Toate articolele publicate în ediţia nr. 247 a revistei Hakses

Martie 2016

Ziua Eroilor turci marcată la Bucureşti şi Brăila

Preşedintele UDTR, ing. Osman Fedbi, secretarul general, prof. Ervin Ibraim şi deputatul Iusein Ibram au participat vineri, 18 martie, la ceremonialul organizat la Brăila de Consulatul General al Republicii Turcia la Constanţa, cu prilejul Zilei Eroilor Turci. Evenimentul a debutat cu intonarea imnurilor de stat ale Turciei şi României. Au depus coroane de flori şi au păstrat un moment de reculegere în memoria militarilor turci căzuţi în luptă pe teritoriul României: liderii Uniunii Democrate Turce din România, Osman Fedbi, secretarul general, Ervin Ibraim, deputatul Iusein Ibram, preşedintele filialei UDTR Brăila, Rustem Sevim şi preşedintele filialei UDTR Galaţi şi a Centrului de Cercetare, Dezvoltare, Educaţie şi Cultură Turcă, Dunărea de Jos, Gülten Abdula Nazare. A mai fost depusă o coroană de flori din partea subprefectului judeţului Constanţa, domnul Levent Accoium. Au mai depus coroane de flori: Consulul General al Republicii Turcia la Constanţa, Ali Bozçalışkan, primarul municipiului Brăila, Aurel Gabriel Simionescu, reprezentanţi ai Muftiatului Cultului Musulman din România şi ai UDTTMR, directorul Centrului Cultural Turc „Yunus Emre”, Ali Yüksel Oğuzhan, preşedintele Asociaţiei Oamenilor de Afaceri Turci Dobrogea -TIAD, Zeki Uysal, reprezentanţi ai Garnizoanei Brăila precum şi numeroşi etnici turci.
În discursul său, Consulul General al Republicii Turcia la Constanţa a afirmat : „Çanakkale a fost unul dintre cele mai importante fronturi de luptă din Primul Război Mondial, locul unde peste 250.000 de oameni şi-au dat viaţa pentru apărarea poporului turc şi a patriei noastre. Asediatorii au înregistrat pierderi la fel de mari şi la sfârşitul luptelor, flota inamică nu a reuşit să treacă prin strâmtoarea Çanakkale să ajungă la Istanbul. Astfel, aliaţii nu au putut să trimită ajutor Rusiei şi poate din acest motiv a fost schimbat cursul istoriei. În urma acestei victorii, fondatorul Republicii Turcia, Mustafa Kemal Atatürk a primit titlul de eroul din Anafartalar lupta în sine fiind punctul de cotitură în care poporul turc considerat dărâmat, mort a reuşit să se ridice în picioare. Această victorie a reprezentat prima noastră speranţă în drumul către războiul de eliberare, a fost momentul când s-au pus bazele solide ale unităţii naţionale a poporului turc.”
La rândul său, la Bucureşti, în prezenţa demnitarilor români, a reprezentanţilor armatei şi a diplomaţilor străini, Ambasadorul Republicii Turcia la Bucureşti. E.S. Osman Koray Ertaş a declarat: „Victoria de la Çanakkale de la 18 martie 1915 a schimbat cursul istoriei nu numai pentru poporul turc ci şi pentru întreaga Europa. În timp ce comemorăm în mod solemn victoria nu vom uita niciodată că războiul a însemnat tragedie pentru toţi”, a declarat Ambasadorul Republicii Turcia la Bucureşti. Ambasadorul Osman Koray Ertaş a mai amintit în discursul său de cuvintele spuse de Mustafa Kemal Atatürk în 1934, despre eroii căzuţi în bătălia de la Çanakkale: „Aceşti eroi care şi-au vărsat sângele şi şi-au pierdut viaţa îşi dorm somnul de veci în pământul unor ţări prietene. Odihniţi-vă în pace! Voi mamelor care v-aţi trimis fii să lupte în ţări străine ştergeţi-vă lacrimile deoarece, fii voştri se odihnesc în pământul nostru, în pace. După ce şi-au pierdut viaţa pe pământul nostru au devenit fii noştri”. La Cimitirul Eroilor Turci din Bucureşti a fost depusă o coroană de flori şi din parte Preşedintelui României, domnul Klaus Iohannis.
În 27 de ţări ale lumii există 59 de cimitire ale eroilor turci, iar 3 dintre acestea se găsesc în România unde sunt înmormântaţi militarii turci căzuţi în Primul Război Mondial.
În aceeaşi zi, la Galaţi a fost lansată cartea intitulată „Spiritul Çanakkale va rămâne veşnic viu” – „Çanakkale Ruhu Ebedi Yaşayacak”, autor Gülten Abdula Nazare, tipărită cu sprijinul Uninii Democrate Turce din România la Editura Muzeului de Istorie Galaţi. Prologul cărţii este semnat de Osman Fedbi şi Iusein Ibram, cuvântul înainte de Ali Bozçalışkan şi prefaţa de A.G. Secară-Halibery.


Çanakkale Deniz Savaşları Zaferi

Romanya Demokrat Türk Birliği Genel Başkanı Fedbi Osman ve Genel Sekreteri Ervin İbraim 18 Mart 2016 tarihinde Şehitleri Anma Günü münasebetiyle Brăila’da Türk Şehitliği Mezarında bulundular. Türkiye Cumhuriyeti Köstence Başkonsolosluğu tarafından düzenlenen törene Brăila Belediye Başkanı, Aurel Gabriel Simionescu eşlik etti. Romanya Müslümanları Müftülüğü, Köstence Yunus Emre Türk Kültür Merkezi, Dobruca Türk İşadamları Derneği, Galaţi şubesinin başkanı Gülten Abdula ve Brăila şubesinin başkanı Rustem Sevim iştirak etmiştir.
Faaliyet, Türkiye ve Romanya’nın milli marşları ile başladı. Romanya topraklarında canlarını kaybeden Türk şehitler anısına saygı duruşunda bulunan katılanlar daha sonra çelenk bırakılmasıyla devam etti: Romanya Demokrat Türk Birliği liderleri Fedbi Osman, Ervin İbraim ve milletvekili İusein İbram, Türkiye Cumhuriyeti Köstence Başkonsolosu, Sn. Ali Bozçalışkan, muavin konsolos Ercan Ertürk, Brăila Belediye Başkanı, Aurel Gabriel Simionescu, Romanya Müslümanlar Müftülüğün temsilcileri, TİAD Dobruca başkanı Zeki Uysal, “Yunus Emre” Türk Kültür Merkezin Müdürü Ali Oğuzhan Yüksel ve Medcidiye “Mustafa Kemal Atatürk” kolejin öğretmenleri.
Günun anlamı ile ilgili Türkiye Cumhuriyeti Köstence Başkonsolosu Sn. Ali Bozçalışkan mesajında açıkladı: “18 Mart günü, Türk Savaş tarihine alın harfler ile yazılan, 1915 tarihli Çanakkale Deniz Zaferi kutladığımız gündür. Bu günü Çanakkale Şehitlerimizin aziz hatırasını yad etmek için, aynı zamanda şehitler günü olarak kutluyoruz. Çanakkale savaşı yanlız bizim tarihimizin değil, dünya tarihinin en önemli savaşlarından biridir. Birinci Dünya Savaşının en önemli cephelerinden biri olan bu savaşta Türk Milleti vatanını savunurken 250 000’den fazla insanını kaybetmiştir. Salgılandarında aynı sayıda asker kaybettiği Çanakkale savaşları sonucunda düşman donanmaları Çanakkale Boğazı geçememiş, Istanbu’lu işgal edememiş ve belkkide bu nedenle tarihin akışı değişmiştir. Bu zafer kurtuluş savaşına giden yolda ilk ümidimizi oluşturmuş Türk halkının milli birlik ve beraberlik sağlam temelleri burada atılmıştır. 27 ülkede mevcut 59 şehitliğimizi arasında bulunan Romanya’daki Bükreş, Braila ve Slobozia şehitlerimizde Birinci Dünya Savaşında hayatını kaybeden şehitlerimiz yatmaktadır. Dost ve muttefik Romen devletine ve yerel resmi makamlarına şehitlerimize sahip çıkmalarından dolayı huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum.”
Aynı gün Gala’ţi şehrinde Gülten Abdula Nazare’nin “Çanakkale Ruhu Ebedi Yaşayacak” kitabın tanıtımı vardı. Kitap Romanya Demokrat Türk Birliği desteği ile basılmıştır. Kitabın giriş bölümünü Fedbi Osman ve İusein İbram tarafından yazılmıştır, önsöz ise Türkiye Cumhuriyeti Köstence Başkonsolosu Sn. Ali Bozçalışkan aittir.


Romanya Cumhurbaşkanı Klaus Iohannis Türkiye’ye Ziyareti

İki günlük resmi ziyaret kapsamında Türkiye’de bulunan Romanya Cumhurbaşkanı Klaus Iohannis, 23 mart tarihinde İstanbul’da Romen toplumu ile bir araya geldi. Iohannis, ziyaretlerine İstanbul’daki Romen Ortodoks kilisesi ziyareti ile davam etti. Cumhurbaşkanı Iohannis, başladığı kilise ziyareti sonrasında Ankara’ya geçti.

Anıtkabir’deki tören sonrası 13 mart günü Kızılay’da meydana gelen bombalı saldırıda ölenlerin anısına olay yerine çiçek bıraktı. Cumhurbaşkanlığı sarayına giden Iohannis, burada Cumhurbaşkanı Erdoğan ile 15 dakika baş başa görüşme yaptı. Sonrasında yapılan toplantılarda bölgesel güvenlik, ikili işbirliği anlaşması kapsamındaki gelişmeler ve mülteci konuları ele alındı.
Romanya Cumhurbaşkanı Klaus Iohannis ile orak basın toplantısı düzenleyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, terör ve örgütleri arsında hiçbir fark olmadığına dikkat çekerek, “Ankara’da, Istanbul ve Brüksel’de yapılan eylemler, bunların nasıl ortak yanlarının olduğunu çok açık, net ortaya koymaktadır ve hedefte olan sivil insanlardır. İnanıyorum ki dünya siyaseti eğer ittifak halinde terörün üzerine giderse bu işi çözeriz” dedi.
Romanya Cumhurbaşkanı İohannis ve beraberindeki heyeti, Türkiye Cumhuriyeti Bükreş Büyükelçisi Sayın Osman Koray Ertaş ve Romanya Demokrat Türk Birliği Milletvekili İusein İbram, Ankara’da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yılın Nisan ayında İohannis’in Cumhurbaşkanı olarak seçilmesinden kısa bir süre sonra Bükreş’e resmî bir ziyarette bulunduğunu anımsattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bükreş ziyareti sırasında samimi misafirperverlik ile karşı karşıya kaldığını belirterek, bugün de Romanya Cumhurbaşkanı İohannis’in, davetlerine icabetle Türkiye’yi ziyaret ettiğini ifade etti.
Türkiye-Romanya diplomatik ilişkilerinin 138 yıllık tarihi serüvenin, aynı zamanda bu ortak coğrafyadaki dost ve müttefik iki ülkenin karşılıklı saygıya dayalı dostluk ilişkilerinin de bir tarihi olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaptığımız ikili çalışma ve daha sonra heyetler arası görüşmeyle aramızdaki dostluk bağlarını çok daha güçlendirdiğimize inanıyorum. Çeşitli konuları ele alma fırsatımız oldu. Mülteci krizi, NATO, Avrupa Birliği, Suriye, Karadeniz, Ukrayna, Moldova, Balkanlar, enerji alanında iş birliği ve terörizmle mücadele konularını ele alıp değerlendirme fırsatı bulduk” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu hususlarda Romanya ile Türkiye arasındaki iradenin örtüştüğünü görmenin memnuniyeti içerisinde olduğunu da söyledi.
Romanya Cumhurbaşkanı İohannis ise yaptığı konuşmada, İstanbul ve Ankara’daki terör saldırılarında hayatlarını kaybedenler için Cumhurbaşkanı Erdoğan’a başsağlığı dileğinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ikili siyasi ilişkiler ve güvenlik konularının yanı sıra ekonomik ilişkileri de görüştüklerini kaydeden Cumhurbaşkanı İohannis, ekonomik açıdan Türkiye ile Romanya arasındaki başarılı iş birliğini genişletme niyetinde olduklarına ifade etti.

Konuk Cumhurbaşkanı İohannis, Türkiye’nin topraklarında çok sayıda mülteci barındırdığını belirterek, “Türkiye hem insani hem de mülteci akışının kontrolünün yanı sıra krizin çözümlenmesinde anahtar bir ülkedir. Bu doğrultuda geçen hafta Avrupa Birliği Konseyi’nde yapılmış olan anlaşma ile Türkiye’den Avrupa Birliği’ne giren yasa dışı mülteci akışını önemli ölçüde azaltılmasını ve hatta kesilmesine katkıda bulunmasını ümit ediyorum” şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Klaus Iohannis’i ziyaret sırasında Türkiye Cumhuriyeti Bükreş Büyükelçisi Sn. Osman Koray Ertaş ve Romanya Demokrat Türk Birliği milletvekili İusein İbram eşlik ettiler.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın toplantısının ardından Romanya Cumhurbaşkanı İohannis onuruna Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde resmi akşam yemeği verdi.


Vizita de stat a Preşedintelui României în Turcia

Preşedintele României, domnul Klaus Iohannis s-a aflat în perioada 23-24 martie, în vizită oficială în Republica Turcia, la invitaţia omologului său, Recep Tayyip Erdoğan. Din delegaţia oficială care l-a însoţit pe Preşedintele României în Turcia a făcut parte şi deputatul Ibram Iusein.

În prima zi a vizitei oficiale, Preşedintele Klaus Iohannis a fost primit la Palatul Prezidenţial din Ankara cu onoruri militare de către Preşedintele Recep Tayyip Erdoğan cu care a avut o întrevedere tete a tete dar şi convorbiri oficiale împreună cu membrii celor două delegaţii. Conform declaraţiei deputatului Iusein Ibram, prezent la discuţiile oficiale, cei doi preşedinţi au abordat subiectul construcţiei moscheei de la Bucureşti dar şi înfiinţarea unui liceu teoretic la Constanţa, cu predare parţială în limba turcă, în baza protocolului semnat de România şi Turcia în domeniul învăţământului.
După runda de convorbiri oficiale cei doi şefi de state au susţinut o declaraţie comună de presă.

În cadrul conferinţei de presă, Preşedintele României a declarat: „această vizită ne găseşte într-un context geopolitic şi regional complicat, cu numeroase riscuri de securitate şi provocări la care trebuie să găsim soluţii. Convingerea mea este că împreună, în virtutea unui Parteneriat Strategic puternic între România şi Turcia, putem gestiona mai bine aceste riscuri. Cetăţenii noştri îşi doresc securitate şi prosperitate, iar prin eforturi comune încercăm să răspundem acestor aşteptări”.

Pe agenda discuţiilor s-au aflat chestiuni care privesc dialogul politic bilateral, probleme de securitate economică, legăturile socio-culturale, precum şi teme regionale şi internaţionale. În materie de securitate şi apărare între România şi Turcia există o strânsă cooperare dar şi parteneriatul în cadrul NATO. „După cum ştiţi, România consideră că Marea Neagră este de importanţă strategică nu doar pentru securitatea în regiune ci şi pentru cea euro-atlantică şi trebuie să beneficieze de atenţie sporită. Am discutat despre aceste lucruri, inclusiv în perspectiva summit-ului NATO de la Varşovia din vara acestui an”, a spus Preşedintele Klaus Iohannis. Preşedintele României a mai amintit că Turcia este primul partener comercial al României din afara UE şi al cincilea partener la nivel global. Obiectivul comun al celor două ţări este ca în următorii ani să atingem cifra de 10 miliarde dolari anual ca nivel al schimburilor comerciale. Cei doi şefi de state au discutat despre modalităţile în care pot avansa diferite proiecte şi în care poate creşte accesul investitorilor pe ambele pieţe. În contextul relaţiei bilaterale au mai fost aduse în discuţie cele două teme majore de pe agenda europeană: migraţia şi terorismul. Referitor la acest aspect, Preşedintele Klaus Iohannis a declarat:„ Uniunea Europeană se confruntă în prezent cu o serie de provocări cu implicaţii multiple, iar Turcia este un partener important în identificarea răspunsului la o parte importantă dintre acestea. Turcia, în calitate de ţară care găzduieşte pe teritoriul său un număr foarte mare de refugiaţi, joacă un rol cheie în soluţionarea actualei crize, atât din punct de vedere umanitar cât şi al controlului fluxului migraţiei şi al combaterii reţelelor de trafic de persoane. În acest sens, am salutat înţelegerea la care s-a ajuns săptămâna trecută la Consiliul European şi sper că aceasta va contribui la reducerea semnificativă sau chiar stoparea fluxului de migranţi ilegali care pătrund din Turcia în Uniunea Europeană. România a fost un susţinător puternic pentru ajungerea la această înţelegere”. La rândul său, Preşedintele Recep Tayyip Erdogan a declarat: „Turcia a adoptat măsuri stricte pentru a preveni fluxul de migranţi spre Europa. Navele noastre patrulează permanent în Marea Egee şi am adoptat măsuri foarte severe în această privinţă. În special, după 18 martie aceste controale au fost intensificate, nu li se permite refugiaţilor să treacă dincolo. După cum bine ştiţi, aceste ieşiri aveau loc mai mult de pe coasta egeeană a Turciei, deci, în perioada ce urmează, noi vom controla mult mai strict această zonă. Trebuie să soluţionăm această problemă a migraţiei ilegale în cooperare şi solidaritate atât cu România, cât şi cu Grecia.”

În ceea ce priveşte construcţia unei moschei la Bucureşti, Preşedintele Turciei a afirmat în faţa jurnaliştilor: „În timpul vizitei pe care am făcut-o la Bucureşti, am discutat această chestiune cu domnul Preşedinte. În momentul de faţă, colegii noştri lucrează pentru a obţine autorizaţiile necesare, avem şi un proiect definitivat, dar, în acest moment, noi dorim să dezvoltăm acest proiect. Acest lucru va fi expresia cea mai frumoasă a dialogului şi a solidarităţii dintre cele două ţări.” În replică, domnul Klaus Iohannis a spus: „Pot să confirm că s-a ajuns în faza solicitării autorizaţiei de construcţie. După cum ştiţi, chestiunea este de competenţa Primăriei şi se lucrează la aceste documentaţii”

În cadrul conferinţei de presă, Preşedintele Turciei a mai afirmat: „Cei 70.000 de conaţionali turci care trăiesc astăzi în România şi cei 20.000 de cetăţeni turci care se află în România reprezintă o punte de prietenie puternică între ţările noastre. Centrele Culturale „Yunus Emre” din România şi Institutul „Dimitrie Cantemir” din Istanbul au o contribuţie însemnată la dezvoltarea relaţiilor dintre popoarele noastre. TIKA, (Agenţia de Cooperare şi Coordonare Turcă) îşi desfăşoară activitatea la Bucureşti de aproape un an. În cooperare cu instituţiile din România şi-a pus semnătura pe foarte multe proiecte în domeniul educaţional, cultural, în domeniul sănătăţii şi al sportului.”

În cadrul vizitei de stat efectuată în Republica Turcia, Preşedintele României a avut întrevederi cu prim-ministrul Ahmet Davutoğlu şi cu Preşedintele Marii Adunări Naţionale a Turciei, domnul Ismail Kahraman. Printre subiectele discutate în cadrul întâlnirii cu premierul turc s-au regăsit atât importanţa consolidării cooperării bilaterale pe baza Parteneriatului Strategic dintre cele două state cât şi a cooperării la Marea Neagră şi în cadrul NATO. De asemenea, au fost abordate teme legate de dialogul politic şi contribuţia comunităţii de origine turcă din România şi a celei româneşti din Republica Turcia, la întărirea relaţiilor dintre cele două state. Ambele părţi au susţinut importanţa intensificării colaborării economice şi a exploatării potenţialului existent. În cadrul întrevederii cu Preşedintele Marii Adunări Naţionale a Turciei. Preşedintele Klaus Iohannis şi domnul Ismail Kahraman au subliniat faptul că România şi Turcia sunt parteneri cheie la nivel politic, strategic şi economic, iar consolidarea relaţiilor la nivel parlamentar va contribui la aprofundarea cooperării bilaterale.

Pe parcursul şederii în Republica Turcia, Preşedintele Klaus Iohannis a vizitat Biserica „Sfânta Muceniţa Paraschevi”, ctitorie a domnitorului Constantin Brâncoveanu, lăcaş de cult al comunităţii române ortodoxe din Istanbul, a depus o coroană de flori la Mausoleul lui Atatürk şi a semnat în Cartea de onoare. Klaus Iohannis a mai depus o jerbă de flori şi a păstrat un moment de reculegere la locul atentatului din 13 martie, soldat cu 37 de morţi şi zeci de răniţi.


Festivalul Primăvara Comunitară UDTR

Festivalul Primăvara Comunitară UDTR se bazează pe secole de istorie.
An după an Festivalul Renaşterii Primăvară Comunitară UDTR a reprezentat pentru comunitatea multietnică a Constanţei etalonul bucuriei. De 15 ani prin realizarea atâtor ediţii, comisia de cultură UDTR s-a străduit să încânte şi să impresioneze, să emoţioneze şi să evidenţieze atât frumosul cât şi valorosul. Toată această activitate a presupus efort şi creativitate, probleme şi obstacole de tot felul. Însă festivalul nostru s-a impus în modul cel mai firesc. A fost dorit deoarece ne reprezintă. A fost este şi va fi Sărbătoarea Renaşterii Comunitare. Un festival condimentat cu sunet, ritm şi culoare, o întâlnire de suflet pentru suflet. Participarea ansamblurilor folclorice, a membrilor marcanţi din rândurile comunităţii turce şi a comunităţilor prietene ne face să ne gândim la realizările noastre. Atâta muncă, atât efort, atâtea realizări ce reprezintă poate un legământ al stabilităţii şi solidarităţii.
Acest an, 2016, cea de a XV-a ediţie a Festivalului Primăvară Comunitară organizat de UDTR în data de 26 martie, în Sala Remus Opreanu, Prefectura Constanţa a reunit 10 echipe folclorice care au susţinut un program plin de viaţă şi spirit. Tot acest turneu etnic a fost prezentat de preşedinta comisiei de cultură UDTR, doamna Serin Turkoglu, care a presărat pe ici pe colo frumoase citate şi versuri „portrete de primăvară” care au bucurat numeroasa audienţă. Echipele mixte de dansatori au evoluat în cadrul „turneului celebrităţilor” şi a reprezentat o incântare şi un câştig pentru toţi cei prezenţi. Domnul preşedinte Fedbi Osman a împărţit diplome, premii şi flori din partea UDTR ca o recunoaştere a talentului şi dăruirii membrilor echipelor participante. După competiţie echipele de dansatori au fost invitate la o gustare tradiţională pentru a confirma încă o dată proverbiala ospitalitate turcească.


8 Mart Dünya Kadınlar Günü

Dünya Kadınlar Günü ya da Dünya Emekçi Kadınlar Günü her yıl 8 Mart’ta kutlanan ve Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış uluslararası bir gündür. İnsan hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasına ayrılmaktadır. Türkiye’de ise 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlandı.
Bu günü anmak amacıyla Romanya Demokrat Türk Birliği Kadınlar Komisyonu “Toplumda Türk Kadının Rölü” adlı sempozyumu düzenledi. Constanţa, Medgidia, Cumpăna, Cobadin, Tuzla, Techirghiol, Galaţi, Măcin ve Isaccea şubelerinden katılan hanımlara Romanya Demokrat Türk Birliği Kadınlar Komisyonu özel bir faaliyet hazırladılar. Davetliler arasında Türkiye Cumhuriyeti Köstence Başkonsolosu eşi sayın Pouneh Bozçalışkan, Murat Yalçın, Ercan Ertürk, Yunus Emre Bakırcı muavin konsolosların eşleri, Türkiye Cumhuriyeti Ticari Ataşesi Sezen Leventoğlu bulundular.
Açılış konuşması yapan Kadınlar Komisyonu başkanı Melec Amet şunları ifade etti: “Dobruca bölgesindeki kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyorum! Dobruca bölgesinde ortak kültür ve geleneklerimizi yaşatılmasında soydaş hanımlar büyük bir sorumluluk üstleniyor ve gerek evde çocukları yetiştirirken, gerek eğitim, kültür alanındaki görev çalışmalarıyla büyük çaba gösteriyorlar. 8 Mart vesilesiyle en iyi dileklerimi ve sevgilerimi sunuyorum.”
Hanımları tebrik etmek amacıyla vali yardımcısı Levent Accoium faaliyete katıldı ve davetlilere çicek dağıttı.


Nevruz – Sărbătoarea Primăverii

Centrul Cultural Turc „Yunus Emre” şi Consulatul General al Republicii Turcia la Constanţa au marcat „Sărbătoarea Primăverii” prin două evenimente culturale găzduite de Colegiul Naţional de Arte „Regina Maria” din Constanţa. Prima manifestare culturală a avut loc luni, 21 martie şi a reunit două ansambluri folclorice din Turcia şi România. Pe scena Colegiului Naţional de Arte „Regina Maria” au urcat ansamblul folcloric „Româncuţa” din Cumpăna şi ansamblul folcloric de dansuri tradiţionale turceşti din Edirne. Ansamblul folcloric „Româncuţa” a prezentat o suită de dansuri din Dobrogea dar şi câteva dansuri specifice altor regiuni ale ţării precum Moldova şi Muntenia. Cele două ansambluri au fost aplaudate la scenă deschisă de etnicii turci şi tătari prezenţi în sală. Printre invitaţi s-au numărat: Prefectul Judeţului Constanţa, domnul Adrian Nicolaescu, Subprefectul Levent Accoium, primarul localităţii Cumpăna, doamna Mariana Gâju şi muftiul Cultului Musulman din România, domnul Murat Iusuf. La spectacol au fost prezenţi : Consulul General al Republicii Turcia la Constanţa, domnul Ali Bozçalışkan împreună cu soţia, dar şi directorul Centrului Cultural Turc „Yunus Emre”, domnul Ali Oğuzhan Yuksel.
Cel de-al doilea eveniment cultural organizat de Centrul Cultural Turc „Yunus Emre” din Constanţa a avut loc miercuri, 23 martie când s-a desfăşurat vernisajul expoziţiei intitulate, „Nevruz şi Primăvara”. Vernisajul a fost găzduit de Colegiul Naţional de Arte „Regina Maria” şi a reunit lucrările artiştilor plastici: Anca Donici, Nermin Hogea, Ina Ioana Iordan, Monica Maria Goşoiu, Elena Dordea Stănescu, Jeni Mazilu şi Pouneh Bozçalışkan. Printre tablourile expuse de artiştii plastici s-au numărat şi câteva desene în acuarelă ale elevei Yasemin Bozçalışkan. Vernısajul a fost urmat de un moment artistic susţinut de soprana Ionela Duma acompaniată la pian de conf.univ.dr. Nejla Ionescu. Soprana Ionele Duma a interpretat „Doina Stăncuţei”, compozitor T. Brediceanu, „O Primavera” de P.A. Tirindelli şi „Ständchen” de J. Brahms. Surpriza serii a constituit-o talentata elevă Yasemin Bozçalışkan. care a interpretat la pian „Chopsticks” de Arthur de Lulli şi „Marşul Măgarilor”. Toţi artiştii au fost aplaudaţi îndelung la scenă deschisă. La eveniment a fost prezent şi Consulul General al Republicii Turcia la Constanţa, domnul Ali Bozçalışkan.


Nevruz ve Bahar

Edirne Halk Eğitim Merkezi, Köstence Yunus Emre Türk Kültür Merkezi, Dobruca Türk İşadamları Derneği, Teodor Burda Kültür Merkezi ve Regina Maria Sanal Lisesi ile işbirliğiyle Nevruz şenliği düzenlenmiştir.
23 Mart tarihinde Regina Maria Sanal Lisesin’de Romanya Denizcilik Ligi “Cdor. Donici Atölyesi” üyeleri ve Pouneh Behbahani Bozçalışkan sergiledi. Sergide Anca Donici, Elena Dordea Stănescu, Maria Monica Gosoiu, Nermin Hogea, Ina Ioana Iordan, Jeni Mazilu ve Pouneh Behbahani Bozçalışkan eserlerini sundular.
Pouneh Behbahani Bozçalışkan 1974’te Tahran’da doğdu. Ilk, orta, lise ve üniversite eğitimini Tahran’da tamamladı. Fransızca Dili Bölümü menzunudur 2005 yılından itibaren Türkiye’de yaşamaktadır. Uzun süredir resim ve el sanatlarıyla ilgilenmektedir. 2012’den itibaren sulu boya resim çalışmaya başlamış. Ankara’da ressam Bakanlığı’nda açılan karma sergiye katılmıştır. 2015 yılında Köstence’de ilk kişisel resim sergisini açmıştır. Ayrıca Köstence’de çeşitlı karma sergilere katılmıştır. Sanatçılara yanısıra ressam Yasemin Bozçalışkan’da küçük yaşına rağmen çalışmalarını başarı ile sundu. Sergi bir lirik dinleti ile sona erdi. Soprano Ionela Duma ve Piyanist Doç. dr. Nejla Ali sanat severleri büyüledi. Programlarında T. Brediceanu eseri “Doina Stăncuţei”, P.A. Tirindelli – “O Primavera“ ve J. Brahms – “Standchen” seslendirdiler.
Nevruz ve Bahar şenlikleri kapsamında aynı Regina Maria Sanal Lisesin’de bir gösteri hazırlandı. Edirne Halk Eğitim Merkez’in folklor ekibi ve Cumpana’ya ait “Româncuţa” folklor grupu davetlilere özel bir program sundular.


Olimpiada de limbă turcă maternă, faza judeţeană

Unirea furnizată de limbă şi idealuri este mediul propice pentru unitate culturală iar înţelepciunea literară aduce oriunde dreptate şi pace fiind întâmpinată pretutindeni ca un arhitect al alianţelor. Drept urmare entuziasmul de la deschiderea Olimpidei de Limba Turcă este sincer deoarece ne asigură deschiderea unei ferestre prin care ne uităm spre viitor cu încredere. Toate aceste eforturi, munca realizată şi poate subapreciată acum, ne asigură construirea unor punţi durabile de fraternitate, la speranţa într-o viaţă nouă în care ne vom înţelege şi vom învăţa să iubim.
Dacă aş descrie această competiţie din România aş arăta că are loc în fiecare an, acesta fiind al XX-lea, şi se evaluează în general cunoaşterea limbii în scopul de a o utiliza mai eficient şi mai uniform, pentru a promova limba turcă în toate regiunile ţării. Pot participa toţi elevii claselor de limba turcă maternă, începând cu clasele a IV-a, ce deţin competenţe lingvistice peste mediu. Odată selectaţi din şcolile unde activează ca elevi trec în această primă etapă de concurs judeţean. Aptitudinile lingvistice şi literare sunt evaluate de un grup de profesori de specialitate desemnaţi într-o comisie de Inspectoratul Şcolar Judeţean Constanţa.
Acest an, 2016, concursul regional a avut loc în data de 5 martie şi s-a desfăşurat la Colegiul Naţional „Kemal Atatürk” din Medgidia. Uniunea Democrată Turcă din România partener permanent al ISJC a asigurat transportul elevilor cu autocarul şi necesarul de materiale didactice.
Programul de testare a fost atent urmărit de Inspectorul de Specialitate, doamna Anefi Icbal şi executat cu minuţiozitate de profesori, membrii ai comisiei de organizare şi desfăşurare a Olimpiadei Judeţene. Evaluarea după examen s-a făcut cu atenţie iar elevii care au obţinut peste 80 de puncte din 100 s-a calificat în faza naţională.
Rezultatele obţinute au dovedit eficienţa în utilizarea limbii şi a transmiterii culturale în familie. Fără acest suport şi fără dorinţa de a dezvolta cunoştinţele acumulate în familie nu se poate construi nimic. În acest context, pentru a învăţa o limbă străină, oamenii apelează la centrele de limbă şi şcoli speciale. Unele familii, cu resurse financiare îşi trimit copiii în străinătate. Pentru noi este mult mai simplu. Putem să le vorbim în limba maternă acasă, în familie. Un astfel de sprijin afectează pozitiv activitatea de predare a limbii materne ajutându-i pe elevi să înveţe mai bine. Atracţia pentru studiu a acestei categorii de elevi este evidentă, de unde şi participarea acestora în concursuri organizate de diferite instituţii care oferă premii de călătorie pe lângă multe alte premii cu care sunt răsplătiţi câştigătorii competiţiilor. Cât priveşte competiţiile materne turceşti, pe lângă Olimpiada de Limba şi Literatura Turcă, acestea includ:

  1. Concurs de vorbire
  2. Concurs de scriere
  3. Concurs competenţe citire
  4. Interpretare cântec turcesc
  5. Concurs de poezie
  6. Concurs de lectură
  7. Concurs cultură generală/proverbe şi zicători
  8. Concurs film scurt metraj
  9. Concurs talente speciale
  10. Concurs dans popular
  11. Concurs de eseuri
  12. Concurs marmorat Ebru
  13. Concurs carte
  14. Concurs prezentare stand tradiţional

Nu ne rămâne decât să îi felicităm încă o dată pe câştigătorii acestei prime etape a Olimpiadei de Limba şi Literatura Turcă Maternă urându-le succes la faza naţională.
Sperăm să aveţi rezultate mai bune în etapa naţională. Ştiţi că ne-aţi făcut foarte fericiţi. Calificativele obţinute în această etapă a competiţiei demonstrează cu prisosinţă excepţionalele voastre performanţe lingvistice. Vă mulţumim pentru efortul, răbdarea şi dăruirea pe care aţi arătat-o acest an, suntem norocoşi că avem elevi ca voi şi sperăm din tot sufletul ca truda voastră să fie răsplătită înmiit. Rodul muncii voastre este ştiinţa asimilată, disciplina şi valoarea umană. Succes şi multă fericire vouă şi familiilor voastre!


Interacţiune între religie şi naţionalism

În data de 24 martie Fundaţia Europeană Titulescu şi Centrul Cultural European Româno-Panarab au organizat dezbaterea cu tema „Interacţiune între religie şi naţionalism”. Moderatorul acestei dezbateri a fost preşedintele FET, prof.univ.dr. Adrian Năstase. Invitaţii emisiunii au fost: şeicul Mohammad Hussein, muftiul Ierusalimului; Arhimandrit Elias Awad, liderul spiritual al ortodocşilor de rit bizantin din Ramallah; Isaac Altayef, reprezentantul comunităţii evreilor samariteni; Dr. Hanna Hilaneh, preşedintele Înaltei Autorităţi a Locurilor Sfinte Islamico-Creştine; Murat Yusuf, muftiul cultului musulman din România. Muftiul Ierusalimului, Mohammad Hussein a vorbit despre importanţa comunicării şi dialogul între religii şi culturi. Acesta a condamnat actele teroriste făcute de organizaţia teroristă IŞID (ISIDOR) precizând că aceşti terorişti nu au o legătură cu religia. În discursul său a subliniat că Islamul este o religie a păcii şi ar trebui învăţată din surse sigure şi cu o educaţie corectă. Muftiul cultului musulman din România, Murat Yusuf în discursul său a vorbit despre dragoste şi pace.
Întâlnirea s-a încheiat cu o şedinţă foto a reprezentanţilor diferitelor religii care şi-au unit mâinile oferind mesaje de prietenie şi fraternitate.


Dinler ve Kültürlerarası Diyalog

24 Mart tarihinde Avrupa Titulescu Vakfı ile Romanya – Arap Dünyası Kültür Merkezi ortaklaşa “Dinler ve Kültürlerarası İletişim” konulu diyalog ve tartışma toplantısı Bükreş’te düzenlediler. Program, Casa Titulescu’da gerçekleştirilerek moderatörlüğünü eski başbakan prof. univ. dr Adrian Năstase yaptı. Programa, Kudüs Müftüsü Sn. Mohammad Hussein, Kudüs Ramallah Bölgesi Bizans Ortodoks Ruhani lideri Sn. Arhimandri Elias Awad, Samiri Yahudi Toplumu Temsilcisi Sn. Isaac Altayef, İslam – Hıristiyan Birliği Temsilcisi Dr. Hanna Hılaneh ve Romanya Müftüsü Murat Yusuf katıldı. Konuşmacılar Işid ve terör olaylarını kınayarak insanları barışa ve kardeşliye davet ettiler.
Toplantıda ilk konuşmayı Kudüs Müftüsü Sn. Mohammad Hussein yaparak dinler ve kültürler arasındaki diyaloğun önemine dikkat çekti. İŞİD gibi terör örgütlerin yaptığı saldırıları kınadı. İslam’ın ana kaynaklarından doğru öğrenmesi ve eğitim ile mümkün olacağını vurgulayarak, İslam’ın barış dini olduğunu vurguladı. Tüm konuşmacılar terör olaylarını kınandılar ve insanlığı barış ve sevgiye davet ettiler. Romanya Müftüsü, Murat Yusuf yaptığı konuşmada teröre karşı barış ve hoşgörü içerisinde bir arada yaşama temennisinde bulundu. Toplantı, din temsilcileri ve katılımcıların birlikte fotoğraf çektirmesi ve ellerini üst üste koyarak dünyaya dostluk ve kardeşlik mesajları vererek sona erdi.


Mihnea Motoc: „Turcia, unul dintre cei mai importanţi parteneri de cooperare ai României în regiune”

Ministrul Apărării Naţionale, Mihnea Motoc, în data de 16-17 martie a.c., la Ankara, a purtat convorbiri cu omologul său turc, Ismet Yilmaz, prilej cu care a confirmat rolul „special” al Turciei ca partener strategic şi „unul dintre cei mai importanţi parteneri de cooperare ai României în regiune”, informează MApN.
„Au fost abordate aspecte privind cooperarea în cadrul aliat, cu accent pe pregătirea Summitului NATO de la Varşovia. (…) Ministrul Motoc a punctat nevoia concentrării eforturilor în vederea consolidării prezenţei aliate pe flancul estic şi susţinerea adaptării posturii strategice a NATO. În acest context, cei doi oficiali au convenit asupra posibilităţilor de conlucrare în plan bilateral şi regional, pentru gestionarea riscurilor şi a ameninţărilor evolutive din regiunea extinsă a Mării Negre”, precizează MApN.
În cadrul discuţiilor ambele părţi au subliniat necesitatea consolidării cooperării bilaterale în domeniul apărării în actualul mediu de securitate, „extrem de volatil şi complex”.

anonim


Mihnea Motoc: “Türkiye bölgedeki en önemli ortaklarımızdan biri”

Romanya savunma bakanı Mihnea Motoc mevkidaşı İsmet Yılmaz 16-17 Mart 2016 tarihlerinde, Ankara’da bir araya geldiler.
Ziyaret sırasında NATO müttefiki iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesinin yanında, bölgesel güvenlik meseleleri ve Varşova’da düzenlenecek NATO Zirvesi ile ilgili de görüş alış verişinde de bulunmuşlardır.
Özellikle bölgede Türkiye’nin, Romanya’nın en önemli iş birliği ortaklarından olduğu ve bölgedeki istikrar ve güvenlik için ikili işbirliklerinin süreceği vurgulandılar. İki bakan Karadeniz’de oluşabilecek risklere karşı bölgesel düzeyde işbirliği imzaladılar. Ayrıca görüşmelerde hassas güvenlik önlemleri için ikili işbirliğinin pekiştirilmesi ihtiyacı vurgulandı.

anonim


Türk Filmi Günleri

Yunus Emre Enstitüsü Köstence Türk Kültür Merkezi ve Türkiye Cumhuriyeti Köstence Başkonsolosluğu tarafından 17-18-19 Mart günlerinde Köstenceli sanatseverlere “Unutursam Fısılda, Evim Sensin ve Kelebeğin Rüyası” filmleri gösterimi gerçekleştirilmiştir.
Unutursam Fısılda, yönetmenliğini ve senaristliğini Çağan Irmak’ın yaptığı 2014 yapımı Türk melodram sinema filmi 29 Ekim 2014 tarihinde Türkiye’deki sinemalarda gösterime girmiştir.
Birbirlerinin tam zıttı olan Hatice ve Hanife iki kardeştir. Hatice, şarkı söyleme tutkusu olan ve hayatının, hayallerinin peşinden gitmeye meyillidir. Ablası Hanife de bir o kadar tutucu, içine kapanık birisidir. Bir gün kasabaya yeni gelen müzisyen Tarık’ın Hatice’yi keşfetmesi, aralarında başlayan büyük aşk ve Türkiye’nin starları olma hevesleri onları İstanbul’a kadar sürükler. Uzun bir sürenin ardından kaçtığı evine dönen Hatice de kendisinin dönmesini bekleyen ve geçmişte yaşananların hesabını soran ablası Hanife’ yi karşısında bulur. Oyuncular ise Hümeyra – Hatice/ Ayperi, Işıl Yücesoy – Hanife, Köksal Engür – Erhan, Farah Zeynep Abdullah - Hatice/ Ayperi (gençlik), Kerem Bürsin – Erhan (gençlik), Mehmet Günsür – Tarık (gençlik) Gözde Cığacı – Hanife (gençlik).
Evim Sensin, 2012 yılı kasım ayında gösterime giren yönetmenliği Özcan Deniz tarafından yapılan Türk sinema filmi. Senaryosu, 2004 Güney Kore filmi “Nae meorisokui jiwoogae’den uyarlanmıştır. Oyuncular Özcan Deniz – İskender, Fahriye Evcen – Leyla.
Kelebeğin Rüyası, Yılmaz Erdoğan’ın yazıp yönettiği şiirsel hayatı konu alan 2013 yapımı dram filmidir. Başrollerini Kıvanç Tatlıtuğ ve Mert Fırat’ın paylaştığı film, II. Dünya Savaşı döneminde Zonguldak’ta yaşayan genç şairler Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu’nun hayat hikayesini anlatıyor. O dönemde şairlerin Mehmet Çelikel Lisesinde edebiyat öğretmeni olan Behçet Necatigil’i de Yılmaz Erdoğan canlandırmaktadır.
Film, Eylül 2013 tarihinde, 86. Akademi Ödülleri’nde Türkiye’nin yabancı dilde en iyi film dalında Oscar aday adayı olarak seçilmiştir.
Film Zonguldak’ta, 1941 yılında başlar. İki genç şair Rüştü Onur (Mert Fırat) ve Muzaffer Tayyip Uslu (Kıvanç Tatlıtuğ), yeni yeni modernleşen bu madenci kentinde memuriyet hayatlarını sürdürürken, bir yandan da sanatla, edebiyatla ve en çok da şiirle iç içe yaşamaktadırlar. Ayakları üzerine yeni kalkan genç Cumhuriyet, bir yandan modernleşme çabasındayken, aynı yıllarda Avrupa’da da II.Dünya Savaşı yaşanmaktadır. Şairliğe ve sanata bakışın henüz olgunlaşmadığı toplumda şiir ile uğraşan bu iki veremli genç, toplumun her kesimine şiiri sevdirmeye çalışmaktadır. Belediye Başkanı’nın kızı Suzan Özsöy (Belçim Bilgin)’un Zonguldak’a geri gelmesiyle Rüştü ve Muzaffer’in şiire olan inancı daha da artar. Muzaffer, Suzan’a aşık olur. Henüz lise öğrencisi olan Suzan, ailesinin istememesine rağmen iki gençle yakın arkadaş olur. Fakat 1940’lı yılların vebası olan verem, iki genç insanın da sağlığını git gide tehdit etmektedir. Rüştü ve Muzaffer kendi geleceklerini kurabilme çabası içerisine girerler.
Türk Filmi Günleri’ne katılanlar arasında Türkiye Cumhuriyeti Köstence Başkonsolosu sayın Ali Bozçalışkan ve Yunus Emre Kültür Merkezi Müdürü Ali Oğuzhan Yüksel bulundular.


Zilele filmului turcesc la Constanţa

În perioada 17-19 martie, cinefilii constănţeni au avut posibilitatea să urmărească trei filme de lung metraj din cinematografia turcească difuzate de Centrul Cultural Turc „Yunus Emre” din Constanţa, în parteneriat cu Consulatul General al Republicii Turcia la Constanţa, în cadrul „Zilelor filmului turcesc”.
Prima seară a fost consacrată filmului de lung metraj „Şopteşte-mi dacă uit” în regia lui Çagan Irmak, realizat în 2014. Rolurile principale au fost interpretate de: Hümeyra, Işıl Yücesoy, Farah Zeynep Abdula (actriţa care a jucat rolul Şura în serialul de epocă difuzat şi în România „În dragoste şi în război”), Mehmet Günsür (actorul care a jucat rolul Prinţului Mustafa în serialul „Suleyman Magnificul - Sub domnia iubirii”), Kerem Bürsin, Gözde Çığacı. Filmul, inspirat din biografia cântăreţei Ayperi este o emoţionantă poveste de viaţă a două surori. Ele au două caractere diametral opuse: Hatice exuberantă, libertină fuge de acasă pentru a-şi împlini visul de a ajunge cântăreaţă şi Hanife conservatoare, ataşată de tradiţii şi familie. Cele două surori se regăsesc după o lungă perioadă de timp când Hatice se întoarce bolnavă în casa părintească la sora ei.
În data de 18 martie a fost difuzat filmul de lung metraj „Tu eşti căminul meu / Evim Sensin”, în regia lui Özcan Deniz, realizat în 2012. Rolurile principale au fost interpretate de Özcan Deniz şi Fahriye Evcen.
Evim Sensin este un film emoţionant centrat pe povestea de dragoste dintre Iskender, un tânăr care munceşte pe şantier şi care de abia trăieşte de pe o zi pe alta şi Leyla, o fată înstărită. Cei doi se întâlnesc, se îndrăgostesc şi se căsătoresc. Totul pare un basm până când, într-o zi, visul se destramă.
Ultima proiecţie, „Visul fluturelui / Kelebeğin Rüyası” în regia lui Yılmaz Erdoğan a fost realizată în 2013. Rolurile principale au fost interpretate de Kıvanç Tatlıtuğ (actorul care a jucat rolul Kurt Seyit în serialul de epocă „În dragoste şi în război”), Belçim Bilgin, Mert Firat.
Proiecţiile s-au bucurat de succes fiind difuzate cu sala plină până la refuz, organizatorii fiind nevoiţi să completeze locurile din sală cu scaune suplimentare. La eveniment au fost prezenţi Consulul General al Republicii Turcia la Constanţa, domnul Ali Bozçalışkan şi directorul Centrului Cultural Turc „Yunus Emre” din Constanţa, domnul Ali Oğuzhan Yüksel.


Ziya Gökalp

1924, İstanbul, Türkmen asıllı Türk yazar, toplumbilimci, şair ve siyasetçidir. Meclis-i Mebusan’da veTürkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletvekilliği yapmıştır. “Türk milliyetçiliğinin babası” olarak da anılır.
3 Mart 1876’da Çermik’te dünyaya gelen Gökalp’in, Kürt ya da Zaza olduğuna yönelik bilgiler vardır. Babası, aslen Suriye Türkmeni olan Vilayet Evrak Memuru Mehmet Tevfik Efendi (1851–1890), annesi Pirinçcizade ailesinden Zeliha Hanım (1856–1923), dayısı dönemin Diyarbakır belediye başkanı olan, 1895’teki Ermenilere yönelik saldırıların örgütleyicilerinden olan Pirinçcizade Arif Efendi’dir. 16. yüzyıla kadar Araplar ve Farslar egemenliğinde olan Diyarbakır sonradan Türk, Kürt ve Ermeni toplulukların millî çekişmeleri ile şekillenmiştir. Sonraları, Kürt kökenli olduğu söylendiğinde, Gökalp, babası tarafından Türk ırkına sahip olduğundan emin olduğunu ama aslında bunun önemsiz olduğunu belirtmiştir. “Sosyolojik çalışmalarımdan öğrendim ki milliyet, eğitime dayalıdır” demiştir.

Öğrencilik yılları

Eğitimine doğduğu yer olan Diyarbakır’da başladı. 1886’da Mektebi Rüştiye-i Askeriyye’ye (Askeri Ortaokul) girdi, özgürlük düşüncesini ilk defa bu okuldaki hocası Kolağası (Önyüzbaşı) İsmail Hakkı Bey aşıladı. Askeri rüştiyenin son sınıfında iken babasını kaybetti. 1890’da amcası Müderris Hacı Hasip Bey’den geleneksel İslâm ilimleri ile ilgili ders almaya başladı. Öğrenimine İstanbul’da devam etmek istediyse de bu imkânı bulamayınca 1891’de Diyarbakır’da İdadi Mülkiye’nin (Sivil Lise) ikinci sınıfına kaydoldu. Son sınıfta öğrenci iken “Padişahım Çok Yaşa” yerine “Milletim Çok Yaşa” diye bağırması, hakkında soruşturma açılmasına yol açtı. O sırada okul süresinin beş yıldan yedi yıla çıkması üzerine 1894’te okuldan ayrıldı.
Liseden ayrıldıktan sonra amcasından Arapça ve Farsça dersleri aldı. Tasavvufla ilgilendi. Fransızca öğrenmeye başladı. Diyarbakır’daki kolera salgını nedeniyle bu şehirde görevlendirilen Doktor Abdullah Cevdet Beyile tanıştı, fikirlerinden etkilendi. Ekonomik sıkıntılar yüzünden öğrenimine devam etmek için İstanbul’a gidememesi, ailesinin evlenmesi için baskı yapması gibi nedenler 18 yaşındaki Mehmet Ziya’yı intihara sürükledi İntihar girişiminin sebebi olarak idadideki hocası Dr. Yorgi Efendi’den aldığı felsefe eğitimi ve ailesinin verdiği dini eğitim arasında yaşadığı çatışma da gösterilmektedir. Kafasına sıktığı kurşun, güç koşullar altında yapılan morfinsiz bir ameliyatla çıkarıldı. Ameliyatı gerçekleştiren Dr. Abdullah Cevdet Bey ve Diyarbakır’da bulunan genç bir Rus operatördü. İntihar girişiminden sonra kendisini tekrar okumaya verdi. Özgürlüğe düşman olanlara çatan pek çok şiir yazdı.
1896’da, Erzincan Askeri Lisesi’nde öğrenci olan kardeşi Nihat sayesinde Harp Okulu öğrencileri ile birlikte İstanbul’a giden Gökalp, ücretsiz olduğu için Baytar Mektebi’ne kaydını yaptırdı. Buradaki öğrenimi sırasında ülkedeki özgürlük hareketine katılmış insanlarla tanışmak için gayret gösterdi; İbrahim Temo ve İshak Sükûti ile görüştü. Jön Türkler’den etkilendi. İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı. “Yasak yayınları okumak ve muhalif derneklere üye olmak” nedeniyle 1898’de tutuklandı. Bir yıl cezaevinde kaldı.

Diyarbakır yılları

Serbest bırakıldıktan sonra 1900’de Diyarbakır’a sürgüne gönderildi. Yüksek öğrenimini tamamlayamayan Mehmet Ziya’nın Diyarbakır’daki amcası ölmüş ve kızı Vecihe ile evlenmesini vasiyet etmişti. Amcasının vasiyetini yerine getirmiş ve Vecihe Hanım ile evliliğinden bir oğlu (Sedat), 3 kızı (Seniha, Hürriyet, Türkan) olmuştur.
1908’e kadar Diyarbakır’da küçük memuriyetler yaptı. Eşinin mal varlığıyla rahat bir yaşam sürdürürken el altından hürriyet çalışmalarını yürüttü. O dönemde bölgenin güvenliği için kurulan ve başında Kürt asıllı İbrahim Paşa’nın bulunduğu Hamidiye Alayları hırsızlık ve soygun olaylarına karışınca halkı örgütleyerek eyleme yöneltti. 3 gün boyunca Diyarbakır Telgrafhanesini işgal ederek buradan saraya İbrahim Paşa ve adamlarını cezalandırmaları için telgraflar çekmeye başladı.
Doğu ile Batı arasındaki kilit bağlantı noktalarından olan Diyarbakır Telgrafhanesinin işgali işin içine Batılı devletlerin de karışmasına neden oldu. Onların da saraya yaptığı baskı neticesinde bölgeye bir araştırma heyeti gönderildi. Fakat bir süre için sinen İbrahim Paşa ve adamları daha sonra aynı kanunsuzluklara yeniden başlayınca Ziya Gökalp ve arkadaşlarının önderliğindeki halk bu sefer 11 gün süre ile telgrafhaneyi yeniden işgal ettiler. Bu direnişin sonunda İbrahim Paşa ve adamları bölgeden uzaklaştırılmıştır.
1904- 1908 arasında Diyarbakır Gazetesi’nde şiir ve yazılarını yayımladı. İbrahim Paşa’nın halka yaptığı zulümleri “Şaki İbrahim Destanı” adlı yapıtında anlattı.

II. Meşrutiyetten sonra

II. Meşrutiyet’ten sonra İttihat ve Terakki’nin Diyarbakır şubesini kurdu ve temsilcisi oldu. “Peyman” gazetesini çıkardı.
Mehmet Ziya, 1909’da Selanik’te toplanan İttihat ve Terakki Kongresi’ne Diyarbakır delegesi olarak katıldı ve örgütün Selanik’teki merkez yönetim kuruluna üye olarak seçildi. Selanik’te kalmayı sürdürerek çevresinde bir kültür hareketi yaratmaya çalıştı. Lise programlarına sosyal bilimler dersi koydurtarak bu disiplinin okullarımıza girmesini sağladı. İttihat ve Terakki Selanik Şubesi’ni gençlik işleri ile uğraşan kolunun başına geçen Ziya Bey, çevresindeki gençlere toplumbilim ve felsefe dersleri verdi. Tevfik Sedat, Demirtaş, Gökalp gibi takma adlar kullanarak Selanik’te yayımlanan bir felsefe dergisinde yazılar yazdı. Dünyadaki Türkleri birleştiren, güçlü bir Türk devleti kurulmasını tasarlayan Ziya Bey, bu ülküyü dile getirdiği Altun Destanı’nı 1911’de Genç Kalemler Dergisi’nde yayımladı.
1912’de Derneğin merkezi İstanbul’a taşınınca, Ziya Gökalp de İstanbul’a geldi, Cerrahpaşa semtine yerleşti. Mart ayında Ergani/Maden (Diyar-ı Bekir) mebusu olarak Meclis-i Mebusan’a seçildi. Meclis dört ay sonra kapatılınca Edebiyat Fakültesi’nde öğretim görevlisi oldu. Kurumda onun eğitimle ilgili görüşleri kabul gördü; Darülfünun ve Eğitim Fakültesi’nde ders programları, okutulacak kitaplar onun önerileri doğrultusunda kararlaştırıldı. 1913 ve 1914 yıllarında kendisine önerilen Maârif Nazırlığı (Millî Eğitim Bakanlığı) görevini kabul etmedi, üniversitedeki görevini sürdürdü. 1915’te İstanbul Üniversitesi’nin Felsefe bölümünde İctimâiyyât müderrisi (Sosyoloji öğretim görevlisi) olarak atandı. İstanbul Üniversitesi’ndeki ilk sosyoloji profesörü idi; üniversitelerimize toplumbilim (sosyoloji), onun sayesinde girdi.
Düşüncelerini Türkçülük etrafında şekillendiren Mehmet Ziya Bey (Gökalp), İstanbul’a gelir gelmez Türk Ocağı’nın kurucuları arasında yer almıştı. Derneğin yayın organı “Türk Yurdu” başta olmak üzere Halka Doğru, İslâm Mecmuası, Millî Tetebbûlar Mecmuası, İktisadiyat Mecmuası, İçtimaiyat Mecmuası, Yeni Mecmua’da yazılar yazdı. Balkan Savaşı öncesinden I. Dünya Savaşı başlarına kadar Türk Yurdu dergisinin yönetim kurulunda kaldı, derginin her sayısın bir şiir bir de yazı verdi. Türkleşmek-İslâmlaşmak-Muasırlaşmak başlıklı yazı dizisinde önemli konular yer verdi. Sonraki yıllarda Yeni Mecmua’yı çıkardı.
Ziya Gökalp, bir yandan da eser vermeyi sürdürüyordu. 1914’te “Kızıl Elma”; 1918’de ise Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak” adlı eseri ile “Yeni Hayat” isimli şiir kitabını yayımladı.

Son yılları

Ziya Gökalp’in Fatih’teki II. Mahmud Türbesi hazîresinde yer alan mezarı.
I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin yenilmesinden sonra tüm görevlerinden alındı. 1919’da üniversite içinde İngilizler tarafından tutuklandı; dört ay Bekirağa Bölüğü’nde tutuklu kaldıktan sonra Ermeni soykırımı iddiaları ile ilgili işgal mahkemesi tarafından yargılandı. Mahkeme sürecinde soykırım iddialarını kesinlikle reddetmiş ve Mukatele (karşılıklı öldürme) tezini savunmuştur. Yargılama sonucu diğer İttihatçılarla birlikte Malta’ya sürgüne gönderilen Ziya Gökalp, orada arkadaşlarına toplumbilim ve felsefe dersleri verdi. Malta sürgünlüğü dönemde ailesiyle yaptığı mektuplaşmalar daha sonra Limni ve Malta Mektupları adıyla kitaplaştırılmıştır; sözkonusu kitap Malta sürgünlerinin orada geçirdikleri hayat şartlarıyla ilgili elimizdeki tek eserdir.
Ziya Gökalp, 2 yıllık sürgün döneminden sonra İstanbul’a döndüğünde üniversitede ders vermeye devam etmek istediyse de bu isteği kabul edilmedi. Bir ay kadar Ankara’da yaşadıktan sonra ailesiyle Diyarbakır’a gitti, Ahmet Ağaoğlu’nun desteğiyle Küçük Mecmua’yı çıkardı, yazılarıyla Kurtuluş Savaşı’nı destekledi.
1923’te Maarif Vekaleti Telif ve Tercüme Heyeti Başkanlığı’na atandı, Ankara’ya gitti. Aynı yıl Türkçülüğün Esasları isimli ünlü esrini yayımladı. Ağustos’ta İkinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Atatürk tarafından Diyarbakır mebusu olarak seçildi. Ankara’ya yerleşen Ziya Gökalp, kültürel ve düşünsel çalışmalarına hiç ara vermedi; dünya klasiklerinin Türkçeye çevrilip yayımlanması ile uğraştı. 1924’te kısa süren bir hastalığın ardından dinlenmek için gittiği İstanbul’da 25 Ekim 1924 günü hayatını kaybetti. Fatih’teki II. Mahmud Türbesi hazîresine defnedildi.
Eserleri: Limni ve Malta Mektupları, Kızıl Elma (1914), Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak (1929), Yeni Hayat (1930), Altın Işık (1927), Türk Töresi (1923), Doğru Yol (1923), Türkçülüğün Esasları (1923), Türk Medeniyet Tarihi, Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler Altın Destan, Üç Cereyan, Hars ve Medeniyet, Kuğular, Felsefe Dersleri (2006), Çizgi Kitabevi, Konya

anonim


Yemek tarifleri

Klasik Anne Keki

Malzemeler

Klasik Anne Keki Yapılışı

Üzüm Hoşafı

Malzemeler

Hazırlanışı

  1. Üzümlerin saplarını kopartıp ayıklayın ve bol suda yıkadıktan sonra üzerini geçecek suyun içinde 1 saat bekletin.
  2. 1 saat sonunda suyunuz süzün ve derin bir tencereye alın ve suyunu, şekerini ve karanfillerini de ilave ettikten sonra harlı ateşte kaynamaya bırakın.
  3. Kaynayınca ocağın altını kısın ve üzümler yumuşayana kadar pişirin. Bu arada su miktarını arttırabilirsiniz ama verdiğim ölçü yeterli gelecektir.
  4. Karanfil sevmiyorsanız kullanmayabilirsiniz ve şeker miktarında kendi damak tadınıza göre ayarlayın. Piştikten sonra ılımaya bırakın ve daha sonra buzdolabına alın ve soğumaya bırakın. Afiyet olsun.

Akıtma

Akıtma Hazırlanışı:

Patatesli Sulu Köfte

Malzemeler

Sulu Köfte Nasıl Yapılır

internet