgürlük, barış, kardeşlik, beraberlik, yardımlaşma, dayanışma, kaynaşma gibi değerleri koruma, yaşama, onarma ve yaşatma sorumluluğunu da gerekli kılmaktadır. İslam tarihi boyunca bu gereklilik dikkate alınmak suretiyle yerleşim mekânları cami merkezli planlanmıştır.” şeklinde konuştu.
“Camideki tevazuun iş hayatına, merhametin aile hayatına, şefkatin insan ilişkilerine yansıdığı dikkat alınarak cami, şehrin merkezini belirlemiş; şehir planlarının kurucu öğesi olarak şehirler, caminin etrafında şekillenmiştir. Caminin bireye kazandırdığı ahlaki değerler şehrin huzurunu ve güvenini sağladığından, caminin çevresinde yaşanan şehir hayatı, caminin bir devamı olarak gelişmiştir. Resûlüllah (s.a.s.)’in teşvik ve tavsiyelerini takip eden Müslümanlar, coğrafyalarını mimarî ve sanatsal özelliklere sahip muhteşem camilerle donatmışlardır. Estetik, mimari ve işlevsel özellikleri ve eşsiz güzellikleriyle yüzlerce yıldır varlığını devam ettiren pek çok camimiz, manevî yönden İslam’ın gücünü; biçimsel açıdan sağlamlık ve kusursuzluğu; sanatsal açıdan da özgünlüğü yansıtan şaheserler olarak hayranlık uyandırmaya devam etmektedir.”
“Gençlerin ilgisini çekmeyen, kadınlar için elverişli ibadet yerleri ayrılmamış, engellileri gözetmeyen, kitap ve okuma konusunda imkânlar sunmayan, müştemilatında çocuklar için Kur’an öğrenme mekânları bulunmayan camiler, bugün işlevsel değildir. Bu nedenle Diyanet İşleri Başkanlığı olarak camilerimizin, toplumun her kesimine hitap edecek nitelikte planlanmasını, herkesin rahat ve huzur içinde ibadetini yapabileceği şekilde tanzim edilmesini ve sosyal hizmetler sunmasını sağlamaya çalışıyoruz. Bu amaçla bundan 5 sene önce başlatmış olduğumuz cami mimarisi standartları projemiz elhamdülillah tamamlanmış durumdadır. Bu projeyi tamamlayıp bir kılavuz haline getirerek bütün müftülüklerimize ulaştırdık. İnşallah bundan sonraki süreçte camilerimizin mimarisinden projesine, minaresiyle kubbesinin ahengine, ses düzenine varıncaya kadar… çocukların, kadınların, engellilerin, yaşlıların yani toplumumuzu oluşturan her katmandan insanın istifade edebileceği, faydalanabileceği nitelikte camilerin yapılmasına özen göstereceğiz. Mevcut camilerimizdeki eksikliklerimizi de kılavuzumuza bakarak inşallah tüm müftülerimiz, imamlarımız, dernek görevlilerimizle birlikte yerine getirmeye çalışacağız.”
Edirne’nin varlığıyla insanlara ve çevresine huzur veren tarihi mekânlarının çok olduğunu anımsatan Başkan Erbaş, “İstanbul ve Bursa ile birlikte, ülkemizin en güzel camileri Edirne’de inşa edilmiş ve bu camiler yüzyıllarca varlığını sürdürmüştür. Edirne’yi süsleyen muhteşem camiler arasında şüphesiz ki Eski Cami, Üç Şerefeli Cami ve Selimiye Camii’nin ayrı bir yeri ve önemi vardır. Edirnelilerin dillerinden düşürmedikleri bir tekerlemede: “Eski Cami’nin yazısı, Üç Şerefeli’nin kapısı, Selimiye’nin yapısı” denilerek mimari açıdan bu abidelerin taşıdıkları eşsiz değere vurgu yapılmıştır.” değerlendirmesinde bulundu.
Başkan Erbaş, “Vaaz, hutbe, sohbet; Kur’an öğretimi, çocuklar ve yetişkinler için dini bilgiler kursu gibi etkinlikleriyle camiler, yaygın din eğitimi kurumlarının başında gelmektedir. Bu nedenle camilerimizin, ihtiyaca göre Kur’an kursu, aile ve dini rehberlik bürosu, kitabevi, gençlik merkezi, çocuk oyun alanı, seminer salonu, sanat atölyesi, spor alanı, konferans salonu, aşevi ve bunun gibi alanlarla bir külliye şeklinde imar edilmesine önem veriyoruz. Cami mimarisi ile cami inşaatları ile ilgilenen insanlarımızı bu konuda hassas olmaya davet ediyorum.” diye konuştu.
Dört oturumdan oluşan sempozyumda 20 konuşmacı 16 tebliğ sundu.
Firdes Musledin
Mevlid Kandili
“Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” buyuran peygamberimiz, miladın 571’inci yılı, kameri aylardan Rebiulevvel’in 12’nci Pazartesi gecesi sabaha karşı Mekke’de dünyaya geldi. Şüphesiz O’nun doğumu, beşeriyetin saadeti açısından, insanlık tarihinin en önemli olayıdır.
Kuran-ı Kerim’de buyurulduğu gibi O, alemlerin Rabbinden, alemlere rahmet olarak gönderildi (Enbiya, 107). Onun doğum nedeniyle tüm müslümanlar dünyada onun doğumunu kutladılar.
Her sene olduğu gibi bu sene de Romanya’da tüm camilerde programlar yapılarak Mevlid Kandili kutlandı. İmamlar mevlitler okuyup programlar hazırladılar. Köstence’de program Tomis Nord camiide yapıldı. Program ikindi namazından sonra başlayarak sohpet, mevlid, ilahiler ve dua ile devam etti. Birlik duygusunun güçlendirdiği bu özel geceyi doyasıya idrak ettik. Bu mubarek gecede yapılan dualar, okunan mevlitler ve söylenen ilahiler kabul olmasını niyaz ederiz ve hocalarımızın söylemiş oldukları ilahileri ve okudukları mevlitlerli Allah kabul etsin. Peygamberimizi ve insanlığa getirdiği en büyük hediye Kur’an’ı Kerimi yakından tanımamıza ve nuru etrafında birleşmemize vesile olmasını Yüce Mevla’dan niyaz ederiz.
Firdes Musledin
Sărbătoarea Mevlid
În data de 17 octmbrie 2021 musulmanii din România au celebrat sărbătoarea Mevlid Kandili, Noaptea naşterii Profetului Muhammed. Evenimentul marcat în a 12- a noapte din luna Rebiul Evvel a calendarului islamic, a fost prima dintre cele cinci nopţi luminate pentru musulmani, care de altfel sunt denumite Kandil. Nopţile sfinte din calendarul musulman au primit denumirea Kandil, în timpul Sultanului Selim al II-lea (sec. XVI) când acesta a decis în mod oficial iluminarea minaretelor moscheilor cu lumânări pentru a vesti credincioşilor caracterul sfânt al acestora. Membrii comunităţii turce din Constanţa şi ai filialelor teritoriale ale UDTR au sărbătorit cu bucurie şi emoţie Naşterea Profetului Muhammed. În această zi plină de înţelepciune şi iertare, belşug şi milostenie toţi cei prezenţi la geamia din Tomis Nord Constanţa s-au rugat lui Allah. Convinşi de puterea acestei sărbători şi-au deschis sufletele şi s-au rugat într-o linişte deplină cu toate că interiorul geamiei devenise neîncăpătoare. Imamul geamiei a recitat versete din Coran şi în predica ţinută nu a uitat să le spună tuturor să fie buni părinţi, vecini, prieteni, să-şi respecte semenii, să muncească mai mult, să se informeze, să vină cu idei şi soluţii pentru rezolvarea problemelor comunităţii.
La eveniment, pe lângă enoriaşi, au participat muftiul cultului musulman din România, d-nul Iusuf Murat, imami şi reprezentanţi ai UDTR.
Firdes Musledin
Akdeniz Usulü Bakliyat Salatası
Malzemeler
1.5 su bardağı kabuklu kırmızı mercimek
1 su bardağı nohut
4~5 diş sarımsak
2~3 dal taze kekik
2 defne yaprağı
2 su bardağı sıcak su
2 kırmızıbiber
1 çay bardağı dilimlenmiş siyah zeytin
1 çay bardağı haşlanmış mısır
7~8 dal taze nane
7~8 dal maydanoz
100 gr beyaz peynir
Sosu için
1 çay bardağı zeytinyağı
1 yemek kaşığı elma sirkesi
Yarım limonun suyu
Tuz
Karabiber
Yapılışı?
Nohudu bir gece önceden suda bekletin. Suyunu değiştirip yumuşayıncaya kadar haşlayın. Kabuklu kırmızı mercimeği yıkayın. Tencereye mercimeği, kabuklarını soyduğunuz sarımsakları, taze kekik dallarını, defneyapraklarını aktarın. Üzerine 2 su bardağı sıcak su ekleyerek mercimekleri orta ateşte haşlayın. Haşlanan mercimeklerin suyunu süzüp sarımsakları, taze kekik dallarını ve defne yapraklarını çıkarın. Mercimekleri salata kasesine alın. Üzerine haşlanmış nohut, mısır, tavla zarı büyüklüğünde doğradığınız kırmızıbiber, siyah zeytin, ince kıyılmış maydanoz ve naneyi ilave edip karıştırın. Sos için gerekli malzemeleri iyice karıştırdıktan sonra salatanın üzerine gezdirin ve harmanlayın. Son olarak tavla zarı büyüklüğünde doğradığınız beyaz peyniri salatanın üzerine ilave edin. Buzdolabında 30 dakika dinlendirip servis yapın.
internet
Salată de leguminoase în stil mediteranean
Ingrediente
1,5 cană de linte roşie
o cană de năut
4~5 catei de usturoi
2~3 crenguţe de cimbru proaspăt
2 foi de dafin
2 căni de apă fierbinte
2 ardei rosii
o cană de măsline negre feliate
o cană de porumb fiert
7~8 crengute de menta proaspata
7~8 crengute de patrunjel
100 g branza feta
Pentru sos
o linguriţă de ulei de măsline
o lingură de oţet de mere
Sucul de la o jumătate de lămâie
Sare
Piper negru
Mod de preparare:
Puneţi năutul în apă cu o seară înainte. Dimineaţă schimbaţi apa şi fierbeţi până se înmoaie năutul (procedaţi ca la fasole). Spălaţi lintea roşie decojită. Transferaţi în oală lintea, usturoiul curăţat, crenguţele de cimbru proaspăt, foile de dafin. Adăugaţi 2 căni de apă fierbinte şi fierbeţi lintea la foc mediu. Scurgeţi lintea fiartă şi îndepărtaţi usturoiul, crenguţele de cimbru proaspăt şi foile de dafin. Puneţi lintea într-un castron de salată. Adăugaţi şi năutul fiert, porumbul, ardeiul roşu tăiat cubuleţelor, măslinele negre, pătrunjelul şi menta tocate mărunt şi amestecaţi. După ce amestecaţi bine ingredientele adăugaţi şi sosul de salată şi amestecaţi. La final, adaugă peste salată brânza albă tăiată în bucaţi. Se lasa la frigider 30 de minute si se serveste.
Nilgun Panaitescu
Herle Tatlısı
Malzemeler
½ su bardağı un
½ çay bardağı irmik
1,5 su bardağı süt
30 gr süzme bal
25 gr file badem
50 gr tereyağı
70 gr pekmez
40 gr kaymak
Herle Tatlısı Nasıl Yapılır?
Tavaya un eklenerek kavrulur. Kokusu çıktığında irmik ilave edilerek 2-3 dakika kavrulur.
Bal, süt ve pekmez çırpılır. Tencereye çırparak ekleyin.
File badem ekleyerek kıvam alana kadar pişirilir.
Kaymakla servis edilir. Afiyet olsun.
internet
Desert Herle
Ingrediente
½ cană de făină
½ linguriţă de griş
1,5 cani de lapte
30 g miere
25 g fulgi de migdale
50 g unt
70 g melasa
40 g smântană
Mod de preparare:
Puneţi făină în tigaie şi prăjiţi. Când dispare mirosul de făină se adaugă griş şi se prăjeste 2-3 minute.
Se bate mierea, laptele şi melasa. Adăugaţi-l în bol, amestecând.
Se adaugă migdalele şi se fierbe până se îngroaşă.
Se serveşte cu smântână. Poftă bună!
Nilgun Panaitescu